1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Sözcükleri aslında anlattıkları değil!
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sözcükleri aslında anlattıkları değil!

A+A-

(Açalım gözümüzü uyandıralım canımızı)

Ağzımdan çıkan sözcükleri karşı tarafın nasıl anlamasını istediğim çok önemlidir. Çünkü çok lügatli bir konuşma yapıp aslında hiçbir şey anlatmayabilirim de istersem. Ya da sadece bir iki cümle ile çok şey söyleyebilirim.
Bazen oturup dinlemeye karar verdiğim zaman bizi yönetenlerin, aslında ne kadar çok konuşup aslında ne kadar az şey anlattıklarını görüyor, üzülüyorum.

O zaman farklı zamanlarda da söylediklerini veya sözlerin muhataplarının konuya dair yorumlarını bulup o şekilde tercüme etmeye çalışıyorum. Ancak o şekilde neler söylendiğini anlayıp, olacak olanlar hakkında görüş sahibi olmaya çalışabiliyorum.

İşte Sn. Cumhurbaşkanı’nın Trabzon’daki sözleri de bana böyle hissettiren sözlerden oldu. Madem Kıbrıs sorunundan bahsedilmiş, o halde muhatap ne demiş diye araştırasım geldi: Bakın ortaya çıkanlara: 
Cumhurbaşkanımız Trabzon’daydı. Bugüne kadar Trabzon’dan Kıbrıs’a ne kadar çok gelenler olduğunu ve zamanla bunların hepsine KKTC vatandaşlığı verdiğimizi açıkladı. Ben bir Fransız Başkanın İngiltere’de Bristol’a gidip, oradan ne kadar çok kişinin Fransa’ya gittiğini ve onlara zaman içerisinde vatandaşlık verdiklerini açıkladığına hiç şahit olmadım. Varsa şahit olanınız lütfen beni aydınlatsın. Aydınlatamıyorsa da Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu’nun Kıbrıslı Türkleri “izole ve tahkir edenin” Türkiye olduğunu iddia edişine kızmasın. Yorumlamaya çalışsın. Sonra da fikrini beyan etsin.

Cumhurbaşkanımızın KKTC’nin çok zor koşullarda Türkiye’nin desteğiyle bugünlere geldiğinin altını çizmesine karşın Stefanu, Kıbrıslı Türklerin “onurunu kıran” ve Kıbrıslı Türklere “köle gibi davrananın”, Türkiye olduğunu iddia ederek Kıbrıslı Türklerin bu nedenden dolayı Kıbrıs’taki Türkiye varlığına karşı isyan ettiklerini ileri sürdü. KKTC’nin içinde bulunduğu durumu, KKTC yurttaşlarının geldiği noktanın çok övünülecek bir yer olmadığının hepimiz farkında olduğumuza göre, cumhurbaşkanımızın iyi niyetli ve dostluk içeren bir konuşma yapmak adına bu sözleri söylediğini kabul ederek sözlerini anlamlandırmak dışında bir yorumum olamaz buna. Bu noktada Stefanu’nun durduğu yerden yaptığı yorumun da değerlendirilmesi gereken bir yorum olduğunu; en azından neden böyle bir yorumlama içerisine girildiğinin araştırılmasında ve buna karşılık bulunmasında büyük önem vardır.

Bir yandan Eroğlu “Kıbrıslı Rumlar görüşmeleri sürüncemede bırakıyor” derken öte yandan Stefanu, sürüncemede bırakanın Eroğlu’nun kendisinin olduğunu söylüyor. Stefanu, Eroğlu’nun BM Genel Sekreteri karşısında üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediğini; müzakerelerde sağlanan görüş birliklerinden caydığını da iddia ediyor. İlginçtir, Stefanu’nun bu açıklamasının ardından bizim cumhurbaşkanımızın Rumların sürüncemede bıraktığı konuların neler olduğuna vurgu yapmadığı dikkatimi çekiyor. Şaşırıyorum.

Eroğlu’nun, Kıbrıs’ta iki halk ve iki devletin gerekliliğini belirten açıklamaları karşısında Stefanu, bunların BM’nin Kıbrıs’a ilişkin kararlarıyla çatıştığını açıklaması; hatta Eroğlu’nun Kıbrıs sorununa ilişkin söylemlerinin, üzerinde karşılıklı anlaşmaya varılan çözüm zeminini geçersizleştirme girişimi anlamına da geldiğini ileri sürmesi de üzerinde mesai harcanması gereken bir açıklama gibi geliyor bana…

Eurovision şarkı yarışmasında Kıbrıslı Türklerin temsil edilmeyişinin Kıbrıslı Rumları memnun ettiğini vurgulayan Eroğlu’na karşılık ise Stefanu, ambargo uygulayanların adresinin Güney Kıbrıs’ta değil, Türkiye’de aranması gerektiğine işaret etmesi dikkate şayandır.

***

Eğer istersek; gelecekte de anavatanımız olan Kıbrıs’ta yer alabilmemizin tek ön koşulu, geçmişi ve bugünü iyi okumaktan geçer.

Geçmişi okuyarak, bugünü değerlendirmek, gelecekte alınacak kararlarda ve geleceği şekillendirmek üzere atılacak adımlarda ülkenin taşınacağı noktaları değerlendirme şansımız olabilir.

Fakat birçoğumuzun bu güne kadar yaptığı gibi, balık hafızalarımızla dünü bile unutup, yarın dünümüzü ve bugünümüzü karalayarak, ensemize basarak tırmanmaya çalışanları yüceltirsek bizden ne köy olur ne kasaba…
Aklımızı toplayıp, gözümüzü açıp, canımızı uyandırmamız gereken bir dönemdeyiz.

Her söylenen söze inanmak değil, söylenenleri karşılaştırdıktan sonra değerlendirmek gerekiyor. Yoksa körü körüne, inanmadığımız için vatan haini ilan edilerek bir arpa boyu kat edememeye mahkûm olacağımız kesindir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.