1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Sonuç: "Allahtan gelenden sual olmaz!"
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sonuç: "Allahtan gelenden sual olmaz!"

A+A-

Bu dünyayı emanet aldık ve bizden sonraki nesillere taşımak üzere görevliyiz!

İstesek de istemesek de!

Bu küçücük adanın sorumluluğu da, gelecek nesillere temiz ve yaşanası bir ada bırakmak sorumluluğu da bize ait!

***

Dünyanın her yerindeki gibi adamızda da milyonlarca yıl süren biyolojik süreçlerin sonucunda oluşan doğal hayatı, bir gün içinde katletmeye, mahvetmeye hiçbir hakkımız yoktur.

Kurulan dengeyi bir gün içinde yok etmenin özrü olamaz.

Bunu yapanların iyi mi, yoksa kötü niyetli mi olup olmadıklarını düşünmek de bunca yıldır bize hiçbir şey kazandırmadı.

Asıl önemli olan, onların niyetleri değil, sorumluluk taşıma biçimleridir!

İster Kuzey Kıbrıs’a elektrik sağlayan ve muhtaç olduğumuzu beynimize kazımaya çalıştıkları bir şirket olsun, ister Kıbrıslı olsun, ister KKTC olsun, isterse de Anavatan olsun! Sorumluluk değişmez!

***

Tarih boyunca doğal felaketler (seller, depremler, vs.) olmuştur. Fakat bunların doğanın dengesi içinde oluştuğu unutulamaz. Dolayısı ile de, yarattığı etkiler bakımından düşünüldüğünde, insan “suiistimallerinin” sebep olduğu sonuçlar yanında doğal afetlerin etkilerinin çok önemsiz kaldığı açıktır. Kısacası, doğa kendi içinde oluşan felaketleri bir şekilde düzenleyebiliyor.

Ancak, insan eliyle ortaya çıkan felaketlerin yarattığı suni koşullar karşısında doğa çaresiz kalıyor.

Ne yazık bizler de çaresiz kalmaktayız!

Son birkaç gündür Kalecik tesislerinde ihmal ve suiistimalin sebep olduğu petrol felaketi ilk değil!

Petrol sızıntıları, gemilerden sızan petrol kalıntıları, Akdeniz’in her yerinden meydana gelen petrol kirliliklerini de buna eklediğinizde felaketin aslında görülenin çok üzerinde olduğunu söylemek hatalı olmaz!

Şu bir gerçektir ki, deniz ekosistemini ve sahillerimizdeki eko sistemi katlettiler.

Bu noktada izninizle sorgulanması gereken birkaç mesele var:

KKTC olarak petrol kirliliği izleme araştırmalarımızı kim yapıyor? Bu araştırmalar ile ilgili istatistikleri, kim hangi sıklıkla ve ne kadar güvenilir olarak gerçekleştiriyor? Sanıyoruz ki, gelinen aşamada, bu soruların yanıtları önemli bir tartışma konusudur.

Bu konuyu hangi siyasi partinin seçim programlarında bulabileceğimizi de dikkatle incelemekte fayda vardır.

***

Devamında, balıkçılık sektörünün yaşanılan bu felaketlerden hangi boyutta etkileneceği ve turizm açısından da konunun nasıl değerlendirileceğinin uzun uzadıya düşünmek şarttır. Görülüyor ki, seçim sonrasında kurulacak hükümetten önemli beklentilerin oluşması gerektiğini sanıyoruz ki bizim söylememize gerek yoktur!

Su canlılarının, onların yumurta ve larvalarının etkilenme süreci ve bu kirliliğin hangi süreler ile hem eko sistemi, hem de sağlığımızı etkileyeceğini bizlere kim açıklayacak diye de merakla bekliyoruz!

Caretta caretteların sahillerimizdeki yaşam alanlarının da bu durumdan nasıl etkileneceği ayrı bir merak konusudur: Biline…

Gayet açıktır ki, uzun zamandır gündemlerimizi meşgul etmekte olan hangi siyasi partinin başkanının kim olacağı, kimin bakan olacağı kavgalarından çok daha önemli bir meseledir denizlerimizde işlenen bu türden suçlar! Bunun fark edilmesini beklemek zamanımız ve lüksümüzün de olamayacağı sanıyoruz ki gayet açıktır.

***

İhmal ve suistimal sebebi ile başımıza getirilen bu felaket, bundan sonraki ekosistem, ekonomi ve sağlık konularındaki araştırmaların önemini açığa çıkarır diye umuyoruz.

Petrol kazaları meydana gelmeden önce hazırlanmış olması gereken acil eylem planlarımızın olması gerektiğini anlamak için oldukça uzun zaman kaybettiğimizi söylemek bu saatten sonra ukalalık olmayacaktır!

Önleme planlarımızın neler olacağını tasarlamak, kirlenme açısından bir haritalandırma gerçekleştirmek, bu alanda yurdumuzda bulunan uzmanlardan destek almak, uzman görüşlerine yer vermek, yeni uzmanların yetişmesi ve yetişenlerin kendilerini geliştirmeleri için ikanlar sağlamak açısından çok geç kaldığımız açıktır.

***

Bu güne kadar Kıbrıs sorununu bahane ederek son derece insani olan birçok konuyu kendimizden ve devlet anlayışı sistemimizden uzak tuttuk.

Hiçbir şey kazanmadık!

Her gün bira daha zarar gördük, geleceğimiz her gün biraz daha avuçlarımızdan kayıp gitti.

Şimdi hala daha aynı anlayışla mı devam edeceğiz yoksa, bir önlemler dizisi için üzerimize düşenleri yapacak mıyız, oturup düşünmek şart.

Bizi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar bunu istiyorlar mı, istemiyorlar mı?

ÇOK ÖNEMLİ:

Bir de bunu bize yapanlara karşı tutumları ne olacak! İstemeden oldu deyip zararı cebe mi atacaklar yoksa bunun bir an önce zararlarını azaltmak ve bundan sonra yaşanmasına engel olmak için çabalayacaklar mı?

Başka yurdumuz olmadığını hatırlayacak ve sorumluluğun bizde olduğunu öğrenecekler mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.