1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Suriye politikası
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye politikası

A+A-

Mısırlı düşünür Tahtavi, sadece Arap değil, Türk milliyetçiliğini de etkilemiş bir insandır. Namık Kemal, “vatan” kavramını ondan almıştır! Bugünkü anlamıyla değil ama Araplar arasında Milliyetçilik fikri, bizimkinden eskidir.

Bunun üç nedeni vardır:

Öncelikle, Mısır’daki Avrupa kökenli eğitim kurumları ve aydınlarının Londra – Paris gibi kentlerde eğitime gönderilmesi, Avrupa kökenli bu düşünceyi, öğrenip benimsemelerine yol açmıştır. Daha sonra özellikle Suriye ve Lübnan’dan ABD’ye gidip geri gelen Hristiyan Araplar, orada öğrendikleri bu düşünceyi, ülkelerine taşımışlardır. Ve nihayet buralarda kurulan Fransız ve Amerikan okulları, yeni nesle bu düşünceyi aşılamışlardır.

İlk başlarda Hristiyan Araplar tarafından bayrağı çekilen Arap Ulusçuluğu düşüncesi, giderek Müslüman Araplar tarafından da benimsenmiş, Abdülhamit’ten sonra İttihat Terakki’nin bir yandan Merkeziyetçi yapısı, öte taraftan da Türkçülük politikasını benimsemesi ile güçlenmiştir.

Dört kurucusundan biri Arap olan (İshak Sükûti) İttihat döneminde yapılan 1912 seçimlerinde, o zaman nüfusu 7.5 milyon olan Türkler 100 küsur, 10 milyon olan Araplar ise 40 küsur milletvekili çıkarınca, Arap ulusçuları, İttihatçılar’ın kendilerini “Türkleştirmeye” çalıştıkları propagandasını, doruğa çıkarmışlardır.

Oysa aynı dönemde, İttihat Terakki’nin önde gelen kadroları arasında Araplar da vardır. Örneğin sonradan Mısır Savunma Bakanı da olan Aziz el Mısri, Teşkilat-ı Mahsusa’nın önemli isimlerindendir! Irak Başbakanı olan Nuri Sait Paşa, Libya hanedanını oluşturan Sunusiler v.s. aynı teşkilata mensupturlar. 

O dönem, Meclis-i Mebusan’daki Arap milletvekillerinin, milliyet esasından bir muhalefet ettikleri de görülmemektedir! Arap vekiller, milliyetçilikten çok, yerelliğe dayanan bir politika izlemişlerdir.

Ciddiyetle ele alınmalıdır ki Suriye’nin Osmanlı sonrası eliti, Galatasaray Lisesi mezunlarıdır! Madem lâf buraya geldi, Siyonizm’in bayraktarı, İsrail’in kurucusu David Ben Gurion’un da Mekteb-i Sultani mezunu olduğunu, aktarayım.

Hristiyan Araplar’ın Avrupa’dan taşıdığı Arap Ulusçuluğu fikrinin,  ön alması, 1. Dünya Savaşı esnasındadır! Zaten İttihatçı politikalardan (Türkleştirme) rahatsız olan geniş Arap entelijensiyasının haklı çıkması, savaş esnasında bir yandan İngilizler’in kışkırtmaları, öte yandan da Suriye valisi Cemal Paşa’nın haklı haksız, önüne geleni “Arap Milliyetçisidir” diye asması, sonucundadır.

Bu yanlış politika, Müslüman Araplar’ın da “Türkleştirme” politikasının varlığına inanmalarına, isyan etmelerine ve Osmanlı ordularına karşı, İngiliz ordusuna yardım etmelerine yol açtı!

O gün bugündür, Suriye ve Lübnan’da yılın belli günlerinde, Osmanlı idamları ve asılan Arap aydınları, törenlerle anılır… Onların adına, Beyrut’ta  Şam’da ve büyük Arap kentlerinde meydanlar vardır. Arap Ulusçuluğu, “Türkleştiriliyoruz” propagandası ile patlak vermiştir! Geri olmasının suçunu, “Türk idaresi”nde görmektedir! BAAS Partisi de bunların fikirsel öncüsüdür!

Biz, bunları unutmak isteyebiliriz! Ama dedesi “Türkleştiriliyoruz” diye sömürgeciliğin kucağına atlamayı bile göze almış Suriyeli’nin, hem de BAAS iktidarında unuttuğunu vehmetmek, hiç de gerçekçi değil…

Böyle bir fikirsel iklimde hangi sebeple olursa olsun, çıkar da “Suriye bizim iç işimizdir” derseniz, hiç kusura bakılmasın ama izlediğiniz dış politikanın “derinliğinden”, kuşkuya düşerim… Bu tavır, muhaliflerinden çok Esat’ın işine yarar…

Suriyeliler için yukarıda anlattıklarımızın tarihten çok “anı” düzeyinde olduğunu fark etmek, zor olmamalı!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.