1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Söylersek TOMA mağduru olur muyuz?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Söylersek TOMA mağduru olur muyuz?

A+A-

(Bu bir spor yazısı da sayılabilir)

Nedir bu kadar ağır gelen anlamadım! Yaşamımızın bir parçası haline gelmiş bu türden sürprizler ilk değil ki!

Yıllardır TC Başbakanı ve bilumum bakanlarının önünden dalgalanarak geçen Kıbrıs Cumhuriyeti(KC)’nin bembeyaz bayrağına karşın, tek başına KKTC sınırları içerisinde bile anlam bulamayan kırmızı beyaz, ay yıldızlı bir bayrağımız var.

Yıllardır, bilumum uluslararası spor müsabakası ve sanat etkinliklerinde önlü arkalı yarışan TC ve KC’ne karşın sanatını ve sporunu bile işkence ile içine kapanık yaşamak durumunda kalan bir Kıbrıs Türk nüfusu var.

Yıllardır, KKTC’yi tek tanıyan, ama tanışıklığı sadece hükümetler tabanında geçerli sayılan bir anavatanımız var. Dolayısı ile bunlar zaten alıştığımız, fakat görmeyi ve itiraf etmeyi sakıncalı bulduğumuz konulardan yalnızca birkaçı...

Kıbrıs’ın kuzeyinde, evinin penceresinden, balkonundan, arabasının herhangi bir yerinden TC bayraklarını dalgalandırmakta olan KKTC sakinlerinin rahatlığını da bu düşünceye ekleyecek olursak, her şeyin ne kadar açık olduğunu bizim buradan yeni baştan ifade etmemize gerek yok biliyorsunuz.

***

Biz KKTC olarak değil, TC olarak anılıyoruz dış dünyada arkadaşlar.

Çıkarın başınızı kumdan ve etrafı izleyin. Çünkü onlar bizi izliyor ve olan bitenlere karşı uyuşturulmuş olduğumuzu görüyorlar.

Hiç kimsenin ne Kıbrıs’ın kuzeyinde, ne de Kıbrıs’ın kuzeyi dışında KKTC’nin tanıtılması için parmağını kıpırdatmaya niyeti de yok…

Uluslararası politika ve global ekonomi, gemisini kurtaranın kaptan olmasını dikte ediyor.

Bu maç meselesinde, uçak Türkiye’den havalanarak, doğrudan Kıbrıs’ın kuzeyine, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir havalimanına konmuş. Karar beklenen rotanın değişimi için uçak havadayken verilmiş ve pilotlara uçağın nereden nereye uçacağı havadayken pilotlara bildirilmiş. TC Dış İşleri Bakanı ise hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını söylemiş!

Buradaki mesele KKTC’yi tanıdığını iddia eden tek ülkenin, tanımadığını iddia ettiği bir ülke ile maça gitmekteyken, KKTC’nin transit geçilmesi ile ortaya çıktı. Her kesimden tepkilerin yağmasına neden olan durum, sanki ilk kez yaşanıyormuşçasına infial yarattı.

***

Uyuyor muyuz ne?

Bu ilk kez olmuyor. Güney Kıbrıs’a maça giden, Kıbrıs Cumhuriyeti ile kültürel ve sportif faaliyetlerde bulunurken KKTC ile gerçekleşmiş pek çok antlaşmanın veya üzerinde uzlaşıya varılmış anlaşmanın çizgisinden sapıldığına ilk kez mi şahit olduk?

Her defasında tepki gösterdik, söylendik, yazdık, çizdik… Sonunda kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırıp kulübesine dönen bir sevimli yavru misali haddimizi bildik, kurallara uyduk.

Pek şimdi tartıştığımız nedir?

1983’ten beridir, KKTC’li olduğu için dünyadan dışlanan; spor müsabakalarında yok sayılan, kültürel etkinliklerde varlığı bulunmayan, yurt dışında eğitim alabilmek için hep başka devletlerin kimlik ve pasaportlarına ihtiyaç duyan bir toplumun üyeleri olduk.

Antlaşma umudu, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki haklarımıza kavuşma umudu ile harekete geçişimiz hep hüsran ile sonuçlandırıldı. Başka devletlerin çıkarına göre davranmak zorunluluğundaki, özgürlüğü kısıtlanmış bireyler olarak hep azad edilmeyi bekledik aslında.

O kadar bağlandık ki başkalarının koşullarına!

Ve o kadar körü körüne savundurulduk ki başkalarının koşullarını, üzerimizdeki haklarını!

Şimdi kanser hücresi gibi yayılan sorunun etkilerinden zarar gördükçe uyanmaya başladık. Daha birkaç yıl önce “bu zarar sizin dışınızdakilerle kalmayacak; içinize kadar girecek böyle devam ederse” demiştim bir yazımda başbakanlığı dönemindeki Derviş Eroğlu’na. Çok geçmedi, örnekleri giderek çoğalmaya başladı.

***

Tartışılması gereken, ne uçak, ne futbol müsabakası ne de olimpiyatlar değil.

Her ülke, imkanları dahilinde başka ülkeler ile temasa geçebilir.

Bizim tartışmamız gereken ise, bizlerin neden dünyalı olmak hakkımızın ısrar ile elimizden alındığı. Neden başka devletler, başka ülkeler ile temasta olamadığımız.

Bizim tartışmamız gereken yaşam hakkımızın kısıtlanmasına sebep olan asal sorunlar.

Ki hepsini biliyoruz. Ancak söylemekten korkuyoruz.

Söylersek TOMA mağduru olur muyuz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.