1. YAZARLAR

  2. Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

  3. “Sorumlu” gazetecilik yapılmalı
Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

Havadis Gazetesi-Poli
Yazarın Tüm Yazıları >

“Sorumlu” gazetecilik yapılmalı

A+A-

---- Türkiye’de İmralı tutanaklarının yayımlanması ile başlayan gazetecilik tartışması, ülkemizde TAK ve BRTK’nin gazetecilik anlayışına kadar uzandı…

Türkiye’de İmralı tutanaklarının Milliyet gazetesi tarafından kamuoyu ile paylaşılmasının ardından “gazetecilik” tartışması başladı. Gazetecilik tartışması derken; gazetecilerin neyi haber yapacağı neyi yapmayacağı veya nasıl haber üretecekleri tartışılıyor. Tabii bu tartışmaların bu kadar hararetli yapılmasının en önemli sebebi konunun siyaset tarafından gündeme taşınmasından dolayı oluyor. Hatırlanacağı gibi; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Balıkesir’de yaptığı bir konuşma esnasında tutanakları kamuoyu ile paylaşan gazeteyi kastederek: “Batsın böyle gazetecilik” ifadesini kullanmıştı. Bu açıklama sonrasında toplumun çeşitli kesimlerinden Erdoğan’ın açıklamasına destek gelirken bazı kesimlerinden de eleştiriler geldi. Konuyu gazeteci örgütleri “basın özgürlüğü” bakış açısıyla ele almayı tercih ettikleri için söz konusu açıklama; “basına müdahale” şeklinde algılandı.

Sorumlu gazetecilik

Gazeteciler elbette herhangi bir konuda haber yapmakta özgürdürler. Ben henüz kendisine hangi konuda haber yapacağını veya yapamayacağını söylendiğinde bundan hoşlanan gazeteci tanımadım. Bu noktada tartışılması gereken haberin “nasıl” yapılması gerektiği olması gerekiyor. Barış dilinden uzak, taraflar arasındaki çatışmayı körükleyen ve çözüme katkı sağlamayan bir haber dili elbette eleştirilmesi gerekiyor. Tabii ki bu eleştirilerin basın özgürlüğü çerçevesinde yapılması daha uygun olacaktır. Bu noktada herkesin barış gazetecisi olmasına gerek yok. Sadece “sorumlu” gazetecilik yapmaya ihtiyacımız var.

untitled-5-019.jpg

Sanki ilk kez yaşanıyor!

Türkiye üzerinden yaptığım bu gazetecilik tartışmasından sonra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki duruma göz atmak istiyorum. Zira geride bıraktığımız haftada ülkemizde de benzer tartışmalar Cumhuriyet Meclisi’nde yaşandı. Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) ve Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun (BRTK) 2013 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı’nın görüşüldüğü sırada söz konusu iki kurumun gazetecilik anlayışları tartışıldı. Tartışmaların odak noktası ise her iki kurumun bağımsız gazetecilik yapamıyor olması olarak gösterilebilir. Bu tartışmalar ne ilktir ne de sondur. Devlete bağlı olarak faaliyet gösteren kurumların bu tür tartışmaların içerisinde olması doğaldır. Doğal olmayan ise, bu tür durumların her iktidar döneminde yaşanmasına rağmen sanki ilk kez yaşanıyormuş gibi tartışmaların sürdürülmesidir. Konunun kişiler üzerinden değil, sistem üzerinden tartışılması ve her iki kurumun çalışanlarının da bu tür siyasi çekişmelerin içerisine çekilmemesi gerekiyor.

Güçlü teknolojik altyapı

Konuyu biraz faklı bir eksene çekerek devam etmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde BRTK’de
İsmet Özgüren ve Tülay Başkaya’nın hazırlayıp sunduğu Öğle Ajansı isimli programa katıldım. Programda sorulan ve beni düşünmeye iten bir soruyu sizlerle paylaşmak arzusundayım. İsmet Özgüren, KKTC’deki televizyonculuk konusunda özellikle BRTK’nin güçlü yanlarının neler olduğunu sormuştu. Sürekli olarak negatif yönlerini tartıştığımız bu kurumun pozitif taraflarını görmeliyiz. Genel çerçeveden bakıldığında; BRTK teknolojik alt yapı noktasında diğer televizyon kanallarına göre avantajlı görünüyor. Tabii bu alt yapının ne kadarı amacına uygun ve yüzde yüz kapasite ile kullanılıyor orası tartışılır. Diğer bir güçlü yanı ise nitelikli eleman sayısının fazla olması gösterilebilir. Nitelikli elemanlardan kastım; bu işin eğitimini almış ve kendini geliştirmiş çalışanlardır. Yapımcısında ses teknisyenine, yönetmeninden kameramanına, program sunucusundan reji çalışanlarına kadar nitelikli ve işini bilen elamanlar BRTK’yi farklı kılan özellikler.

untitled-4-051.jpg

İlk sıra protokolün

KKTC televizyonlarının haber ve tartışma odaklı programlar yaptıklarını görmekteyiz. Televizyon kanallarında haber temalı programları günün her saatinde bulmak mümkün oluyor. Kıbrıs Türk halkının tartışmayı seven karakteristik özelliği programlara yansımış durumda. Buradan hareketle BRTK’nin nitelikli gazetecileri sayesinde bu tarz programlarının daha kaliteli ve doyurucu geçtiğini ifade etmeliyiz. Bundan dolayıdır ki KKTC televizyonları izlenme oranları üzerine yapılan anketlerde BRTK’nin rakamları en yukarılarda çıkıyor. Haberler konusunda eleştirilebilecek nokta ise, protokol haberciliğinin katı bir şekilde uygulanması olacaktır. Sırf siyasi mevkiiniz nedeniyle, söylediğiniz şeylerin haber değerine bakılmaksızın haberleştiriliyor. Haberleştirilmekle de kalmıyor haber bülteninin en üst sırasına yerleştiriliyor. Oysa söz gelimi o gün ülkede veya dünyada daha önemli bir olay olsa dahi, her zaman için ilk sıra protokole ayrılmıştır.

Bu güce kimin sahip olacak?

BRTK’nin izlenme oranlarının yüksek olmasından dolayı kamuoyu oluşturma ve fikirleri yaymada etkili bir rolü olduğunu söylemeliyiz. Bu da BRTK’nin bir başka güçlü yanı olarak gösterilebilir. Ancak “bu gücün nasıl kullanıldığı?” sorusu bizler için önemli bir hale geliyor. Zira şu andaki idari yapısıyla bu gücün iktidarda bulunanların elinde olduğu aşikârdır. Zaten mecliste de yaşanan tartışmaların temel noktası bu güce kimin sahip olacağı değil miydi? Kimse bu kurumlarda çalışan basın emekçilerinin halini sormuyor. Sistemi tartışmıyor. Ortadaki kavga, bu güçten kim daha fazla faydalanacak ve geniş kitlelere mesajlarını iletebilecek. Böylece, siyasi getirim sağlayabilecek.

Slogan atmak kolaydır

İşin özüne bakıldığında, BRTK’de birçok idari ve yapısal sorunlar bulunabilir. Ancak tüm bunlar BRTK’nin iyi yaptığı veya yapmaya çalıştığı şeyleri de ortadan kaldırmıyor. Slogan atmak kolaydır, önemli olan bu fikirleri icraata dökebilmektir. Bir birimizi suçlayarak ancak vakit kaybediyoruz. Önemli olan bu kurumların sorunlarına çözüm bulmak ve günümüz koşullarına uygun yasalarını meclisten geçirmektir. Sorunların kaynağı siyaset olarak gösterilirken, bu konuları en çok tartışan ve gündeme taşıyan da yine siyaset oluyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.