1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Sol – sağ, CTP ve Sertoğlu
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sol – sağ, CTP ve Sertoğlu

A+A-

Solcu ve sağcı arasındaki fark nedir?
   “Sol siyaset” kavramının kökeninin, Fransız İhtilali dönemine dayandığı söylenir… 
   Vikipedi dostuma göre, “… İhtilal sonrası kurulan parlamentoda özgürlüklerin destekçisi olan halkçılar genellikle başkan koltuğunun solunda oturmaktaydılar. Değişimlere karşı çıkmakta olan zenginler, burjuva kişiler ise sağda otururlardı. Bugün Fransız parlamentosunda bu gelenek hala devam etmektedir...”
   Özgürlüklerin destekçisi halkçılar, solcu... 
   Zenginler ve burjuva, sağcı... 
   Buraya kadar tamam... 
   Geçenlerde Ziya Rızkı’nın ölüm yıldönümüydü... Salı günü KIBRIS TV’deki sabah programımın konuğu, Ziya Rızkı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Ceyhun birinci ile sohbet ederken kafama “dank” etti...
   Aslında sol ile sağ arasındaki ya da solcu lider ile sağcı lider arasındaki en önemli fark karşımıza çıktı...
   Dünyayı da incelediğiniz zaman, “aradaki çürük elmalar” olsa da, solcu lider, evlatlarına “onur”, sağcı lider ise “servet” bırakan ya da bırakmaya çalışandır...
   Şu küçücük Kıbrıs toplumunda da solcu lider ve sağcı lider arasındaki en belirgin fark budur...
   Ahmet Sadi Erkurt, Derviş Ali Kavazoğlu, Ziya Rızkı, Özker Özgür, Ahmet Mithat Berberoğlu ve hatta bana göre “sol” kanatta; en kötü ihtimalle merkez solda yer alan Zeka Bey, Dr. İhsan Ali, Muzaffer Gürkan, Ayhan Hikmet gibi “önder” veya “lider” isimlerden geriye kalan “onur”dur... 
   Yitirdiklerimizin yanında, solumuzun liderlerinden Alpay Durduran ve Mustafa Akıncı isimlerinin şimdiye kadar “rüşvete, komisyonculuğa, haksız kazanca” adlarının karıştığına tanık olanınız var mı?
   Sağdakilerin isimlerini vermek istemem... Bir kaç istisna dışında, tümünün temel hedefi çocuklarına “mal ve para” bırakmaktır... 
   Ama üzücüdür; sağcı önder ya da liderlerimiz içinde Güneyde yarım dönüm toprak bırakmayıp, 1974 sonrası Kuzey’de zengin olanlar mı istersiniz; evlatlarını neredeyse komisyoncu yapanlar mı?
   Fazla ayrıntıya girmenin anlamı yok... 
   Sağcılığın temeli kişisel zenginliktir... Kişisel refah, kişisel kazanımdır.
   Sağcılıkta paylaşım yoktur, hep bana hep bana hep bana vardır!
   Solculuğun temeli ise “komün”dür... 
   Latince kökenli ve “paylaşmak” anlamına gelen bir kelime olan “communis”, “commune” – “komün” ve haliyle komüniste ulaştığında, solculuk için “paylaşanlar topluluğu” dersek, yanlış yapmayız... 
   Ve CTP’ye gelelim...
   CTP, bu ülkede, TMT içerisinde daha paylaşımcı, daha toplumcu ve daha demokrat bazı kişilerin; ilerici bir kaç kişiyle bir araya gelerek kurduğu; sonrasında Marksizm – Leninizm “yalamış” gençlerin katılımıyla gelişmiş bir partidir.
   Elbette Marksist – Leninist değildir ama bu partide hayatını toplumuna feda etmeye hazır, çok ciddi bir yurtsever kitle yer almıştır.
   Yukarıda da bahsettik; “çürük elmalar” diye... 
   CTP’nin hükümette ağırlıkla yer aldığı dönemlerde Marksist – Leninist temelde yaklaşım beklentimiz suya düşmekle birlikte; ne acıdır ki “sol” duruşa yakışmayan; sağcı liderlerin tavırlarına benzer duruşlar ortaya çıkmıştır...
   Üç ya da beş kişi “çürük” çıktı diye; tüm bir partiyi lekeleme hatasını geçmişte yaptık; aynı hatayı tekrarlamaktan kaçınıyorum... Ancak çok dikkatli olmak lazım.
   Her evlat; sağcı ya da solcu; elbette babasıyla gurur duyar... 
   Berberoğlu ve Özker hocanın çocuklarını tanıyorum... 
   Babalarının kendilerine bıraktığı en güzel miras, “toplum için mücadele eden onurlu insandı” deniliyor olmasıdır...
   Ziya Rızkı’nın 9 kardeşinin tüm çocukları ve torunları hatta torun çocukları; adı geçtiğinde gururla konuşuyor... 
   Öldürülen Muzaffer Gürkan ve Ayhan Hikmet’in, kendi toplumları için çırpındıklarını bugün öldüren ve öldürtenler dahi kabul etmiştir... Dr. İhsan Ali, Ahmet Sadi Erkurt ve Derviş Ali Kavazoğlu için “rüşvetçi – avantacı – komisyoncu - hırsız” diyebilir misiniz? 
   “Vatan haini” dediler bunlar için çoğu zaman ama çok iyi anladık bunun neden dendiğini...
   CTP’de yeni bir başkanlık yarışı söz konusu... Lütfen dikkatli olalım, Özkan Yorgancıoğlu’nun evlatlarına ve ailesine “onur” bırakacağından eminim. Öteki adayların dikkatli olmasını öneririm... “Çürük elmalar” arasında yer almasınlar diye de duacıyım... 
   Ve gelelim Hasan Sertoğlu’na... 
   Ne sağcı – ne solcu; bir futbolcu!
   Toplumu için görev üstlendi.
   Bu görev çok önemli... 
   Toplumu için en iyisini yapmalı... 
   Hedefi, cukka, cep, mal, mülk değil; gençliğin mutluluğu olmalı... Öyle olduğundan da eminim... Duruşu, tavrı; yer aldığı sağ siyasi çizgiye hiç gitmiyor ama o ayrı bir konu... O bir toplumcu, o gerçek bir halkçı... 
   Sertoğlu’na sahip çıkmak, “toplumcuyum” – “halkçıyım” diyen herkesin, “kişisel kazanım peşinde koşmuyorum” diyen her Kıbrıslı’nın görevidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.