1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. SÜRÜKLENİP GİTMEK…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

SÜRÜKLENİP GİTMEK…

A+A-

Nihayet havalar ısındı…

Güneş yakıttan tasarruf sağlamaya başladı…

Gerçi klimalar devreye girip daha çok masrafa sebep olacak ya…

Açmak istemeseniz, karşı çıksanız da, zamanı gelince parmaklarınız klimaların düğmelerine uzanacak.

Bu harcamadan kaçamayacaksınız.

Çok sıcaklarda, aman günde 10 TL veremeyecek miyim, diyeceksiniz.

Oysa günde 10 TL ayda 300 eder…

O da işçinin haftalığıdır, ev geçindirir.

Cep telefonları da klimalar gibidir…

Sanki olamazsa olmazlarımızdırlar…

Ekmek gibi.

Su…

Hatta soframızdaki aşımız...

Eskiden iş isteyenlere, “bakkal aç çalışır ” derlerdi…

Sebepse, insanlar yemeden duramazlarmış…

“Üretim yap” diyen pek yoktu.

-Git oğlucuğum bahçıvan ol, ek, üret, sat, alın terinle kazan, demezlerdi.

Bakkal ol…

Veya doktor…

Bilemedin avukat, derlerdi.

Hep üretmeden yemektir bu…

Üretimden kaçırdılar bizleri.

O yüzden şimdiki nesil, orağı bilmez.

Buğdayın nasıl toplanacağını, ayrılacağını, öğütüleceğini…

Ve hatta nasıl una dönüştürüleceğini, bilmez.

Ekmeği yer sadece.

Nereden geldi bu alışkanlık bilemem.

Ama insanlara yapıştı.

Tüketim toplumu olduk.

Geçen gün yazmıştım…

Adam eylem yapar.

Parası kesildi diye, öfkeli halde haykırıyor.

Hakkını arıyor ama sol elinde de cep telefonu.

O, paradır, harcamadır.

Belki de aylık kazancın birkaç günü o telefonla yapılan gereksiz sohbetlere gidiyordur.

Sadece o da değil.

Eşinin de var para yiyen telefondan, çocuklarının da.

Ya çocuğumun başına bir şey gelir de araması gerekirse, derler alırken…

Sanki eskiden çocukların başlarına bir şey geldiğinde cepler vardı…

Hepsi de konuşurlar.

Bazen, bir kenarda banketlerde oturanlara bakarım…

Bir bankada, devlet dairesinde, hastanede, kuyruktakilere…

Caddede öylesine yürüyenlere…

Çoğu cepten konuşuyor.

İlk çıktığında almam demiştim.

Çok geçmedi aldım.

Zorunluymuş gibi…

Almazsan çağdışısın, alırsan çağdaş.

Bir tanıdığımın cep telefonu yok.

İyi bestekârdır…

Facebook’a arkadaşım, zaman zaman eserlerini dinlerim orada.

Ama açıp telefonla tebrik edemiyorum…

Eksiklik mi?

Değil elbet…

Yazıyorum, tebrik ediyorum, bedava…

Telefonlara, klimalara karşı değilim.

Fakat Kıbrıs’ın sokulduğu krize bakıyorum…

Düşünüyorum.

Bir daha düşünüyorum.

Ne değişti de Kıbrıs battı?

Üretimden kopartıldık ondan mı?

Tembel miyiz?

Yoksa bizleri cep telefonları, klimalarla soyan kapitalist sitem hiç zorlanmadan petrollerimize de el koyma yolunu mu keşfetti?

Sonuç…

Çaktırmadan hepimizi bir yerlere bağladılar…

Götürüyorlar…

Hala bizden ses çıkmıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.