1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Soyer'den yanıt 3
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Soyer'den yanıt 3

A+A-


Geçtiğimiz iki gün boyunca “CTP’nin Kurultay’ı” başlıklı yazıma ilişkin Genel Başkan Ferdi Sabit Soyer’in görüşlerini bu köşede yayımlıyorum. Sayın Soyer, UBP ile CTP’nin aynı kefeye konulamayacağını ve aslında söylenenin aksine CTP’nin gündemden düşmediğini, her yazıda ve söylemde CTP üzerinden geliştirilen bir ifade yer aldığını vurgulamıştı.

Bugün okuyacağınız bölüm de bu yanıtın son bölümünü oluşturuyor.

Burada da Sayın Soyer, Derviş Eroğlu benzetmesinin kendisi için yapılamayacağını, bir köşede başarısızlık ya da yeniden sıra beklemesinin söz konusu olamayacağını söylüyor.

Şüphesiz ki, bir siyasi parti kurumsal örgütlerini yenileme kapasitesi ile ilerler. Kıbrıs Türk toplumunun siyasi yapısında da karizmatik liderler üzerinden şekillenen süreçler yaşandı. Eroğlu bu süreçler için açık bir örnektir. Partinin gençleşmesi hedefi altında Başkanlığa gelen Hüseyin Özgürgün’in çizdiği yeni imaj yazık ki organlar üzerinde etkili olamadığı gibi Eroğlu gölgesinden kurtulup uzun ömürlü de olamadı. Tahsin Ertuğruloğlu için de benzer şeyleri söyleyebiliriz. Ve Eroğlu tam bırakmışken yeniden parti başkanlığına dönmeye karar verdiğinde tabanda da bir kabul vardı. Bu örneklerin artık siyasette yaşanmaması gerekiyor. Ne Sayın Talat’ın yegane kurtaıcı olarak, ne de Sayın Soyer’in yeni bir başlangıç veya kurtarıcı pozisyonunda kalmasına sebep olacak bir duraksama ve alternatifsizlik yaşamaması gerekiyor, ana muhalefet partisinin de.

Yoksa ilerlemek, yenilenip gelişmek hızla değişen yaşam koşullarına ayak uydurmak mümkün olmaz. Ancak kişiler üzerinden misyon biçmekle yetiniriz.

Evet  Sevgili Aysu Basri kardeşim. Ben ne senin muhalifinim, ne de seni öyle algılarım. Seni, yüreği bu ülke için yanan bir dost olarak bilirim. Bunun için bunları yazıyorum. Yazında bir başka yaklaşım var ki çok büyük bir haksızlık olur buna değinmezsem.

Parti içinde kimin aday olacağı ya da olmayacağı üzerinde çok konuşulduğunu yazıyorsun. Evet bu da konuşuldu. Belki bize göre olmaması gereken düzeyde. Yalnız parti içinde değil, Havadis Gazetesi’nde de  Yeni Düzen Gazetesi’nde yazıldı çizildi. Hele Havadis’in bir yazarının benim hakkımda yazdığı yazı çok ilginçti. “Kimse bana aday olma diyemiyormuş” da kendisi bir konsensusun gereği üzerine bana övgülerle birlikte bunu yazma gereği duymuş. Bunları da okudum. Çok olgun karşıladım.

Kimseye niye yazıyorsun demedim, denmesini de arzulamadım. Yeni Düzen’de bak darılmaca yok, son zamanlarda yazdığın kaç makalende, CTP’nin ne olması gerektiğine dair, hatta yaptığı eylemlere ve  tutumlara dair eleştirisel olmayan yazı yazdın. Bunları hep saygı ile karşıladım.Bunu önemli bir değer olarak da algılıyorum. Konu ben olduğum için de, ne itiraz ettim, ne sitem.

Ama bu son makalende yazdığın şu satırlar beni düşündürdü. Emeklerimize haksızlık saydığım için.

“Bu güne kadar hiçbir şekilde bu tartışmalarda, siyaset konuşulmadı, gelecek vizyonu ve ideoloji tartışılmadı” diyorsun. İşte bundan ötürü haksızlık yapıldı diye düşünüyorum.

Çünkü bu parti aylarca siyaset ve ideoloji tartıştı. Siyasi Tezlerini hazırlarken. Yüzlerce insan özelleştirmeden tutun, global şartlarda evrensel  olarak globalizmin yol açtığı yeni gelişmeleri ele aldı. Yeni yaklaşımların ne olması gerektiğin tartıştı, konuştu. Sonuçta bütünlüklü bir tez ortaya çıkarttı.

Parti başkanlığı veya Kurultay yazıları yanı sıra bu Tezleri de ele alan yazılarınızı doğrusu okumak isterdim. Siyaset ve  ideoloji yazılması ve konuşulması böyle şekillenirdi. Yeni bir örgütlenme ve yapılanma konusunu tartışmaya vaktimiz kalmadı.

 Ama PM’miz oybirliği ile Kurultayımıza, yeni dönemde hem de bir yıl içinde Yeniden Yapılanmayı tartışmaya açıp sonuçlandırmak amacı ile  Kurultaya Karar tasarısı götürmeye karar verdi.

Üstelik haklı olunan bir başka gerçek daha vardır. Yeni Siyasal Tezlerimizi oluşturduk, ancak günümüzde ülkeyi ve halkı ekonomik demokratik siyasal bunalımlardan çıkartacak ve uygulanan ekonomik programa alternatif bir program sunmayı sonuçlandırmayı başaramadık. Ama Siyasal Tezlerimizde bunun “ vizyonunu” şekillendirdik.

 Ancak buna karşın yine de Kurultay öncesinde bu çalışmayı da temellendirmeye karar verdik. Partimizde, onca hay huy içinde pek çok arkadaşımızla bir araya geldik, belli bir denge içinde bunun ön hazırlığına girdik.  Böylece Kurultayımızda seçilecek yeni organlarımızın önüne hiç olmazsa kısa sürede tartışıp şekillendirecekleri, belli bir ön hazırlığı üretebilme çabasını da sürdürmeye çalışıyoruz.

Birden çok adayımız, 5 Başkan adayımız, 100’e yakın PM aday üyemiz olabilir. Ama bir tek CTP vardır. O da programı tüzüğü ilkeleri siyasi tarihi, kimliği ve Siyasi Kurultayımızda Siyasal Tezleri onaylanan partimizdir. Dünden devraldığını, yarına, yeni koşuların da etkisi ile değişimi yapabilen, ama bunu yaparken de başkalaşmayan yaklaşımı ile bir tek CTP vardır. Partimiz Başkan Partisi değildir. Başkanlarında, PM üyelerinin de diğerlerinin de vizyonu, CTP Programı, Tüzüğü, Kurultaylarında alınan kararlar ve tarihsel birikimi ile belirlenir. Bunu aşmak, geliştirmek elbette ki organların ve seçilenlerin görevidir.

Son olarak şunu yazmak isterim. Benim için zor, ama bunu yazmak gerekiyor artık. Sayın Eroğlu’nun örneğinden hareketle, yazdığın ve makalede kullandığın tanımlama, benim içinse üzüldüm doğrusu. Artık kimse benim üzerimden kendini ifade etmesin. Eğer rahat edilecekse, “fani vücudum” bitsin mi? Bu vesile ile yazayım. Nefes alıp verdiğim sürece, düşüncelerim ve inançlarım için uğraşmaktan geri kalmayacağım.

Parti anlayışı ve disiplinine önem vererek makam ve mevki için değil, ki bunu çoğu CTP’ li gibi bende kanıtladım, yurdum, halkımız ve partim için mücadele etmeye, okumaya, yazmaya, konuşmaya ve emek harcamaya devam edeceğim. Ne öyle bir derdim var birileri başarısız olsunda doğayım, nede bilinsin ki küskün ağlamaklı bir köşede oturup da doğacak imkanları beklemek gibi de bir  niyetim var.

Saygılar ve sevgiler, makalelerini, eleştirisel görüşlerini, yurdumuza insanımıza dair düşünce ve üretimlerini okumaktan hiç usanmadım. Senin de yazmaktan geri kalmamanı dilerim. Yalnız ben hiç gücenmem, ama gücenilmesinden ise üzülürüm...


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.