1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. Son tatsızlıklara sanat gözünden bakmak
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Son tatsızlıklara sanat gözünden bakmak

A+A-

28 Ocak 2011 mitingi ve sonrasındaki tartışmalar ve gerginlik süregiderken, Türkiye ve KKTC medyasında ilginç değerlendirmeler yapılıyor.
   
Elbette tüm yazıları, değerlendirmeleri görüp okumak mümkün değil! Yine de konu ile ilgili çok sayıda yazı/değerlendirme okuduğumu söyleyebilirim.

Bana öyle geliyor ki, konu hakkında yazanlar arasında Kıbrıslı Türkü anlayıp haklı görenlerin sayısı daha çok! Kamuoyu ve anketlerde de bunun böyle olduğu yönünde haberler okumaktayım.

Tiyatro Sanatçısı Hüseyin Köroğlu’nun Tepkisi

Hemşehrimiz, tiyatro sanatçısı Hüseyin Köroğlu’nun tepkisi benim en beğendiğim tepkilerden biri oldu.
Hüseyin Köroğlu, (medyayı dolaylı olarak kullanarak) duygu, düşünce ve (açıktan yazmasa bile) önerilerini Hasan Hastürer’e gönderdiği bir mektupla açıklamış, Hasan Hasan Hastürer de mektubu yazısına almış. 
Bu mektubunda, Türkiye'de yaşamakta olduğu 1982'den beridir "Kıbrıslılar bizi neden sevmiyor" sorusu ile yüzlerce kez karşı karşıya kaldığını; ortamına göre nedenlerini anlattığı zaman da  "ama bize hiç kimse gerçekleri bu şekilde anlatmıyor ki" yargısını duyduğunu belirtmekte ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'na bile kendimizi anlatamıyorsak, orada  durmamız, önce kendimize dönüp bakmamız gerektiğini söylemektedir Hüseyin Köroğlu!
Köroğlu, “kendi ayaklarımızın üstünde durmayı öğrenmeliyiz” derken, kendimizi anlatmak için “direkt olarak insana ulaşan,  insan denilen o muhteşem varlıkla derdini anlatan sanatın büyülü gücünü kullanmadığımızı,” “kendimizi başta Türkiye olmak üzere, dünyaya sanatla anlatmadığımızı” da vurguluyor.
Bunu yaparken duygu ve düşüncelerime ne kadar da tercüman oluyor.
Ağzına, diline, kalemine (ya da bilgisayarına) sağlık Hüseyin Köroğlu!

Yaşamımda En Çok Dile Getirdiğim Konu
   
Bu ülkede 20 yıl, parlamenter olarak aktif politika yaptım. Parlamenterliğimde en çok konuşanlardan biriydim. Toplumu ilgilendiren her konuda konuşmalarım oldu.
   
Lise öğrenciliğimden beri gazetelerde, dergilerde hep yazdım. Onlarca söyleşi yaptım. Onlarca toplantıya katılıp konuştum, sunum yaptım, bildiri sundum. Kitaplar yazdım ve yayıma hazırladım. Gazete, dergi yayımladım.
Sözün kısası hayatım boyunca çok konuşup çok yazdım.
   
Konuşup yazdıklarım içinde değindiğim konuların en başında kültür, sanat ve edebiyat konuları gelir.
Kültür, Sanat Ve Edebiyat Engellenemez
   
İçtenlikle inandığım ve hep söyleyip yazdığım şu idi: Bir ülkeyi, halkı, ulusu tanıtacak en önemli araç kültürdür, sanattır, edebiyattır; çünkü kültür, sanat ve edebiyat hiçbir sınır ve engel tanımaz. Ne dağ, ne deniz (hatta okyanus); hiçbir maddi, ne sanal engel onu durduramaz. Sınır da çizseniz, demir perde de çekseniz işe yaramaz. Ambargolar da işe yaramaz.
   
Dikkatinizi çekerim: Bize ambargo uygulanamayan, uygulanmayan değil uygulanamayan tek alan budur, kültürdür, sanattır, edebiyattır. Bunu ben onlarca kez yaşadım. Rum, her yerde bizi engellemek istedi, tek engellemediği alan bu oldu.
   
Sporda, Türkiye ile bile ilişki kuramıyoruz. Engellenememe niteliği dolayısıyla sanata benzeyen bilimde bile,  üniversitelerimize engeller yaratabiliyorlar.
Buna karşın siyasal erk, her dönemde sanatı, kültürü, edebiyatı hep “gereksiz uğraş” gördü. Ama aynı siyasal erk, popülizm uğruna susuzluktan “grak grak” eden bu kurak ülkede 40 veya o civarda çim saha yapmak için kaynak buldu. Daha da bulup yapıyor.

Son Olarak

Sanatçı duyarlılığı ile  “Kendinizi anlatmakta yetersiz kalırsanız, sizi destekleyenlere yaşadıklarınızı, sıkıntılarınızı yeterince anlatamazsanız... Bütün bunların yolunu tıkayıp günü kurtarmaya çalışırsanız, hatta dünyanın merkezi Sarayönü'dür sanırsanız, kültürünüzü gelecek kuşaklara aktarmakta geç kalırsanız, sanatı yok sayarsanız, sanatçınıza sahip çıkmayıp popüler kültürün peşinde koşarsanız ve ülkenin üretimini sıfır noktasına indirirseniz, olanlara da şaşırmayacaksınız” diyor Hüseyin Köroğlu!

Aynen, noktasına virgülüne kadar katılırım.

Gerçi kültür, sanat, edebiyat söz konusu olduğunda, işin içine popülizm olmadığı için kös dinlendiğini, söylenip yazılanların güme gittiğini, dahası “davulcu yellenmesi”  gibi havaya gittiğini biliyorum, eminim Hüseyin Köroğlu da biliyor, ama olsun biz yine söylemiş olalım.
   
Bu sesi belki bir duyan bulunur.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.