1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Sizinki temiz mi?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sizinki temiz mi?

A+A-

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komsu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına ' Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.' demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komsusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış 'Bak' demiş kocasına 'Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba?'

Kocası: ‘Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim' diye cevap vermiş.

***

Kıssadan hisse!

Bir köşe yazarının yazdığı yazı, onun aynasıdır. Fikirlerini, kültürünü, geçmişinden geleceğine taşıdığı kültürünü, felsefesini, amacını, duygularını, bilgi birikimini yansıtır. Tıpkı o köşe yazısını okuyanların, yazıyı yorumlarken düşündükleri, yorumladıkları gibi…

Bu öyküyü ister özel yaşamınız için yorumlayınız, isterseniz de dünya görüşünüz memleketiniz ile ilgili ideolojiniz bağlamında…

Ben duyduğumda, Kıbrıslı bir kadın olarak, Kıbrıslı bir Türk olarak, aklıma Kıbrıs sorununu izleme biçimimizi anımsadım. Dünyaya bakışımız, dünyadaki diğer ülkelerin, başka insanların, Türkiyeli ve Kıbrıslı Rum dostlarımızın Kıbrıs sorunu hakkındaki görüşlerini bu öykü ile ilişkilendirdim.

Çok anlamlı göründü bana: Özellikle okurlarımın yazılarıma yaptığı yorumlar, eleştiriler açısından da çok anlamlı geldi bu paylaşım.

***

Yıllardır, Kıbrıslı Türkler olarak hep mağdur pozisyonumuzu dillendirdik. Hep bize yaşatılan zorlukların hayatlarımızda ve geleceğimizde açtığı travmaları paylaştık. Türkiye’den ve Kıbrıslı Rumlardan, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nden Kıbrıslı Türklere verilmeye çalışılan zararları gördük. Bunları konuştuk.

Kurban ediliş öyküleri anlattık, mağduriyet psikolojisini çizdik zihinlerimizde ve ne yazık ki çocuklarımızın da zihinlerinde.

Hiç kendi pencerelerimizi silmek, temizlemek gelmedi aklımıza. Hiç kendi pencerelerimizin önünde örümcek ağları ile bilinçli veya bilinçdışı kapatılmış ufuklarımızı tartışmadık. Tartışmak isteyenleri belli kılıflar içerisine hapsederek, konuşmalarını veya düşünmelerini engellemeye çalıştık. En ağır ithamlarla, hatta vatan hainliği ile dahi suçladık onları.

Hiç pencerelerimizi silmeye uğraşanlara imkân tanımadık. Silindiği takdirde görülebilecek manzaralara bakmak istemedik.

Belki o manzaralardan korktuk, belki de korkutulduk.

***

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanmakta olan iç dinamikleri de değerlendirirken, yılların biriktirdiği tozu sıyırmak gelmedi aklımıza. Hiç birbirimizi dinlemedik. İktidarlar muhalefet ile kavga edip dururken, yurttaşlar olarak bizler de aynı kavgayı sokakta, günlük yaşamlarımızda sürdürmeyi tercih ettik. Tozlu pencerelerin ardında kavga ettikçe biz, dışarıdaki fırtınalar pencerelerimizi daha da kirletti. Kirler biriktikçe, görüş alanımız daha da karardı. Böyle böyle dışarıyı göremez, dışarısı hakkında fikirler üretemez olduk.

Olan bitenleri gelecekle, dış dünya ile ilişkilendiremez olduk.

Gelinen noktada, son derece başarısız olunduğu ortada!

Şimdi artık, sabahleyin erken kalkıp, camları silmek isteyenlere fırsat vermenin, onlardan önce kalkıp silmelerine engel olmak yerine, onlara yardım etmeyi düşünmenin zamanı çoktan geldi.

Ne dersiniz, bir sabah hep birlikte kalkıp, pencerelerimizdeki camlarımızı silelim mi?

Camlarımızı silip, bir de neler olup bittiğine o şekilde bakalım mı?

Kim bilir belki de hakikaten hiç beğenmeyeceğiz ve yenden tozun toprağın, örümcek ağlarının birikmesine fırsat vereceğiz.

Kim bilir belki de, bir daha asla silmek istemeyeceğiz!

Ancak, ya hoşumuza giderse!

***

Unutmasak iyi olacaktır!

Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğu ile alakalıdır. Eleştirirken, elimizin tersi ile iterken, karşımızdakileri suçlarken ve yargilarken zihin durumumuza bakmak gerekmez mi?

Bizler kaç kez kendimizi eleştirdik?

Kaç kez başka şanslarımız olabileceğini akıllarımıza getirdik!

Barışı yaşamadan, kişilerin yurtsever olup olmadıklarını onları birer vatan haini ilan etmeden kaç kez görmeye çalıştık?

İnsanlara ifade özgürlüklerini verdiğimizi söyleyip, sonra da ifade özgürlüklerini kullanmak istediklerini ellerinden alarak aslında, neyi örtmeye çalıştığımızı kaç kez sorguladık?

'İyi' olanı görmeye hazır olup olmadığımızı fark etmek güzel bir fikir olabilir ...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.