1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Sosyalizm ve marksizm ekseninde Lefkoşa Türk Belediyesi
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sosyalizm ve marksizm ekseninde Lefkoşa Türk Belediyesi

A+A-

Dün kaleme aldığım yazıma, Sosyalist ve Marksist çevrelerden eleştiriler geldi. Gelen eleştiriler her zaman aydınlatıcı, düşündürücü ve yücelticidir. Bu nedenle her eleştiriden payıma düşeni alırım. Ancak buna yanıt verdiğim çok az olmuştur köşe yazarlığı yolculuğumda. Yine de Kıbrıs Sosyalist Parti ve Marksist Barikat’tan yazıma ve bana yönlendirilmiş eleştirileri, hem ideolojik, hem de duygusal bir duruş ile yanıtlamaya çalışacağım. Bu sayede hem dünkü yazıma açılım getirmiş, hem de yerel yönetimler bağlamında bir açılıma doğru, düşünce jimnastiğine katkı koyanlarla, başka bir perspektifi de değerlendirmiş oluruz.

Yerel yönetimlerin temelini oluşturan kentsel politikalarla ilgili düşünürlerin ve teorisyenlerin ister çoğulcu, ister Marksist, ister bürokratik olsunlar, tümünün esas gailelerinin kentlerdeki sistemden çok, devlet sistemine vurgu yaptıkları dikkati çekmektedir. Ancak bütün yaklaşımlar ile kıyaslandığında, Marksist bakış ile sosyalist ideoloji, kent yaşamının ve kentsel yönetim süreçlerinin, gelişen ve değişen dünya ekonomik şekillenmesi bağlamında kapitalizm ile yakından ilişkili olduğunu ve hatta kapitalizmin yeniden üretilmesine katkı sağladığını oldukça geç fark ettiler/kabullendiler. Kent yaşamı, bireyin öznel yaşamı olmaktan çıkarak, onun toplumu ve kültürü şekillendirdiği alanları beslemektedir. Ve ne yazık ki, toplumsal yapının şekillenmesi ve devlet yapısının biçimlenişi arasındaki derin ve ayrılamaz ilişkinin sebebi, aynı zamanda kent yaşamındaki ekonomik sınıfların da sebeplerini oluşturduğu hiyerarşik yapıdır.

Bu hiyerarşik yapı, politikanın kendisidir.

Politik pratiklere imkan sağlayan kent yaşamı, toplum içerisinde, ekonomiyle de ilişkili olan hiyerarşinin, yani eşitsiz güç dağılımının kâh örtülü, kâh açık biçimlenişidir. İşte bu biçimleniştir ki, eşitsiz güç ilişkileri ile kapitalizmin yarattığı krizleri, sorunlu ve sorunsuz yapılanmaların sıradanlaştığı kentlerin görüntüsünü ve yönetim biçimlerini oluşturur.

Ve oradan hareketle de devlet yapısını şekillendirir.

Marksist, sosyalist bakışın kapitalizmin ortaya çıkıp hızla devleşmesi sonrasında, şansını yitirdiğini kabul etmek, yeni dünya düzeni kurgulanırken, sınıf farklılıklarının etkilerini bazı sınıfları karalayarak izah etmeye çalışmak, toplumun yeni yapısından kopuş sürecini başlatmıştır. Kapitalizmin hızla gelişen çarkları, onu sosyalizmden daha enternasyonal ve bütünlüklü örgütlenmeye açık hale getirmiştir.

Hal böyle iken, dünyadaki örneklerinde göze çarptığı gibi, Marksist çevrelerin devletten ayrı düşünülemeyen, fakat devletin içinde ayrı bir parça oluşturma çabaları devam etmektedir. Bu durum, en yalın anlatımı ile, devlet genelinde gerçekleştirilemeyecek, fakat Marksistlere özel bir kurtarılmış alan yaratacak yerel yönetimleri ele geçirme çabasıdır. Yurt çapında, yaygın bir faaliyet ve propaganda organizasyonu şansı ve eylemlilikleri çok az olan bu grupların, yerel yönetimler kapsamındaki girişimleri, varoluşlarını sürdürebilme, ideolojilerinin tadını halka hissettirebilme yolundaki hedefleri, bu seçimleri kazanma hedeflerini netleştirmekte ve güçlendirmektedir. Çünkü bu çevreler, yerel yönetim tecrübeleri sayesinde, iktidar pratiklerini de yaşama geçirebilmenin, kendi iktidar modellerini halka ve kendi çevrelerine pratik ettirebilmenin şansı olarak değerlendiriyorlar.

Özetle hedef, kapitalizm ile şekillenen burjuvazinin iktidarına, gerek siyasi, gerek örgütsel, gerekse de ekonomik anlamda alternatif, bir iktidar modelidir.

Ne yazık ki bu durum, hiyerarşik bir toplumsal yapıyı oluşturarak emekçi sınıfın kronikleşmiş sorunlarına çözüm bulmak yerine, burjuva sınıfını alt etmek hırsına da dönüştürülmektedir ki, bu durum tehlikeli bir sürece yelken açmakla da eşanlamlı olabilir.

Günümüz ekonomik formülasyon ve toplum yapılarına bakıldığı zaman, her ne kadar işçi sınıfının hakları ve emeklerine her türden gerçek değerin verilmesi öğretisi çok büyük bir ihtiyaç ise de, uluslararası bağlamda, burjuva sınıfının çökertilmesinden önce, uluslararası kapitalist yapının devrim ile ortadan kaldırılmasından önce, yerel bir yönetim sayesinde sosyalizmin veya daha ilerisinin başarılara ulaşması, hatta ayakta durabilmesi ne yazık ki çok da mümkün olamaz gibi görünmektedir. Hatta daha da ileri giderek, işçi sınıfının haklarının korunması ve yönetimin işçi sınıfının elinde olması anlamına da gelen bu ideoloji, işçi sınıfından bireyleri siyasetin öznesine dönüştürmeyi hedefleyerek, aslında seçimler sayesinde siyaset sahnesinde boy göstermektedirler. Bu durum, onların çok eleştirdikleri “burjuva partilerle” aynı mantıkla hareket ederek; yığınları kendi destekçileri-seçmenleri olarak gören bir üslup ile hareket etmektedirler.

Dolayısıyla, politika üretmenin tavan yapacağı Lefkoşa Türk Belediyesi seçimleri sürecinde, yığınları siyasal hedefler doğrultusunda harekete geçirebilmek, örgütleyebilmek, sevk-idare edebilmek için gerekli olan araç ve yöntemler, kitlesel bazda düşünülmeli, devletin başka alanları ve dünya ile iletişim sürecinde akıcı ve işlevsel bir yapı oluşturmaya gayret gösterilmelidir.

Seçim dönemlerinde kitle siyaseti amacı ile gündemimize giren, yığınları siyasal hedefleri doğrultusunda harekete geçirmeye, örgütlemeye, sevk ve idare edebilmeye talip olan grupların, bunu yapabilecek iletişimlerinin olması, araç-yöntemlerinin varlığının netliği esastır ve ihtiyaçtır. Ancak ne yazık ki, Kuzey Kıbrıs’ta sosyalist grupların bu anlamdaki şanslarının azlığı ilk göze çarpan özelliklerdendir.

Bu grupların bir varoluş çabası içerisinde olmak adına, seçimlere dâhil olmayacakları, bunu denemeyecekleri anlamına gelmez. İlerlemeyi toplumuna yakıştıran hiç kimse de buna engel olamaz. Zaten siyasal çeşitlilik, toplumsal düşünce biçimine de katkı koyarak, gelişim sürecinde zenginliğe yol açacağından, sosyalizmin, Marksist bakış açılarının varlığını görmezden gelmek de büyük bir hata olacaktır.

***

Ve…

Bir kadın belediye başkan adayını nasıl görmezden geldiğim noktasındaki eleştiriye yanıtımın da yukarıdaki satırlar ile paralel olduğunu özellikle belirtmek isterim.

 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.