1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Sosyal sigortalar nasıl kurtarılacak?...
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sosyal sigortalar nasıl kurtarılacak?...

A+A-

Hüseyin Şevketoğlu, kıdemli sanayicilerimizden. Kuruluşundan itibaren Sosyal Sigortaların uzun süre yönetim kurulu üyeliğini de yaptı. Şimdi o, 80’ine merdiven dayamış bir iş dünyası duayeni. Emekliliğini yaşıyor. İş hayatı boyunca yanında pek çok kişiyi de çalıştıran Şevketoğlu’nun Sosyal Sigorta emekli maaşı 1700 TL. “Yanımda memuriyetten emekli olduktan sonra çalışan ve Sosyal Sigorta emeklisi olan sevdiğim insanlar çiftelenen emeklilik maaşlarından sonra benden çok daha fazla bir gelirin sahibi oldular. Benim aldığım emeklilik parası ise ilaç harcamalarıma yetmiyor. Üstelik iflas bayrağını çeken Sosyal Sigortalar’dan gün gele maaş alamayacağımız kaygısı da beni ve benim durumumda olanları fena halde sarmış durumda” diyor.

Her ay daha bir büyüyen borç batağının içinde tehlike çanlarını çalan Sosyal Sigortalarımızın durumu gündemin baş sıralarındaki yerini koruyor. Nasıl kurtarılacak ve nasıl yüzdürülecek bu kurum?

Hükümetin bir yasa değişikliğiyle can çekişen bu kuruma nefes aldırmaya çalıştığı bilinmektedir. Ama yasasının değiştirilmesiyle bu kurumumuz kurtarılabilecek mi? Çok zor. Emeklilik yaşının ve prim oranlarının yükseltilmesi bu yeni yasa değişikliğinin içerdiği temel önlemlerdir. Yeni düzenlemeye sendikalardan ve prim mükelleflerinden büyük tepkiler var.

Kaldı ki bu tasarlanan önlemlerin yaşama geçirilmesi bile olumlu bir sonucu ancak uzun vadede getirebilecektir. Oysa batağa saplanan bu kurum için acil kurtarma çareleri gerekiyor. Üstelik o çarelerin radikal kararlılıkla alınması gerekir.

Popülizm, Sosyal Sigortaları ülkemizdeki gelir adaletsizliğini yansıtan aynalardan birine dönüştürdü. Yıllarca biriken, göz yumulan ve hatta teşvik edilen yanlış uygulamalar, Sosyal Sigortaları da batırdığımız nice kurumdan biri haline getirdi. Şevketoğlu sohbetimiz sırasında “Bu ülkede batırmadığımız ne kaldı?” diye yakınıyor.

Evet, gelir adaletsizliği… Yıllar boyu toplumsal sorunlar içinde yoğrulan duayen bir iş adamı olarak bu gelir adaletsizliğinin çeşitli örneklerini çevresinden veriyor bana Şevketoğlu. Ve eklemeyi de ihmal etmiyor: “Gelir adaletsizliğinin nimetlerinden yararlananları kesinlikle tenzih ederim. Onların ne suçu var? Düzen öyle oluşturulmuş. Suç, kendi ellerimizle oluşturduğumuz bu bozuk düzende.”

Genç yaşta devletten emekli olduktan sonra özel sektörde de çalışıp Sosyal Sigorta emeklisi olan çiftlerin oluşturduğu o büyük kesimi düşünün. Evlerine her ay dört maaş girer.

Ya da emekli olduktan sonra özel sektörde çalışıp Sosyal Sigorta’dan da emekli olan, daha sonra memur eşinden dul kalan yaşlı bir bayanı düşünün. Onun eline de ayda 3 emekli maaşı geçer.

Bir yanda da sadece mütevazı Sosyal Sigorta maaşına talim eden, o maaşın içinden sağlık giderlerini de karşılamaya çalışan ve şimdi almakta olduğu mütevazı maaş da tehlikeye giren büyük bir kesim var.

CTP iktidarında değiştirilen Muhaceret Yasası Türkiye’den gelen geçici işçilerin yanı sıra onların aile bireylerini de Sosyal Sigorta haklarından yararlandırdı.

Sosyal Devlet anlayışının zaman içinde adaletsiz gelir dağılımına dönüşmesinden başka nedir ki tüm bu durumlar?

Sosyal Sigorta emekli sayısı inanılmaz bir popülizm bonkörlüğüyle kabartılırken, hiçbir hukuk ülkesinde görülmeyen uygulamalar da yapıldı. Örneğin devletten yüksek maaşla emekli olduktan sonra özel sektörde ya da kendi kurduğu işte bir süre çalışan nice kıdemli açık verdiği yılların prim borçlarını kestiği çekle karşılamış ve Sosyal Sigortalardan çalışma yılları bile dolmadan emeklilik hakkını almıştır.

Ya da hiç çalışmadan bir iş yerinin çalışanı gibi gösterilip primleri yatırılanlar gün gele alnı hiç terlemeden Sosyal Sigorta emeklisi olmuştur. Hangi işin emeklisi bunlar?

Nemalanmayı bilmeyenlere yol gösteren hukukçular ve bürokratlar da olmuştur.

İşte radikal kararlılığı gerektiren bu gibi sosyal adaletsizliklerdir. Ama o kararlılığı gösterebilecek devletsel otorite nerede?!.. Ankara’dan tüm bunları görüp bizi kurtuluşumuz adına uyaranlara da “Sizi istemezük” diye yeniçeri dikleşmeleri yaparız.

Hadi öyleyse; kendi başımıza kurtulabilme erdemini gösterelim hep birlikte!...   
 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.