1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Şu “fuhuş” dediğimiz olay…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Şu “fuhuş” dediğimiz olay…

A+A-

Şimdi bir seçilmiş olarak Cumhuriyet Meclisi’nde bulunan, ülkemizdeki feminist hareketin öncülerinden Doğuş Derya’yı kampanya sırasında dinlemiştim. Konu dönüp dolaşıp ülkemizdeki seks sektörüne gelince mealen şunları söylemişti: 
   “Bu sektördeki kadınları ikiye ayırmak gerekir. Birinci grupta bu işi kendi rızasıyla yapan kadınlar, ikinci grupta ise zorla çalıştırılan ve seks kölesi muamelesi gören kadınlar var. Asıl ilgilenilmesi ve kurtarılması gerekenler ikinci grupta olanlardır.”
   Paralı fuhuş yaptıkları gerekçesiyle sık sık çalıştıkları kulüplerden toparlanıp götürülmekte olan seks işçisi kadınlar olayına bir de bu feminist açıdan bakmak gerekmez mi? Polisin esas mücadele etmesi gereken, yasa dışı kadın ticaretidir.  
      *        *        *    
   Eskiden, 1974'ten önce, bu ülkede ünlü genelev mahalleleri vardı... Kuzey Lefkoşa'da Kuruçeşme, çok eskilerde Tanzimat, Güney Lefkoşa'da Elektrik Fabrikası Mahallesi, Regina Street ve Ömerge gibi... Hem kontrolsüz, hem de sağlıksız seks mekânları... Parayla kadınlar bizzat kendilerini satarlardı. Başlarında patron da yoktu… Olsa olsa evin yardımcısı, çaptan düşmüş, yaşlı hayat kadınları vardı. 
   Seks sektöründeki o kadınlar devlete vergi de ödemezdi. Sağlık kontrolleri de doğru dürüst yapılmazdı. Bu genelevler döneminin tarihi araştırıldığında, sağlık bağlamında Elektrik Fabrikası dolayında dükkân işleten ve mesleğine “şırıngacı” denilen bir Rum’a rastlanacaktır. Genelevden çıkan erkekler dilerlerse bu şırıngacıya uğrar ve malûm sağlık hizmetini oradan alırlardı. Evlerdeki kadınların sağlık bakımı ise kendilerine aitti. Bugünün koşullarına baktığımızda ise seks sektöründeki kadınların devlet eliyle düzenli olarak sağlık kontrolünden geçirildiğini görürüz. 
   O eski genelev mahallelerinin tarihinde polis baskınına uğradıklarına dair tek bir iz yoktur... Evleri genelev sokağının içinde bulunan aileler de, maişetlerini bu yoldan kazanan kadınlarla uzlaşı içindeydiler. Evinin kapısına “aile evi” levhasını asanlar, münasebetsiz ziyaretlere karşı kendilerini güvenceye alırlardı. Eskiden bu kadınların sırtından para kazanan da pek yoktu… Kurumsallaşmış bir durumu yoktu çünkü genelevlerin… Ancak günümüzde her kadının sırtından geçinen yığınla insan var…
   Eski genelevlerle bağlantılı olarak güngörmüş Özer Raif ağabeyimiz şu anekdotunu anlatır:
   "Mağusa’daki bu talihsiz kadınlar, evlâtları da aynı yola sapmasınlar diye, onları sur içindeki bandabuliyanın arkasındaki Fodini'nin özel kreşine verirler ve ara sıra gidip ağlaya sızlaya çocuklarını öpüp koklarlardı. Keşke bugün de bazı politikacılarımız aynısını yaparak evlâtlarının da kendilerinin tuttuğu yola sapmamaları için o kadınlar adına biraz çaba gösterselerdi. Ama ne gezer!.. Uygulamalarıyla onları daha da teşvik ederler, toplum dışına iterler."
       *       *       *
   Bugünün adına “gece kulübü” denilen, devlet kontrollü, vergilendirilmiş, izinli modern genelevleri ise sık sık polis baskınına uğramakta... Her baskında onlarca tutuklu, medyanın önünde teşhir edilerek götürülüyor. Ve polis eliyle yaratılan her vukuattan sonra çeşitli tepkiler günlük sohbetlerden medyaya kadar yansır. Hem resmi iznini vereceksin, hem vergisini alacaksın, hem sağlık kontrolünü yapacaksın ve hem de bu sektörün mensuplarıyla müdavimlerini rezil edercesine toplayıp götürecek ve teşhir edeceksin!.. Bu absürtlüğün yaratacağı tepkiler olmaz mı?.. 
   Doğan Kramer adlı okurumun görüşüdür, aynen aktarıyorum: 
   “Dünyanın hiç bir uygar ve batılı ülkesinde polisin fuhuş işlerine bizde olduğu kadar aşırı ilgi ve önem verdiği görülmemiştir. Basında da böyle konular işlenmiyor. Çünkü halk ilgilenmiyor. Tanık oldum; Danimarka’da en lüks otellerin lobilerinde turistlere eşlik etmek isteyen kızların broşür ve kartları vardır. Bunlara ‘eskort’ da deniyor. Bizim fuhuş dediğimiz seks hayatı, Avrupa’da çok yaygındır. Londra Hyde Park'da herkesin gözü önünde seks yapanlar oluyor. Ne polis, ne medya bizde olduğu gibi işini gücünü bırakıp böyle boş işlerle uğraşır. Özgürlükten ve demokrasiden söz edenler, başkalarının ne yaptığına ve tercihlerine karışmamalı… Böyle boş işler yerine asayiş işleri ile uğraşmalıyız."

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.