1. YAZARLAR

  2. Halil Sadrazam

  3. SOMA FACİASI VE AİHM KARARI ARDINDAN
Halil Sadrazam

Halil Sadrazam

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

SOMA FACİASI VE AİHM KARARI ARDINDAN

A+A-

Soma’da yaşanan facia, insan olan herkesin içini kanatmakta, hayatını kaybeden madencilerin evlerinden ağıtlar yükselmektedir. Maden işletmecileri, daha az harcayarak daha çok kazanmak maksadıyla, yeterli emniyet tedbirlerini almadan çalıştırdıkları maden işçilerinin hayatını kaybetmesine, ocaklarının sönmesine neden olmuştur. Zamanında gerekli kontrolleri yaparak güvenli bir iş ortamı sağlaması gereken devlet ve hükümet yöneticileri de üzerine düşen görevleri yapmadığından bu katliamın ortağıdır.

Facianın arkasından yas tutmak ve mesajlar yayınlamak kaybedilen canları geri getirmemektedir. Asıl önemli olan böyle olayları önlemek için “Önce emniyet sonra verim” düşüncesiyle hareket etmektir. Birkaç kuruş daha fazla kazanmak maksadıyla işçilerin sömürülmesine, insan hayatının tehlikeye atılmasına son verilmelidir.

Tek umudumuz bundan sonra her iş kolunda benzer kazaların önlenmesi maksadıyla; gerekli güvenlik önlemlerinin alınması ve bundan sonra hiçbir yerde insan hayatına mal olan kazaların ve acıların yaşanmamasıdır.

***

Türkiye’nin 1974’te garantör olarak gerçekleştirdiği askeri harekât sonrasında Kıbrıs Cumhuriyeti, 1974, 1975 ve 1977’de Türkiye’ye karşı üç devletlerarası dava açmış ancak bu davalar rapor ve ara karar alınarak tazminata hükmedilmeden sonuçlanmıştı. Kıbrıs Cumhuriyeti son olarak 22 Kasım 1994’te “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin” maddelerinin ihlali gerekçesiyle mahkemeye başvurmuştu. Bu dava, 1996’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından kabul edilebilir bulunmuş ve 10 Mayıs 2001’de, karara bağlanmıştı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tezlerinin çoğunu haklı bulan AİHM kararında, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin” 11 değişik maddesinin 14 noktada ihlâl edildiğine hükmetmişti. Kararın maddi ve manevi tazminata ilişkin bölümünü ise ileri bir tarihe ertelenmişti. Kararın tazminata ilişkin bölümü hakkında 2011 yılında AİHM’ye yeniden başvuruda bulunulmuş ve bunun kararı da 12 Mayıs 2014’te açıklanmıştır. Bu kararla Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne 90 milyon Euro tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir.

Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, kararın uluslararası hukuk bağlamında Türkiye için bağlayıcı olmadığı, hiçbir değer ifade etmediği ve zamanlamasının yanlış olduğunu iddia etmektedir. Ancak bu iddianın altı boştur ve gerçeklerden çok uzaktır.

İnsan haklarıyla ilgili uluslararası anlaşmalar iç hukuk kurallarının üzerindedir. Türkiye, altına imza koyduğu “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi” esaslarına göre mahkeme kararlarına uymayı taahhüt etmektedir. Bu nedenle karar bağlayıcı ve kesindir. Tazminat ödenmediği takdirde faizler birikecek ve Avrupa’dan dışlanma dahil yeni cezalar ortaya çıkabilecektir. Türkiye daha önceki mahkeme kararlarına UYMAYACAĞIM diyerek sessiz sedasız uymak zorunda kaldığı gibi buna da uyacaktır.

Pek tabiidir ki belirli bir itiraz süreci yaşanacak ve bu sürecin sonunda kararın alacağı şekle göre Türkiye Avrupa yolunda yürümeye devam etmek istiyorsa TANIMIYORUM dediği Kıbrıs Cumhuriyeti’ne bu tazminatı ödeyecektir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.