1. YAZARLAR

  2. İsmet Kotak

  3. Sorular ve sorunlar
İsmet Kotak

İsmet Kotak

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sorular ve sorunlar

A+A-

Gündeme oturan konular hakkında anında ve inandırıcı açıklama yapılmazsa o konu kangrene dönüşür.

Çok konuşulur.

Kimi sorunları okuyucularımız sorar,kimi bizim usumuza takılır.

Bugün onları deşelim.

FAİZLER KONUSU

Başka ülkelerde açık rekabet olduğundan “Kredi ve mevduat faizleri” iner ve çıkar.

KKTC’de pazardaki mallar gibi çıkan kredi faizi inmez,mevduat faizi ise sür’atle tepe takla olur.

Hele dövizde artık anlık artış ve eksilişler yaşıyoruz.

Bankacı “Ben mevduata ödüyorum,kredilerde de faiz yoluyla alacağımı almam gerek” diyor.

Bu tartışmayı herkes biliyor.

Kimse “Makûl” olan noktayı bulmaya çaba harcamaz.

Ama KKTC’de yaşanan olaylara bakmadan son kararı vermek olası değil.

”Faizin tavanını açıp” da gerisine bakmazsanız, kapitalize faizle oyun  oynarsanız,bir liranın kısa sürede bin liraya dönüştüğüne tanık olursunuz.

Borçların ödenmediği artık günlük olay haline dönüşür.

Hele siyasal yetkiye sahip Hükümet kendini bu karar mekanizmasının dışında tutmakta ısrar ederse!

O hâlde biri bu halka açıklasın: Katlanan ve ölüm saçan  faize ne zaman dur denecek?

Kimse bize mevduata da yüksek faiz verildiğini söylemesin.

Hesap ortada.

Hükümetin bu yıkım kredi faizlerini ele alma zamanı gelmedi mi?

***

EĞİTİMDE DEVLET YIKAR,GERİSİ YAPAR!

Bu mu geldiğimiz nokta? DAÜ’de yaşanmakta olan olay üzerinde başka açıdan da durmak gerek.

KTHY’da bu yaşandı.

Tahlili yapılmadı.

Şamata sürdü.

Şimdi de DAÜ’nün yan kuruluşları “Zarardan ötürü” kapanıyor ve de binaları kiraya veriliyor.

Ya yöneticiler?

DOĞA yetkilisini BRT’de izledim.

Bırakınız DAÜ’nün duyuru yapmadığını,Rektörün kendilerini aradığını ve okulları önerdiğini itiraf etti.

Olacak iş mi bu?

Devlet “Artık ben  bu eğitim işini de beceremiyorum” diyenlerin yanın da mı?

Oraya mı geldik?

Unutulmasın ki KKTC bir zamanlar Türkiye’deki sınavlarda en başarılı öğrencileri çıkarmakta idi.

Bakanlık,Kurumların başında olanlar ve Sendikalar dönüp kendi kendilerine sorsunlar işlerin nerede aksadığını…

Zarar ediyoruz satalım diyen eğitimciler dönüp hatayı kendilerinde bulmayacaklar mı?

Asıl yapılması gereken sizleri değiştirmek değil mi?

TED Koleji KKTC’ye geldi.Kendi, binalarını inşa etti.

Alnı açık olarak eğitime kapılarını açtı.

Ankara’da Üniversiteye gidenler bilirler; Ankara Koleji Türkiye’nin iftihar edilen kurumlarındandır.

TED’in KKTC’ye gelmesi kazanımdır.

Ben buna bakarak diyorum ki niye Doğa grubu da TED’in yolunu izlemedi?

Niye hazıra konmayı yeğledi.

Rektör efendi de zarardan kurtulmanın yollarını arayıp bulacağına, niye gelirleri azaltıcı kararlar almayı yeğledi?

Kime şirin görünmek için? Zarar bu yolla oluşmadı mı?

KKTC’de bu işlerin sorumlusu olan Bakan “Biz bu işi beceremiyoruz mu?” diyor.

O zaman sizlere de gerek var mı?

***

HÜSEYİN MÜMTAZ SORUYOR

Kâlbi Kıbrıs Milli davası için atanlardan,Komutan,gazeteci-Yazar dostumuz Hüseyin Mümtaz herkesin kafasını kurcalayan bir soruyu pat diye masaya sürdü.

Dün CTP Hükümeti idi.

Buıgün UBP Hükümeti kılşıç sürümektedir.Dışişleri Bakanı “Kastamonu’daki konferansını tamamlayıp adaya dönmüşse lütfen bu soruya açıklık getirisn.KKTC’yi sinsi sinsi i,şgâl eden AB’nin hangi marifetleri olduğunu bu halka açıklasın. UBP iktidarda olduğuna göre bu açıdan halka borcu vardır.İşte zamanında AB ile KKTC’nin arkasından çekilen oyun.Hüseyin Mümtaz’dan aktarıyorum:

“Meğer biz Türkiye’nin; 1995 Çiller yıllarından beri AB’ye girmiş olduğunu zannederken o aslında Gümrük Birliği kılığında Türkiye’ye ve 2004’den bu yana da KKTC’ye giriyormuş.“Ucu açık” ve sivri bir biçimde…Erbabı bilir, yukarıya tırnak içine aldığımız tanımlama AB resmi belgelerinde de “aynen” yer almaktadır.Bakın, Ocak 2009 tarihli ve “KKTC AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESEBATINA UYUM PROGRAMI” başlıklı 475 sayfalık resmî belgenin “Giriş” bölümü nasıl başlıyor;

“Kıbrıs Türk halkı 24 Nisan 2004 tarihinde düzenlenen referandumda BM Genel Sekreteri tarafından sunulan kapsamlı çözüm planını onaylayarak sadece yarım asra yakın bir süredir devam eden Kıbrıs sorununun barışçıl yollar ile çözüme kavuşturulması yönünde değil, ayrıca Avrupa Birliği üyeliği ve AB kural ve standartlarının ada çapında uygulanması yönündeki iradesini ortaya koymuştur. Ne var ki kapsamlı çözümün Kıbrıs Rum halkı tarafından aynı referandumda reddedilmesi sonucunda Kıbrıs Rum tarafı AB üyesi olurken, Kıbrıs Türk tarafı haksız bir şekilde AB’nin dışında bırakılmıştır.

Çözüm planının Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesinden bu güne kadar geçen dört buçuk yıllık süre içinde halkının göstermiş olduğu demokratik iradeyi hayata geçirebilmek için çabalarını yoğunlaştıran Kıbrıs Türk tarafı, siyasi düzeyde BM çatısı altında görüşmelerin yeniden başlatılması girişimleri ile, teknik düzeyde Kuzey Kıbrıs’taki yasal ve idari yapıların AB müktesebatında aranan standartlara yakınlaştırılması çalışmalarını birbiriyle paralel olarak yürütmüştür.

AB müktesebatının Kıbrıs Türk halkına tanıtılması ve buna bağlı ilgili idari önlemlerin alınması, adanın her iki tarafında birbirine benzer yapıların oluşmasını sağlayarak gelecekte Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözümün daha kolay uygulanmasını getirecektir. Ayrıca, üretimden tüketime, tarımdan çevreye, eğitimden sağlığa, mali politikalardan sosyal politikalara, çok geniş bir yelpazeyi içine alan müktesebat kuralları, Kıbrıs Türk halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve genel refah düzeyinin yükseltilmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Bu farkındalık ışığında, Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü aracılığıyla Mayıs 2004’ten itibaren Kıbrıs Türk tarafına sunulan teknik yardım, 27 Şubat 2006 tarihinde onaylanan ve beş temel hedefi arasında Kıbrıslı Türkleri T opluluk Müktesebatını üstlenmeye ve uygulamaya hazırlamak da yer alan Mali Yardım Tüzüğü’nün bina edildiği orta vadeli uygulama planına uygun olarak daha yapısal bir zemine taşınmıştır. Avrupa Komisyonu tarafından Bakanlar Kurulu’na sunulan ve gerek Avrupa Komisyonundan gerekse de üye devletlerden uzmanlar rehberliğinde bir Müktesebata Uyum Programı’nın hazırlanmasını öngören Kılavuz Belge ile ilk kez resmilik kazanan bu yaklaşımın vücut bulması yönünde 2008 yılında çok önemli çalışmalara imza atılmıştır”.

Biri çıkıp hesap vermelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.