1. YAZARLAR

  2. Erçin Şahmaran

  3. Sorunun özeti bir cümle
Erçin Şahmaran

Erçin Şahmaran

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Sorunun özeti bir cümle

A+A-

 

28 Ocak mitinginden sonra ortaya çıkan tabloya bakılınca, 2 Mart mitinginin önemi daha da arttı.

Şimdi iş daha sıkı tutulacak.

KKTC Başbakanı Sayın İrsen Küçük ve bazı bakanlar geçtiğimiz hafta sonu, Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirip, Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan, bakanlardan Sayın Çiçek ve Sayın Egemen Bağışla görüşmeler yaptılar.

Hatırlanacağı gibi, 15 Temmuz 2010 tarihinde yine bir Ankara ziyareti sırasında, gündeme gelen maaş konusu bu gün yaşanan olumsuzlukların habercisi olmuştu.

Bu ziyarette ekonomik uygulamaların ve kamuda alınan maaşların tartışılması, ortak yapılan basın toplantısında gündeme getirilmişti.

Sayın Erdoğan, KKTC Başbakanı ile bir banka müdürünün maaş yönünden karşılaştırmasını yapmıştı.

Bu konu 15 Temmuz 2010 tarihinden buyana tartışılıyor.

Çünkü olayların arkası kesilmedi.

Yaşananları tekrarlamaya gerek yok.

Üzücü olan bugün için, bu yaşananlardan bir ders alınmaması.

Yine bir Ankara ziyareti ve yine bildik sözler.

Yine bildik resimler.

Bir tarafta gülen yüzler, bir tarafta kızgın bakan gözler.

Bir taraf sanki suçlu gibi mahcup.

Bir taraf sanki tek haklı gibi güçlü.

Ankara’nın tutumu ve söylemleri değişmedi.

Devlet Bakanı ve baş müzakereci, yani Türkiye’nin AB ile köprüsü Sayın Bağış “Bizim kültürümüzde anaya, öf bile denilmez” diyor.

Aslında anlaşılmayan esas sorun tam da bu cümlede saklı.

Kıbrıs Türk Toplumunun, nasıl ki güneydeki Rum Toplumundan farkı vardır.

Anadolu insanından da farkı vardır.

28 Ocak mitingi farklı kesimlerde farklı şekillerde algılandı.

Kıbrıslı Türklerle, Türkiye yönetimi arasında kırgınlığa ve de kızgınlığa yol açan olaylar mitingde açılan bazı pankartlara bağlandı.

Yani İnönü meydanını dolduran binlerce insanın vermek istediği mesaj tam anlamıyla doğru şekilde anlaşılmadı.

Bu olay bu gün itibarı ile neden hala bu kadar tartışılmaya, konuşulmaya devam ediyor diye düşünürsek, bu miting bu topraklarda bir milattır.

Gün yüzüne çıkmamış, hasır altı edilmiş, fakat toplum içinde günden güne büyüyen ve yıllardır istismar edilen hayatsal sorunların, çözümü içinde tarihi bir fırsat yaratmıştır.

Bu fırsat kullanılmadı.

Türkiye yönetimi bu mitingi, tüm Türkiye halkına karşı yapılmış ve Türk halkına bir nankörlük gösterisi olarak bilinçli şekilde lanse etti.

KKTC yönetimi de bu yanlış algılamayı güçlendirecek açıklamalarla, sorumluluğun kendinde kalmaması için, mitingin Türkiye karşıtlığına döndüğünün altını çizdi.

Hükümet yetkililerinin son Ankara ziyareti, KKTC halkının beklentilerini maalesef karşılamadı.

KKTC hükümetlerinin de imza koyduğu paket uygulanacak.

Üstelik görevi resmi gazetede yayınlanan ve resmileşen yeni büyük elçi gözetiminde.

KKTC hükümeti, Türkiye hükümet yetkililerinin tepkisini haklı buldu.

2 Mart mitinginin, 28 Ocak mitingi gibi olmaması için her türlü çalışma yapılacak.

Güvenlik hat safhada artırılacak.

Fakat “Besleme” polemiğinin ve arkasından gelen talihsiz açıklamaların, Kıbrıs Türk Toplumunda nasıl bir etki bıraktığı, KKTC hükümetinin Ankara hükümetini haklı bulmasının yarattığı hayal kırıklığı bu mitingin önemini artırdı.

Türkiye hükümeti son Ankara görüşmelerinde, KKTC hükümetini bu konuda mutlaka uyarmıştır.

Çünkü daha önceki mitingde, KKTC hükümeti üstüne düşeni yapmamakla suçlanmıştı.

2 Mart’ta güvenlik önlemleri daha ciddi ve güvenlik görevlileri de sayısal olarak daha fazla olacaktır.

Fakat dikkat edilmesi gereken esas nokta karşıt gruplardır.

Hiç adı duyulmamış bazı örgüt ve derneklerin 28 Ocak mitingine gösterdiği karşıt reaksiyonu göz önüne alırsak bu miting de istenmeyen çok kötü olaylar yaşanabilir.

Bu bir temenni değildir.

Çok önemli bir uyarıdır.

Daha önceleri, bu konular daha çok konuşulacak demiştim.

Bu düşüncem hala devam ediyor.

Kıbrıs’ın kuzeyinde her anlamda büyük bir moral çöküntüsü, büyük bir güvensizlik var.

Hiçbir söylem bu ortamı ortadan kaldıramaz.

KKTC için Türkiye de açılan ihaleler, KKTC de açılacakmış, yeni havayolu için yapılan çalışmalar varmış, Türkiye yardımları artacakmış bu yardımlar reel sektöre aktarılacakmış bunlar kimsenin umurunda değil.

Çünkü bunlar yıllarca söylendi.

Bu ülkede, partizanlık, adamcılık, yapılacak her iyi şeyi, yine belli bir kesime yönlendirir.

Bu köşenin ve bu satırların yazarı olarak, ne hükümet, nede hükümet partisini diğer siyasi renklerden ayırmadığımın altını bir kez daha çizmek isterim.

İçinde bulunduğumuz süreç şuan için topluma, ilerideki dönemlerde de iktidar partisine büyük zararlar verecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.