1. YAZARLAR

  2. Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

  3. Sosyal medya kışkırttı, olanlar oldu!
Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

Havadis Gazetesi-Poli
Yazarın Tüm Yazıları >

Sosyal medya kışkırttı, olanlar oldu!

A+A-

---Son haftalarda sosyal medya platformu olan “Youtube”da "Müslümanların Masumiyeti" adı altında yayınlanan görüntü, Müslümanları kesimleri hareket geçirdi.

Yıllardır toplu iletişim araçlarının insanlar üzerindeki etkilerini tartışırken, şimdi bu tartışmalara İnternetin yaygınlaşması ile hayatımıza giren sosyal ağların etkileri de eklendi. Sosyal ağlar üzerinden bizlere sunulan görüntülerin, fotoğrafların, haberlerin ve animasyonların bireyleri ne kadar etkilediğini tartışabiliriz. Bu tür etki tartışmalarını yaparken tabii ki bazı faktörleri göz önünde tutmalıyız. Örneğin; cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş, dil, kültür, politik görüş, din gibi faktörler medyadan ne kadar ve nasıl etkilendiğimiz noktasında bizlere ışık tutabilen temel etkenler olduğunu söylemeliyiz. İnternet üzerinde sosyal ağlar kapsamında faaliyet gösteren; Facebook, Twitter, Youtube, bloglar ve forumlar bireyleri yukarıda saydığım etkenler kapsamında farklı farklı etkileyebiliyor. Bu yazıda son haftalarda sosyal medya platformu olan “Youtube”da "Müslümanların Masumiyeti" adı altında yayınlanan görüntü, medyanın etkileri kapsamında değerlendirilecektir.

Provokasyon şüphesi bulunuyor


Konuyu değerlendirmeye ilk başta görüntünün yayınlanma tarihi ile başlamak istiyorum. Film “Youtube”da 12 Eylül 2012 tarihinde “Innocence of Muslims” (Müslümanların Masumiyeti) adı altında yayınlandı. Yaklaşık 14 dakikalık bu kısa film görüntülerinden sonra; İslam dinine, Müslümanlara ve Hz. Muhammed’e hakaret içerdiği gerekçesi ile bazı ülkelerde protesto gösterileri düzenlendi. Libya’nın Bingazi şehrindeki gösteriler kontrolden çıkarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Konsolosluğu'na yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırı sonucunda ABD Büyükelçisi Christopher Steven ve üç elçilik görevlisi hayatını kaybederken, gösteriler de farklı ülkelere yayılarak devam etti. Burada dikkat çeken nokta ise bu görüntülerin 11 Eylül sonrası söz konusu sosyal paylaşım sitesine düşmesiydi. New York’ta bulunan Dünya Ticaret Merkezi’ne (İkiz Kuleler) 11 Eylül’de düzenlenen uçaklı saldırı sonrası yıkılması ve binlerce masum kişinin ölmesi halen hafızalardayken, görüntülerin bu tarihin hemen sonrasında yayınlanması provokasyon şüphesini gündeme getiriyor.

Farklı bakış açıları olabilir


Provokasyonlar toplu iletişim araçları ve siyasiler tarafından gerek iç siyasette gerek ise dış politikada her zaman olabilir. Önemli olan birey olarak bu provokasyonlara ne kadar önem verdiğiniz ve neler yaptığınızdır. Libya’da yaşanan gösterilerde şiddete başvurulması ve bunun sonucu olarak da elçilik gibi kutsal bir görev yürüten kişilerin öldürülmesi, kınanması gereken bir durumdur. Yayınlanan görüntüleri farklı bakış açılarıyla ele almak mümkün. Şöyle ki; “Youtube”da paylaşılan görüntüleri ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton gibi: “Bireylere, ne kadar iğrenç olursa olsun, kendi görüşlerini ifade etmelerinde engel olmayız” şeklinde de değerlendirebilirsiniz. Diğer taraftan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan gibi “provokasyon” olarak da konuya yaklaşabilirsiniz: “Dinlere, peygamberlere, insanların kutsal değerlerine yönelik hakaretler fikir ya da eleştiri hürriyeti olarak görülemez. Bu film açıkça provokasyon ve düşmanlığa yönelik davranıştır.”

Müslüman bir kesim rahatsız

Bu noktada bireylerin gerek sosyal medyadan gerek ise geleneksel medyadan gelen mesajları nasıl anlamlandırdıkları önem kazanıyor. Görüntünün yayınlanmasından sonra yaşanan gösterilerden de anlıyoruz ki; Youtube dünyada bir din savaşı çıkaracak kadar bir etkiye sahip olabiliyor. Elbette bu konuda ve gösterilerde tek taraflı olarak Youtube etkili olmamıştır. Bu işlerin altında başka başka durumlarında var olabileceğini unutmamalıyız. Sonuçta sosyal paylaşım sitesi bu konunun gündeme gelmesine aracılık yapmıştır. Filmi çeken yönetmen de, oyuncular da, filmde kullanılan ifadeler de belli. Burada altını çizmeye çalıştığım nokta ise, bu filmi izleyen veya izlemeyen insanların bir anda nasıl bu kadar hızlı tepki verebildikleridir. Ayrıca gösteri yapan ve sonrasında olaylar çıkaran bu kişilerin yukarıda bahsettiğim gibi; eğitim düzeyleri, yaş grupları, politik görüşleri, dinleri “Youtube”da gösterilen filme karşı verdikleri tepkide ne oranda etkili olmuştur? Tüm bunları yanıtlamak kolay değildir, fakat paylaşılan görüntünün Müslüman bir kesimi rahatsız ettiği ve etkilediği de gerçektir.

Kendini üst görme yanlışı

“Müslümanların Masumiyeti” adı altında biraz da ironi yapılarak sunulan ve insanları bu kadar öfkelendiren görüntüleri siteden takip ettiğinizde, yüzlerce farklı yoruma rastlamak mümkün görünüyor. Negatif ve pozitif yönde fikirler olmasına rağmen şimdiden sanal bir çatışmanın başladığını saniye saniye artan mesajlardan anlamak mümkün. 11 Eylül sonrası uçakları kaçıran kişilerin Müslüman olması, Amerikan toplumunda medyanın ve siyasilerin de sayesinde Müslümanlara karşı önyargı ve kalıp düşünceleri arttığını biliyoruz. Basit bir genellemeyle tüm Müslümanları “terörist” görmeye çalışma, “geri kalmış” bir şekilde algılama filme de yansıyan kalıp düşüncelerin bir kaçıydı. Bu kendini üst görme ve kendisi gibi olmayanları kendi kültürü ile yargılama anlayışını ne yazık ki medyada görmek mümkün. Bunun sonucu olarak da insanlar kendine benzemeyen toplumları farklı algılıyor ve yargılayıp eleştiriyor.

Ekmeğine yağ sürülüyor


Tüm Müslümanların aynı olamayacağı gibi tüm insanların da aynı olmadığını düşünerek hareket edersek, Müslümanların içine sokulmaya çalışıldığı durum problemlidir. Bu diğer dinler ve benzeri olaylar için de böyledir. “Youtube”daki yorumlara bakıldığında bazı mesajların kalıp düşünceleri nasıl yansıttığı görülecektir: “İşte gördünüz. Müslümanlar gerçek yüzü budur. Bakın, ABD elçisini öldürdüler. Barbardırlar” gibi ifadeler yaşanan şiddet olaylarından sonra meşrutiyet kazanıyor. Hâlbuki İslam’ın böyle bir din olmadığını ve “Youtube”daki görüntülerin gerçeği yansıtmadığını daha demokratik bir biçimde eleştirme hakkı varken, şiddete başvurulması kabul edilemez. Bu tür davranışların, bahsettiğim kalıp düşüncelerin ekmeğine yağ sürdüğünü söylemeliyim.

Bireyler farklı farklı etkileniyor

Konuyu özetleyecek olursak; sosyal medyadan bizlere gelen mesajlar, görüntüler, müzikler her bireyi aynı şekilde ekilemediğini görmekteyiz. Mesajlar bireyleri kültürden kültüre, dinden dine, yaştan yaşa ve daha birçok demografik özelliklere bağlı olarak farklı farklı etkilemektedir. Sosyal medya mesajları da bu yüzdendir ki bazı kesimleri eylemlere ve gösterilere sürükleyebilirken, bazı kesimlerin aynı oranda etkilemiyor. Şiddetin azaldığı daha mutlu yarınlar için çağdaş eğitimin önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor. Böylece bireyler medyada kendilerine her sunulanı olduğu gibi kabul etmek yerine, eleştirel ve sorgulayan bir bakış açısı geliştirebilecek.

sosyal1.jpg

“Müslümanların Masumiyeti” filminin yönetmeni Nakoula Basseley Nakoula, Los Angeles polisi tarafından filmle ilgili sorguya götürülürken.

sosyal4.jpg

Filmde Müslümanlar kalıplaşmış bir biçimde; ellerinde sopalar ve kesici aletler ile barbarlık yapan geri kalmış topluluklar olarak gösteriliyor.

takvim2.jpg

Takvim gazetesi, ABD Libya Büyükelçisi Christopher Steven ve üç elçilik görevlisinin hayatını kaybettiği saldırılarla ilgili haberi manşetten verdi.

 

Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy’un yazısı, Havadis Gazetesi’nin haftalık haber ve magazin dergisi olan “Poli”de 23 Eylül 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.