1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Şu maraş meselesini konuşalım 2
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Şu maraş meselesini konuşalım 2

A+A-

... " Ben ki İstanbul fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmed bizatihi alınterimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul'un Taşlık mevkiinde kain ve malumu'l-hudud olan 136 bap dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakfı sahih eylerim.

Şöyleki: Bu gayr-ı menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim...

Ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasb eyledim.

Bunlar ki ayın belli günlerinde İstanbul'a çıkalar, bila istisna her kapıyı vuralar ve o evde hasta olup olmadığnı soralar; var ise şifası şifayap olalar.

Değilse kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin Darülaceze'ye kaldıralar, orada salah bulduralar.

... Ayrıca külliyemde bina ve inşa eylediğim imarethanede şehit ve şühedanın kavimleri ve medine-i İstanbul fukarası yemek yiyeler.

Ancak yemek yemeye veya almaya bizatihi kendüleri gelemeyenlerin yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle..."

Fatih Sultan Mehmet’in Vasiyeti’nden bir bölümdür, yukarıdaki metin…

Bu da Kanuni Sultan Süleyman Vakfiyesi’nden:

“Her kimse ki; Vakıflarımın bekasına özen ve gelirlerinin artırılmasına itina gösterirse, bağışlayıcı olan Allahu Teâlâ'nın huzurunda ameli güzel ve makbul olup, mükâfatı sayılamayacak kadar çok olsun, dünya üzüntülerinden korunsun ve muhafaza edilsin..."

"Allah'a ve Ahiret gününe inanan, güzel ve temiz olan Hazreti Peygamberi tasdik eden, Sultan, Emir, Bakan, küçük veya büyük herhangi bir kimseye, bu vakfı değiştirmek, bozmak, nakletmek, eksiltmek, başka bir hale getirmek, iptal etmek, işlemez hale getirmek, ihmal etmek ve tebdil etmek helal olmaz.

Kim onun şartlarından herhangi bir şeyi veya kaidelerinden herhangi bir kaideyi bozuk bir yorum ve geçersiz bir yöntemle değiştirir, iptal eder ve değiştirilmesi için uğraşır, fesh edilmesine veya başka bir hale dönüştürülmesine kastederse, haramı üstlenmiş, günaha girmiş ve masiyetleri irtikap etmiş olur.

Böylece günahkârlar alınlarından tutularak cezalandırıldıkları gün Allah onların hesabını görsün.

Mâlik onların isteklisi, zebaniler denetçisi ve cehennem nasibi olsun.

Zira Allah'ın hesabı hızlıdır.

Kim bunu işittikten sonra, onu değiştirirse onun günahı, değiştirenler üzerindedir…" (Kanuni Sultan Süleyman. Vakfiye. Yıl 1543) ( http://www.vgm.gov.tr)

Osmanlıca metinleri, gündelik Türkçe’ye çevirmedim! Elim varmadı… Zaten, ne dedikleri malûm!

Vakıflar konusunda bu iki padişahın açık yazdıklarına rağmen, ki birisi halifedir de İngiliz Sömürgecileri, dün yazdığımız 1878 Kıbrıs Konvansiyonu’na Ek isimli anlaşmanın 2 ve 3. Maddelerine dayanarak, hem Evkaf’ın başına hristiyan bir yönetici atadılar ve hem de “mütevellisi Kıbrıs’ta bulunamadı” gerekçesi ile vakıfları kamulaştırıp, önlerine gelene dağıttılar…

1915’te adayı ilhak da ettiler. Konunun ele alındığı Lozan’da, TBMM Heyeti, “ Kıbrıs adasının İngiltere’ye ilhakını, sonuçları ile birlikte kabul eder” diyen 16. Maddeyi onaylayınca da o günden sonra adada Müslüman Evkafı ile ilgili her hak talebini, o maddeyi gerekçe gösterip, reddettiler. Böylece, giden gitti…

Ama buna karşı, zamanın Kıbrıslı Türk aydınları, elli yıl süren bir mücadele başlattılar. Özellikle Cingizzade Con Rifat, Fadıl Niyazi Korkut ve Dr. Fazıl Küçük’ün verdikleri bu mücadeleye destek vermeyen kimse yoktu o zamanlar! Sonuçta 1956’da Evkaf Yönetimi, “cemaat”e geri verildi. Her köy ve kasabadaki Cami Komisyonları’nın seçtiği delegeler, Lefkoşa’da bir Evkaf Yüksek Konseyi oluşturup, başına da Dr. Küçük’ü getirdiler.

Bu konseyin evkafı Ahkâm-ül Evkaf’a göre yönettiğini söylemek, çok zordur. Nitekim 1959’da bu konseyin başındaki Dr. Küçük ve Rauf Denktaş, İngilizlerle bir anlaşma yapıp, alınacak bir tazminat karşılığında, o zamanki ve ondan sonra gelebilecek hiçbir Kıbrıs Hükümeti’nden, herhangi bir hak talep etmemeyi kabul ettiler…

Zamanın fakrü zaruretini v.s. konu edecek değilim… Gerekçe odur… Ancak, Maraş da dahil hangi eski vakıfla ilgili ne talep edilirse, karşımıza o anlaşma çıkarılıyor çünkü, İngiliz o anlaşmayı Kıbrıs Kuruluş Anlaşması Ekleri’ne de koyup, uluslar arası bir anlaşma düzeyine çıkardı.

Maraş hakkında iddialar ön sürmek kolaydır. Ama her şeyden önce şunu tartışmalıyız:

Lozan’da İnönü’nün veya 1959’da rahmetli Küçük ve Denktaş’ın o imzaları atmaya yetkileri var mıydı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.