1. YAZARLAR

  2. Ceren Güven

  3. Sokaktaki Patilere
Ceren Güven

Ceren Güven

Sözcüklerin Rengi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sokaktaki Patilere

A+A-


Döversin dilleri yoktur; konuşamazlar, açtır çoğu, masum bakışları anlatır herşeyi, evsiz barksızdırlar. Biz kışın sıcak evlerimizde keyif yaparken onlar sokaklarda soğukla yüzleşirler, itilip kakılırlar;cansız cisim misali. Sevgiye muhtaçtır oysa onlar; her canlı gibi!

Sokak hayvanlarından bahsediyorum. Son zamanlarda onlara karşı yapılanları duydukça dayanamıyorum; işitmekten korkuyorum. İnsanların bu kadar cani olabileceklerini öğrenmemişim çocukken diyorum. Her köşeden farklı haber. Samsun'da bir çift, savunmasız bir köpeği direğe bağlayarak dakikalarca sopayla öldüresiye dövüyor, insanın vicdanı el vermiyor görüntüleri görmeye ve üç gün sonra köpek can veriyor.

Diğer taraftan İzmir'de tekmelenerek öldürülen kedicik var ve bunu yapan bir üniversite öğrencisi. Bu sadece iki tanesi ve emin olun işitmediğimiz, işittirilmeyen nicesi var şiddet konusunda. Hayvanlara yapılanlar bununla sınırlı değil. Gördükleri şiddetin yanında tecavüze uğrayanlar da var. Sevgisiz büyüyen her birey, birgün bir suçlu olarak karşımıza çıkabilmesi olağandır. Çünkü hayvana tecavüz ederek hayata başlayan, insana da tecavüz edecek ruh haline sahiptir.

Çoğu zaman düşünülmez, düşünmek gerçeklerle karşılaştırır çünkü insanı. Ve gerçekler bazen korkutucu olabilir. Kışın sıcak yatağında sokağında yaşayan kedilerin, köpeklerin nerede hangi koşulda uyuduğunu zevkle düşünen oldu mu hiç? Ya da düşündükten sonra rahat rahat uykusuna devam eden?

Çoğu insan sevmez sokaktakileri, kovar, tekmeler, artan yemeklerini vermeyi bile layık görmez. İnsanlar içinde kışkışlamak mutlu eder onları; güç gösterisi yaparlar adeta. Duyarlı olanlara da tepki gösterilir: "Ne alıştırıyorsun bunları buraya, gitmeyecekler sonra" lafları işitilir.

Oysa onların istedikleri, bekledikleri çok büyük bir şey değildir. Bazen bir kap süt, biraz yemek en çokta şefkat. Bir okşama bile mutlu eder onları. Sıcaklık katar içine. Bakmayı bilirsek gözlerinden anlarız mutluluklarını.

Hayat, her canlıya eşit davranmıyor. Bazıları bir kuru ekmek için günlerce dolanıyor, çöplüklere girip çıkıyor. Ve hayat vicdanımızı, ruhumuzu ölçüyor, biçiyor ve değerlendiriyor. Ne kadar bakıyoruz, ne kadarını görüyoruz; ne kadar duyuyoruz, ne kadarını dinliyoruz ve ne kadar çabalamaya cesaret edebiliyoruz? Ne kadar sesimizi çıkarabiliyoruz, sahip çıkabiliyoruz?

Sokak hayvanı denildiğinde yargı hep aynı; tehlikeli, sevimsiz, taşlanılacak belki zehirlenilecek hatta sopalarla dövülecek. Fakat pet-shop'takiler için aynılarını söylemek doğru olmaz. Çünkü onlar sevimli bulunur, cinstirler, para karşılığı satın alınırlar köle gibi, onu bir oyuncak gibi bir eşya gibi almak mutlu eder kimilerini. Oysa hayvanlar dosttur ve dostlar para karşılığı alınmazlar. Bunun yanı sıra hevesle, oyuncak gibi alınan dostlarını hevesleri geçtikten sonra sokağa bırakırlar. Hayatta sahip oldukları tek insan, yani sahipleri onları sıradan bahanelerle sokağa atıverir. Onlar için durum daha zordur belki, daha bir yıpratır ruhunu; terkedilmişlik.

Türkiye'de barınakların durumu ortada. Çoğunlukla yetersiz, sağlıksız koşullar. İlgisiz herkes.
Gidip, ziyaret etmek gerek onları. Barınakta çalışmak gönülle, vicdanla, istekle olur. Hayvansever olmayan birisi ne kadar yakın olabilir, ne kadar istekli yapar işini?

Aslında hepimizin ruhuna, gönlüne ihtiyaçları var onların. Hepimizden biraz sevgiye, ilgiye, konuşmamızı anlamasalar da hissederler sevgimizi.

Son olarak Magret Trowton'tan "Melek Olan Bir Köpeğin Vasiyeti"ni paylaşmak isterdim:

insanlar öldüğünde geriye vasiyetname bırakırlar ki, evleri malları, neleri varsa sevdiklerine kalsın diye....

Ben de böyle bir vasiyetname yazmak isterdim ama yazmasını bilmiyorum...

Ben, zavallı ve yalnız bir sokak köpeğine, mutlu olduğum evimi bırakmak isterdim... Mama kabımı, sıcacık yatağımı, yumuşacık yastığımı, oyuncağımı, çok sevdiğim kucağı, beni seven yumuşak elleri, sevgi dolu sesi, birinin kalbindeki yerimi, sevgiyi ve son olarak beni sonuna kadar sevgiyle tutan kolları...

Melek olup gittiğimde lütfen "bir daha köpek istemiyorum, gidişi cok acı veriyor" demeyin.
Gidin, sokakta, yalnız zavallı ve sevilmeyen bir sokak köpeği bulun ve ona benim yerimi verin.
Bu benim size kalan mirasım... Geriye bıraktığım, sevgi...
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.