1. YAZARLAR

  2. Ali Tekman

  3. Soyer’in manifestosu ve karaya vuran balinalar…
Ali Tekman

Ali Tekman

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Soyer’in manifestosu ve karaya vuran balinalar…

A+A-

Dün sabah Kanal SİM’de CTP Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer’in bana göre tam bir “devrimci akil adam” duruşu ortaya koyarak adeta bir “manifesto” niteliğinde yaptığı açıklamaları eğer kaçıran olduysa;

 - Çok şey kaçırdılar demektir…

Kanal SİM yöneticileri, bu programı bir “CD”ye çekip, gerek parti arşivlerinde, gerekse insanların kütüphanelerinde bulundurmalarını sağlarlarsa, her zaman bir başvuru teşkil edebilecek bir belgeyi de topluma kazandırmış olurlar.

Gerçekten soluksuz izledim Genel Başkanın konuşmalarını…

Programın sorumlusu Sami Özuslu da, Soyer’in konuşmalarındaki bütünsellik ve akıcılığı sekteye uğratmamak adına çok özenli davranarak, başarılı bir program yürüttü…

Öyle ki Ferdi Bey, programdaki konuşmasını usta bir hitap tekniği ve ses tonuyla izleyiciyi hiç sıkmadan ve sürekli olarak beyin egzersizi yapılmasına olanak verecek şekilde sürdürdü.

Kıbrıs ağzını politikacılar arasında en akıcı ve etkileyici biçimde kullanabilme yeteneğiyle ince espri özelliklerini de işin içine katınca;

 “Budur işte” dedim, “niye CTP kamuoyuna yönelik açıklamalarında böylesi net ve içtenlikli bir retoriği son genel seçimlerden bu yana bir türlü etkili şekilde devreye sokamadı?” diye de düşündüm.

Aklıma ilk gelen ise… Soyer’in bu dönem Parti Başkanlığına aday olmayacağını net bir şekilde açıklamasının, bir ölçüde daha rahat olmasına yol açtığıydı.                 

“Konuşurken artık daha az ince eleyip sık dokuyor” demek istemem ama… Başkanlıktan ayrılmaya hazırlanırken, bugüne kadar kendisini o makamda daraltan ve partiyi de yıpratan akıl almaz sıkıntıların üzerine de, daha çok kararlılık ve açıklıkla gitme olanağına kavuşmuş oldu.

“Daha az sorumluluk” mu demektir bu?

Hayır… Bilakis parti bütünlüğünü önümüzdeki dönemde çok daha fazla kollayan ve her kesimden partiliye engin deneyim ve birikimini sunmaya hazır olduğu görüntüsü veren Soyer, şimdiye kadar bu ülke siyasetinde görevden ayrılan Başkanlarda çok ender rastladığımız bir sorumlulukla verdi mesajlarını…

Bu da, kurultayda yeni Genel Başkanını belirleyecek olan CTP için olduğu kadar, bu toplum için de büyük bir kazanç ve nimettir.

                                           *                   *                   *

Bir süreden beri basın-yayında “CTP’de Soyer devri kapanıyor” türünden söylemler kullanılmaya başlandı.

Bu tür bir söyleme ben hiç katılmadım ama sanırım dün Kanal SİM’de Soyer’i izleyenler de rağbet etmeyeceklerdir buna…

Yanlış anlaşılmasın… Birtakım partilerde olduğu gibi;

“Ben artık gidiyorum, yerimi gençlere bıraktım” şeklinde pek de samimi olmayan söylemlerle gidip, daha sonra örgüt ve DLG hegemonyasını kullanarak partiyi önce “adamları” marifetiyle, o da olmazsa bizzat kendisi geri dönerek “devralmayı” amaçlayan bir yaklaşıma itibar etmediğini biliyorum Soyer’in…

Çok açık ve net söylüyorum:

“CTP’de Ferdi Sabit Soyer devri kapanıyor” diye bir durum söz konusu değildir.

Çünkü “Ferdi Sabit Soyer devri” diye tanımlanan olay, aslında Soyer’in önderlik ettiği ve partinin onurlu mücadele tarihine eklemlenen bir devirdir ve oradan öyle lafla koparılamaz, sökülüp atılamaz.

Hataları hiç mi olmamıştır? Siyasi mücadelesi boyunca yoğun zorlu görevler üstlenmiş ve ülke yönetimi bağlamında da icraatın hem içinde hem başında olan bir kişi olarak elbette hataları da olmuştur.

Lakin bunlar, Ferdi Sabit Soyer’in ilericilik, devrimcilik, hümanistlik ve yurtseverlik bağlamında tartışmasız damgasını vurduğu bir devrin, sırf Başkanlıktan ayrıldı diye kapanmasına yetmez, koskoca bir demokratik mücadele tarihinin önemli bir evresinin “iki çift lakırdıyla” yadsınmasını getirmez.  CTP tarihindeki mümtaz, saygıdeğer ve hep örnek alınan lider özellikli diğer bazı demokratik mücadele önderlerinin devirlerinin de yadsınamayacağı ve kapanamayacağı gibi…    

                                           *                   *                   *

Soyer’in özellikle ülkedeki yıpratıcı “dedikodu” mekanizmasının nelere yol açtığını ve açacağını anlatan sözleri çok çarpıcıydı:

“Karaya vuran ve sahildeki iki karış suya şap şap kuyruklarını vurarak tepinen intihar etmiş balinalar pozisyonundan çıkmamız gerekir”…

İşte Soyer’in, böyle bir tehlikeye karşı, bundan sonra da ister Başkan olsun isterse olmasın, partisi ve toplumu adına her türlü özverili aktif katkıyı gösterebilecek bir performans ve sorumluluk sergileyeceğine inanmaktayım…                                

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.