Dr. Okan Dağlı

Dr. Okan Dağlı

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Spor yazarı

A+A-

Televizyon eskiden tek kanaldı. Sadece TRT vardı. Spor programlarını spor konularına hakim bir memur sunardı. Program da gece 11’den önce başlamazdı genelde...
   
Öyle onlarca kanalada yüzlerce bilmiş, lafazan, ‘gabak kesen’ adamların çıktığı spor programları yoktu. Zaten olsa da bir şey konuşacakları yoktu.. Maçlar 1 kamera ile tribünlerden çekilir, golü görseniz şanslı sayılırdınız.
   
Öne çek, yavaşlat, geri al, ofsayt çizgisini görelim muhabbetleri de bu yüzden olmazdı zaten...
   
İstanbul basını ne yazarsa onu okurdunuz ertesi gün. Onlar da genelde Hıncal’ın dediği gibi ‘skor yazarlığı’ yaparlardı.
Hıncal Uluç, beğensek de beğenmesek de ilginç bir yazardı doğrusu. Tuttuğu takımın fanatik bir taraftarı olarak boyalı basına alternatif, ‘sol düşüncenin’ gazetesi Cumhuriyet’te yazardı 1980’lerde... ‘Skor yazar’ı derdi, çoğu spor yazarları için...
Herkesin ‘tarafsız’ spor yazarı gözükmeye çalıştığı yıllardı, o yıllar...
   
‘Ben tarafım ve tarftarım’ diyerek ortaya çıkmak cesaret isteyen bir işti. Hıncal o cesareti göstermişti doğrusu...
Öyle spor gazeteleri, özel televizyonlar ve her tarafta mantar gibi türemiş ‘spor yazarı’ da yoktu hani...
Sabah gazetede, öğle sonu radyoda, akşam televizyonda sürekli karşınıza da çıkmazlardı!
   
İçlerinden parmakla sayılacak kadar az insan da, bu işi hakkıyla yapıyordu...
   
Türkiye basınında, İslam Çupi, Abdülkadir Yücelman, Togay Bayatlı, Sanlı Sarıalioğlu aklımdı kalanlardı o zamanlar...

Bizde de BRT ve özel medyamız var artık. BRT, 40 yıl öncesinin TRT’sine çok benziyor. Diğer özel kanallarımız da gün geçtikçe artıyor. Basın artık Türkiyedeki gibi medya olmuş gibi. Her alandaki anaya benzeşme süreci burada da hızla devam etmekte.
   
Bu işin içine büyük bir rant da bulaşmaya başlamış.
Kırk yıldan fazladır gazete okumadığım gün olmadı. Spor sayfalarını iki kez okuduğum da çok olur. Gazeteyi arka sayfadan okumaya başlama alışkanlığım 6 yaşımdan beridir ise hiç değişmedi. Ülke falan ayırdığım da yok, televizyonda her maçı görmeye, dünya basınını kaynağından takip etmeye çalışırım.
   
Moskova senin, Londra benim tarihe geçen çok final maçları da izledim. Türkiye’de kesintisiz yaşadığım 10 yıl boyunca neredeyse gitmediğim maç da olmadı. İngiltere, İtalya milli maçlarından tutun da Karagümrük’teki Vefa Stadınının tozlu, topraklı zemininde çok 2.lig maçlarını da çok izledim.
   
Her maç izleyen, futbolu seven, futbol yada spor yazarı olur mu? Kesinlikle hayır.
   
Böyle bir kural elbette yoktur.
   
Ama ben inatla futbolu didiklemeye, sporun her türlüsünü seyretmeye, bu konularda araştırma yapmaya ve 20 yıla yakın da (zaman zaman ara versem de) yazmaya devam ediyorum.
   
Skor yazmıyorum. Maçların skorlarını yazmadım, maçların analizlerini de hiç yapmadım.
   
Futbolun perde gerisini sorguladım hep.
   
Herkesin görüp bildiğini yazmak işin kolayı gibi geldi bana. Ben biraz da zoru tercih edişimden, bakıldığında görülmeyenleri yada görülenlerin altında yatan gerçekleri işledim çoğu zaman.
   
Ama KKTC’de ‘Spor Yazarı’ olamadım bir türlü!
   
Bu bir veda yazasıdır aslında....
   
Adamız ufak, spor yazmasam da sonuna kadar bu konuları konuşacağımın sözünü vererek, beni okuyan/okumayan tüm sporseverlere teşekkür ediyorum.
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.