1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Siyatik ağrısı
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyatik ağrısı

A+A-

Belden başlayıp, kalçanın tam ortasından geçerek, bacağın arkasından diz altına doğru uzayıp giden, ve genellikle, bel omurlarının daralıp, omurilikten çıkan sinir köklerini baskı altına almasıyla ortaya çıkan ağrıya, Siyatik Ağrısı denir. Bu ismin nedeni, bacağı uyaran, Nervus İsciadicus, yani İsias'ın Siniri’dir. Tıp Fakültesinde okuduğumuz yıllardan beri, bunu biliriz de, İsias'ın kim olduğunu merak etmek, nedense aklımıza pek gelmezdi. Meğer bu İsias, Kıbrıslı imiş... Bizim Lefke'ye bağlı olan Maratasa'dan olmakla, hemşehrimiz de oluyor.

Ünlü Kıbrıslı tarihçi Maharias'tan öğrendiğimize göre, vaktin birinde, Bizans'ın ünlü asılzadelerinden biri, Lord  Manuel Voutoumitis, Kıbrıs valiliğine atanır. Kendisi, bir gün sabah, bizim de çok iyi bildiğimiz Maratasa vadilerinde ava çıkar. Dağlar arasındaki patikalarda av peşinde dolaşırken, valinin karşısına bir keşiş çıkar. Valinin yolunu kesen bu keşiş, çekilip yol vermeyince, Manuel Voutoumitis, buna bir tekme yapıştırır. O anda, lordun bacağına bir ağrı saplanıp kalır. Ağrıyla birlikte, gözleri önünde beliren bir görüntüde de gidip keşişten af dilemediği takdirde, hiçbir hekimin, bu ağrıyı geçiremeyeceği, kendisine tebliğ edilir.

Ayni anda, keşişe de bizzat Meryem Ana'nın kendisi görünür. Ona da tebliğ edilir ki; vali af dilemeye gelecektir ama, onu affetmek için, kendisinden, Bizans sarayındaki bir tabloyu Kıbrıs'a getirip, keşişe teslim etmesi istenmelidir.

Zavallı vali, keşişin peşine düşüp, onu durdurur ve gözyaşları arasında, af diler. Keşiş, Manuel'i affeder ve ağrı, anında geçer. Daha sonra, bizim Mariefti, Manuel'e Meryem Ana'nın isteğini bildirir.

Manuel, durumu imparatora aktarmak üzere Bizans'a gittiğinde, bir de bakar ki; imparatorun kızı, ölüm döşeğinde. O kadar hasta ki, hiçbir hekim, derdine deva bulamıyor. Bu koşullar altında, imparatora keşişten söz etmek mümkün.

Kıbrıs Valisi, Bizans imparatorunun karşısına çıkıp, adada böyle marifetli bir keşiş tanıdığını, onu şehre getirirlerse, belki de prensesin iyileşebileceğini arzeder. İmparator, hemen adaya bir gemi gönderip, keşişi Bizans'a getirttirir. Manuel'in tahmin ettiği üzere, prensesin iyileşmesi için, keşişin ellerini cübbesinden çıkarıp, yatan kızın üzerine uzatması, yeter.

İmparator, keşişi hediyelere boğmaya hazırlanırken, o dizlerinin üstüne çökerek, ondan sarayındaki o resmi ister. İmparator, resmi, verir.

Resmi yapan, St. Luke'dur...  Ayios Lukas... İsa'nın havarilerinden biri...

Keşiş, adaya döner. Maratasa dağlarında bir yere, bir kilise yaparak o resmi içine koyar.

O kilise, bugünkü Cikko Manastırı'dır. O Resim ise, şu anda da manastırda duran, Hristiyanlık dünyasının en kutsal üç ikonundan, biridir.

Cikko Manastırı'nı kuran, St. Luke ikonunu alıp buraya getiren ve bacak ağrılarını kâh getirip, kâh tedavi eden bu Maratasalı keşişin adı:

Keşiş İsias'tır...

Nervus İsciadicus... Ya da İsias'ın Siniri... Siyatik ağrısının adı, meğer bizim Maratasalı'dan gelme imiş…

Nasıl hikâye? Beğendiniz mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.