1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Sovyet eğitiminden UBP saflarına…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sovyet eğitiminden UBP saflarına…

A+A-

Demirperde günlerinde o perdeyi aşabilmek ne kadar zorsa, komünizm karşıtı milliyetçiliğin kol gezdiği bir ortamdan çıkıp demir perde ötesinde gelecek ve kariyer aramak da bir o kadar zordu. Dr. Kıvanç Buhara, bunu başaran ender insanlarımızdan biri… Tıp eğitimini Sovyetler Birliği’nde yapma kararı aldıktan sonra yaşadıklarını parodi diliyle anlatırken onunla birlikte hem katıla katıla güldük ve hem de derinden düşündük.

Bakü, Tiflis ve Moskova’da sıkı bir eğitimden geçip Kıbrıs’a dönen Buhara, zamanın UBP Sağlık Bakanı Dr. Ali Atun’a kendini kabul ettirmekte çok zorlanmış. Ne ki, bir dizi politik değişimin arkasından, şu anda kendisi, yani o eski tüfek,  UBP’ye bağlı bir belediye başkanı!..
  
Dr. Ali Atun, Buhara’nın uzattığı tıp diplomasındaki Sovyet mühürlerini görünce, elleri yanmışçasına belgeleri atmış ve bağırmış: “Ben seni işe alamam.” Kıvanç Buhara, diplomasına İngiltere’den onay alınca yine Ali Atun’un anlayışı ve desteği sayesinde Kıbrıs Türk sağlık hizmetlerinde kendine yer bulmayı başardı. Bir süre gönüllü olarak Mağusa hastanesinde hizmet verdi. Ondan sonra ver elini Geçitkale… Uzun yıllar Geçitkale’nin resmi doktorluğunu yapıp halkın sevgisini kazanan ve emekli olduktan sonra 1994’te fiilen politikaya atılan Buhara, şimdilerde Geçitkale’nin adeta kadrolu belediye başkanı. Kliniğini kapatalı çok oldu. Deri kaplı muayene sehpasını ve elektrosunu başkanlık makam odasına taşıdı. Orada hastalarına parasız sağlık hizmeti de veriyor.
  
Buhara’nın adeta kadrolu belediye başkanı konumuna gelmesindeki sırrı da yine kendisinden dinliyorum: “Mesarya’da yaşamak kahramanlığı gerektirir. Buralar mahrumiyet bölgesi.  Mesarya’da yaşamayı göze alarak kahramanlaşan kırsal kesim insanlarının ne istediğini ve neyi isteyeceğini çok iyi bilirim. Onların öncelikli isteği ise kendilerine değer verildiğini ve ilgilenildiğini görmektir.”
  
İki dönem TKP’den belediye başkanı seçildikten sonra, bağımsız girdiği seçimi de kazanan ve şimdi UBP saflarında bulunan Buhara, yerel yönetimlerde, muhtarlar gibi belediye başkanlarının da bağımsız olması gerektiğini savunuyor. Kendi belediye sınırları dışındaki vatandaşların da devlet hizmetini almak için Geçitkale’ye geldiklerine, belediyesinin bunlara gerek Geçitkale’de, gerekse köylerinde çeşitli hizmet verdiğine işaret ederek “Ne var ki, bu vatandaşların vergilerini Boğaziçi Belediyesi toplar. CTP iktidarı döneminde belediyeler konusunda uygulamaya konulan kararların partizanca olduğunu söylemekten çekinmem” yorumunu yaptı. Buhara, ortaya koyduğu ve benimsetmeye çalıştığı 40 yıllık bölgesel vizyonu kapsamında Geçitkale’yi eskiden olduğu gibi bölgenin merkezi durumuna getirmek ve orayı tüm devlet daireleriyle donatmak olduğunu da açıklıyor. AG’ye, yani araştırma - geliştirme sistemine önem veriyor.
  
Belediye başkanlığının doğrudan sağlıkla ilgili olduğunu, buna karşın doktorların genellikle milletvekilliğine rağbet ettiklerini belirten Dr. Buhara, “Doktorların belediye başkanlığını hep özler ve desteklerim. Oysa Cumhuriyet Meclisi üyelerinin dörtte üçü doktor olduğu halde, 28 belediye başkanımızın sadece ikisi doktor. Bir ben, bir de Alsancak’ın belediye başkanı.”
 
Bu bağlamda verdiği örnek de ilginç:
  
“Hastalıkların ve salgınların kaynaklarını ve belirtilerini herkesten çok belediye başkanının bilmesi gerekir. Birçok bölgemizde fare istilası var. Tifüs öldürücü bir hastalıktır ve taşıyıcısı da faredir. Ölü bir fareye dokunan sinek, böcek ya da karınca daha sonra şu ya da bu şekilde insanla temas ederse, tifüs bulaşmış olur. Salgın başlar. Benim bölgemde bugün bu hastalığın hiçbir belirtisi ve kaynağı yok. Kuruttum. Hastalıkların bir diğer kaynağı olan su konusunda da son derece duyarlıyım. Kıbrıs’ın en temiz suyunun benim bölgemde olduğunu rahatça söyleyebilirim. Musluklardan akan su içilebilir nitelikte. Akiferlerimizde çekilme olmazsa, su kaynaklarımız da bize yeter.”
  
Yerel yönetim üyelerinin, belediye meclis üyeleri dahil iyi eğitimli olmaları gerektiğine parmak basan Buhara, iyi eğitimli yerel yöneticilerin hükümeti de motive edip etkileyebileceği görüşünde. “KKTC’deki belediyelerimizin büyük çoğunluğu 1975’te kuruldu. Ama belediyeciliğin temel yasaları daha şimdilerde çıkarılmaya başlandı. Belediyelerin kendi kendilerine yeterli olmasını sağlayacak yasalar hep ihmal edildi. Hükümetleri etkileyebilseydik bu gecikmeler olmayacaktı” değerlendirmesini yapmakta.
  
Ercan Devlet Hava Alanı’nın Değirmenlik Belediyesi’ne sağladığı esenlik herkesin bilgisindedir. Geçitkale Havaalanı da o bölgenin esenliğini sağlayabilir ama bu havaalanı 2004’ten beri hizmete kapalı. Neden?.. Çünkü elektrik hatları öylesine yanlış ve yakışıksız yerlerden geçirildi ki, bu alana uçakların inebilmesi artık olanaksız. Türk Yıldızları’nın dünyaca ünlü akrobat pilotları bile artık bu havaalanına inemiyor. Yaşamsal bir havaalanını yüksek gerilim hatlarıyla paralize etmek!.. Böylesi bir acayipliğe ancak devlet-i KKTC’de rastlanabilir!.. Kablolar yer altından geçirilemez miydi?.. Kıvanç Buhara “Ercan bir gün devre dışı kalırsa uçaklar nereye inecek?” sorusunu sormakta haksız mı?..Bölge insanının, bölgeye istihdam ve refah sağlayacak bu havaalanının bir an önce devreye konulmasını dört gözle beklediğini bölgenin belediye başkanından dinliyoruz.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.