Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sözünde durmak

A+A-

Köşe yazıları veya başka makalelere okumadan önce şöyle bir bakarsınız.

Kaç kelimeden oluşuyor…

Yazı karakterleri nasıl.

Kelimelerin boyutları .

Okumaya değer mi karar vermek için bir de başlığına göz atarsınız.

İşinize gelirse ufak ufak okumaya başlar, ortalarına doğru sizi sarmazsa yine bir kenara bırakırsınız.

Baktınız konu ilginizi çekti, bitirirsiniz.

Bazen sadece başlığını görüp konuyu anlar, nasılsa bilirim deyip hiç okumadan kapatırsınız…

Böyledir köşe yazılarının hikayesi.

Şimdi elinizdeki yazının başlığına bakıp gerisini okumayacaksınız.

Çünkü siz Kıbrıslısınız.

Ve sizi bugünlere neyin getirdiğini çok iyi biliyorsunuz.

Ve siz verilip de yapılmayan sözlerin kurbanısınız.

Çok sözler verildi.

Çok vaatlerde bulunuldu.

Kısaca siz tecrübelisiniz bu konuda ve “Sözünde Durmak” başlığını görünce yazının sonunu kestirirsiniz.

Kestirirsiniz ama yine de dayanamaz okursunuz.

Çünkü sizsiniz aldatılan.

Ve hakkınızı savunan her yazıyı kaçırmazsınız.

Şimdi konuyu anlamayanlara açıklayalım.

İnsan en sevdiği tatlıyı her gün yemekten hoşlanmaz.

En pahalı arabaya.

En şık elbiseye…

Mesela gıcır gıcır bir gömleğe veya cekete…

Birkaç gün üst üste dayanamaz, değiştirmek ister.

Hiç ayrılmayacağını düşündüğü bir sevgiliden bile her gün aynı hazzı alamaz.

Arada bir ayrılmanın, geleceği daha anlamlı kılacağını hepimiz de biliyoruz.

Bıkılır her şeyden, her zaman aynı olursa.

Fakat Kıbrıs’ın kuzeyinde nasıl bir düzen kurmuşlarsa bizimkiler, bıkmıyorlar.

Her gün aynı işi yapmaktan zevk alıyorlar.

Tuhaf bir durum.

Aykırı üstelik.

İnsanın aklı da almıyor bunu, mantığı da.

Ne tatil biter buralarda ne de özgürlük bağımsızlık gibi tarihi günler.

Her Allah’ın gününe ille bir sebep bulunur, ülkeye konuk gelmesi için.

Ve her konuk mutlaka tüm kapıları dolaşıp el öptürür, öğütler verir.

Gelenler para verebilirler, yardım yapabilirler, su bile bağlayabilirler bu kurak yere.

Her şey yapabilirler ama sabır da bir yere kadar olmalı.

Hiç anlayamıyorum el öpenlerle öğüt alanların ruh hallerini.

Nasıl dayanabilirler…

Hiç anlayamıyorum.

En son gelenlerin arasına Kılıçdaroğlu da katıldı.

Haliyle o da kendini buradakilerin üstünde görecek.

Akıl verecek.

Takdir bekleyecek.

Pohpolanma isteyecek…

Alışmışlar bir kere.

Önce, “Yanınızdayız” dedi sonra, “biz “evet” dedik AB sözünü tutsun” diye emretti.

Söylerken de camdan fırlayacak gibi bakan gözleri alkış bekledi.

Aldı da.

Fakat alkışlayanlardan kimse ona, 1974 savaşında uçaklardan “döneceğiz” sözleri yazan kağıtlar atıldığını,  Ecevit’in anayasal düzeni sağlayıp çıkma “sözü” verdiğini hatırlatmadı.

O, lafını söyleyip, el öptürüp gidenler kervanına katıldı.

Muhtemelen bir sonraki gelişinde de aynı nakaratta saydığını göreceğiz.

Çünkü ya bilmezler…

Ya da bizleri ne sanıyorlar acaba?

.Ne demişler: İnsan tuttuğu sözler kadar karşısındakinden söz tutmasını beklemeli.

Kılıçdaroğlu ya söz tutmanın ne anlama geldiğini bilmiyor yada işine gelmiyor.

Birileri ona hatırlatmalıydı.

Siz başlığı görünce bze verilip tutulmayan sözleri hatırladınız.

Ama yine de bu yazı okudunuz.

Çünkü aldatılan sizsiniz…

Biziz.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.