1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Siz bulun isimlerini bunların
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Siz bulun isimlerini bunların

A+A-

Ahlak sözcüğünü ağzına alan herkesin ahlaklı olmadığını söylememe gerek yok. Ve hatta dikkat ederseniz ahlak sözcüğünü en çok ağzına alanlar da genellikle bilinen ahlaki normların tartışılmasına yol açan kişiler.

Fesüphanallah!

Siyasi arenadaki ahlak söyleminin ayağa düştüğünü benim söylememe gerek yok aslına bakarsanız. Çünkü bilinen ahlaki değerler artık üretilenler ile yer değiştirmiş durumda. Artık siyaset kurumu ve medya elele vermiş bilinen ahlaki normları yenileri ile değiştirme çabasına girmişler.

Çıkarları doğrultusunda gelişen olay ve olgular yüzünden, ahlaki normları günü birlik yapılandırır veya değiştirir duruma geldik.

Aman Allahım, akşam olup da kumandayı elime aldığımda görüyorum: Televizyon ekranlarında “körler sağırlar birbirini ağırlar” modunda programlar yaparak siyasi ahlaktan, toplumdan yana olmaktan ve halk çıkarından bahsedip duruyorlar.

***

Velhasıl kelam, toplum üzerinde hegemonya kurmuş ve kamuoyunu istekleri doğrultusunda yönlendirmekte olan siyasi ve medyatik güçler ile onların kanaat önderleri öyle bir güç kazanmış durumdalar ki, artık normlar bilinen eski yöntem olan ahlak kurumu tarafından değil, söylem tarafından inşa edilmekte… Hata inşa edilen her bir norm, yeniden ve yeniden yapılandırılarak meşrulaştırılıyor.

Özellikle  gücü elinde bulunduranların  “bir şey bilip de konuştuklarını” zanneden toplumları, sürü mantığı ile sürükleniyor. Bunun sonucunda, kabul gördüğü  sanılan bir vizyon sergileniyor, kalıcılaşıyor.

Bizim gibi çıkıntılar da bunu kabullenmeyip konuştukça, yazdıkça kötü ve çoğunluğun dışında düşünen “ahlak normlarına uymayan” kişiler damgası yemeye mahkum kalıyoruz!

Allah aşkına bana söyler misiniz? Parti parti gezerek bir türlü kendisine bir zemin bulamayan, başkanlık, bakanlık veya çeşitli kademelerdeki mevkilere oturabilmek uğruna gezinip duran kişilerin normlarını “halk yararına her türlü emtiya kullanılabilir ve her türlü siyaset ortamı içerisinde çalışılabilir” sözü ile tanımlayabilmeleri, hem de gözümüzün içine baka baka, ahlaki normlara ne kadar uygun!

Fakat dedik ya üretilen ve meşrulaştırılan suni normlar geçerlidir bundan böyle!

Ya da artık vekil transferlerine karşı çıktığını ve sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyeceğini söyleyen kişilerin, ilk transferi gerçekleştirilen kişi , parti veya gruplar olmalarının da  eskiden bilinen anlamdaki normlar ile bağlantısı olduğunu söyleyebilirmiyiz çok emin değilim doğrusu. Aslına bakarsanız bu da tamamen günü birlik üretilerek meşrulaştırılan normların arasındaki net örneklerden bir tanesidir.

Üretilen ve meşrulaştırılan normlar olarak kodladığımız ve hepimizin hayatlarına dokunan bu durumun mevcut sistemin devamlılığını sağlamak ve mevcut düzenden beslenenlerin beslenmeye devam etmelerini sağlayabilmekten başka hiç kimsemizin ve hiçbir şeyin işine yaramayacağını, devletin, yurdumuzun veya adamızın çıkarına asla dokunamayacak düzenekler olduğunu anlamakta çok geç kaldığımız aşikardır.

Daha da aşikar olan mevcut rejimin kendisini meşrulaştırmak adına ürettiği normların gölgesinde kalarak, onların normların ta kendisi olduğunu zannederek yaşamlarımızı sürdürme uyuşukluğu içerisindeyiz. Zaman zaman rahatsız olsak da, zaman zaman bu düzenin değiştirilmesinin gerekliliğini dile getirsek bile, yine an geliyor ki, bizlere de atılmış ufak ufak yemler uğruna meşrulaştırılmış normları gerçek ve daimi normlar gibi kabul etmek durumunda kalabiliyoruz.

Bunu en çok da sandığa gittiğimizde yapıyoruz!

Ne dersiniz haksız mıyım?

Devleşen sorunlar karşısında, ufak tefek birkaçına hatta çoğu zaman da kişisel olanlara ve birey birey yaşamlarımız dokunanlara çözüm bulmak gibi öneriler getiriliyor  olsa da, buradaki amaç ahlakın kalıcılaşması, normların değerler ile eşleşmesi için değil, yaratılan normların kabul edilir ve geçerli olduklarının ispatlanması çabası dışında bir şey değildir.

Maalesef kalıcı bir çözüm önermek,  mevcut ortamda indirgenmiş bir çaba olacaktır.

Ve ne yazık ki, olan bitenleri izlemek ve müdahale edememek ise  çaresizliğin tam resmidir!

Biz bu acizlik içerisindeyken ne yazık ki iktidar siyasetinin hâkim olduğu, değerleri çoğullaştırılmış, özgürlüğün maddi durum ile özdeşleştiği, kısacası 'güçlünün haklı' olduğu ortamlar giderek daha gerçek ve yaygın hale gelmekte.

***

Önümüzdeki olağanüstü seçim sürecinde bütün bunları kökten değiştirme şansımız yok elbette.

Ancak buna tepki koyma ve meclise girecek, bakan olacak veya onları atayacak olanlara, üst düzey bürokratları atayacak olanlara bir mesaj verebiliriz.

Bunun için karar vermemiz gerekiyor!

Ya devam edip meşrulaştırılmış günü birlik ahlaki kurallar ile birlikte yaşamlarımızı sürdürerek günün birinde ağızlarımıza birer parmak bal çalınmasını bekleyeceğiz, ya da bizlerin tayin ettiği ya da tayin ettiklerimizin atayacaklarının ayaklarını denk almalarını sağlayacağız.

Karar sizindir!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.