1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Suyun içine de etmeyelim n'olur!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Suyun içine de etmeyelim n'olur!

A+A-

Yıllardır dinledik durduk;


Çok da manşetler attık.

Hayat suyu geliyor diye…

Bir türlü gelmedi, gelemedi!

Ne Türkiyeli yetkililer sözünde durdu, ne de bizim siyasiler bu işin üstüne düşmedi.

Yıllar birbirini kovaladıkça bugünlere kadar geldik.

İlk kez bu kadar ciddi ve doğru dürüst bir projeyle karşı karşıyayız şimdi.

Belki dünyada deniz altından ilk kez denenecek ve iki seneye kadar su adaya gelmiş olacak ama, bir ilki gerçekleştirmenin de sevinç ve heyecanını da yaşayacağız hep birlikte.

Bu büyük projede benim tek korkum, bizim siyasilerin her işte olduğu gibi bu işi de ellerine yüzlerine bulaştırmaları.

Çünkü, onlar için varsa da yoksa da siyasettir…

Bu işten nasıl rant kapacağız diye düşünürler!

Bu işin vatanı, milleti ve sakaryası yok arkadaşlar…

Bırakın şovmenlik yapmayı, bu işi tamamen bilim adamlarının inisiyatifine bırakın.

Türkiye birkaç ay önce söz verdi ve artık projenin başlangıç aşamasına kadar gelindi.

Asıl önemli olanı da bundan sonra zaten…

Bizim siyasiler hala işin ciddiyetinde değiller.

Hem şükran çekiyorlar, hem de sanki de kendilerinin tek bir alın teri varmış gibi işi reklama dönüştürdüler.

Ondandır korkumuz, bu işin de suyunu çıkarmayalım diye.

Çok değil sadece iki sene var önümüzde, su gibi akıp gidecek iki sene…

Su için ilk defa söz verildiğinde 25 sene öncesiydi, gözümüzü açıp kapadık bu günlere geldik.

Doğrudur, asrın projesidir, kocaman bir hayalin gerçeğe dönüştürmesidir, ne derseniz deyin ama biraz da işin bilim tarafına bakın ne olur…

Siyasileri hep birlikte dinledik, tutarlı tek kelime söyleyen yok…

Ama konunun uzmanı Hüseyin Gökçekuş’u dinledikten sonra da korkmaya başladık;

Biz bu işi becerebilir miyiz diye!

Onun içindir artık bundan sonrası için siyasilerin kenara çekilmesi isteğimiz.

Peki iki sene sonra su geldi dayandı kapımıza, bakıp seyredecek miyiz?

Ya da ülkede havuzlu villalar enflasyonu mu yaşayacağız?

Bakın ne diyor Gökçekuş;

Suyun gelmesinden sonra bitki çeşidini belirledik mi?

Toprağın sınıflandırılması yapılacak mı? Suyun kalitesine göre ürünler belirlenecek mi?

Bunların azami üretim ve kar oranları, tüketime yönelik Pazar analizleri yapılacak mı?

Bunlar hep bize yabancı şeyler değil mi?

Çünkü biz, bir siyasetten anlarız, onu da yüzümüze gözümüze bulaştırır, ama hiçbir zaman bilim adamlarına plan ve projelerimizde yer vermeyiz.

Onun içindir korkum!

Şimdi büyük ihtimalle biz yine bu işin önüne de siyaseti koyup bu işten nasıl rant yeriz gaylesine düşecek ve işte o zaman bir kez daha Türkiye Elçiliği’nin her konuda uzman kişilerinin insafına terk ediliriz.

Sonra da toplum olarak ayağa kalkar, irademiz elimizden alınıyor diye avazımız çıktığı kadar bağırırız.

Kimse kimsenin iradesin elinden almıyor kardeşim!

Biz kendi irademizi kendi ellerimizle, kendi arzumuzla veriyoruz, sonra da çığırtkanlığa soyunuyoruz.

Onun içindir korkumuz;

Bir kez olsun bari bu işi yüzümüze gözümüze bulaştırmayalım diyoruz.

Bir kez olsun da bu işten rant koparma peşinde olmama çağrısı yapıyoruz.

Bir kez olsun da vatan millet edebiyatını bir yana bırakıp, bu suyu en iyi şekilde nasıl kullanırız diye iki yıl önceden düşünmenizi, ever siz düşünemiyorsanız, işi bir bilene bırakıp kenara çekilmeniz için yalvarıyoruz.



NOT: Mesleki bir seminere katılmak için bir süreliğine yurt dışında bulunacağımız için yazılarımıza birkaç günlüğüne ara veriyoruz. Salı günü görüşmek dileğiyle…(L.ÖZADAM)

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, GAÜ’deki siyasi parti başkanları panelinde öyle sözler sarf etmişsiniz ki duyan da sanır ki bu ülkede değil başka bir ülkede yaşıyorsunuz. Konuşma bandı elime ulaşınca bunları tek tek yazacağım haberiniz olsun.

Sayın Salih BOYACI, sizin için kötü haberlerim var. Hükümet batık bankalar konusunda yeni bir yasa tasarısı hazırlıyor ve eski defterler yeniden açılıyor. Hatırlarsanız aylar öncesinde böyle olacağını yazmıştık. Allah kolaylık versin artık.

Sayın Mustafa EMİROĞULLARI, son zamanlarda niçin bu kadar hırçınlaştığınızın sırrı çözülmüş. DAÜ öğrencilerinin tahlil işleri sizden alınınca resmen intikam yemini etmişsiniz. Bırakın da biraz da başkaları ekmek yesin canım. 

Sayın Özay ÖYKÜN, boş arazilere yatırım yapılmıyor diye şikayet ediyorsunuz. Biraz çalıştırın saksıyı bakalım. Bölgeye iki tane gazino birkaç tane de gece kulübü açın siz işte o zaman görün kıpırdanmayı. Ne yani herkes yapar da belediyeler yapamaz diye bir kural mı var?

Sayın Ertuğrul HASİPOĞLU, demek öyle, hayatınızın en mutlu günü UBP’ye geri döndüğünüz anmış. Bakalım hanımefendi bunu duyunca ne diyecek. İnsan biraz kibar olur en mutlu günü eşiyle evlendiği gün olarak açıklar. Ne ceza alsanız yeridir artık.

Sayın Yalçın YİĞİTTÜRK, atlarla ilgilenmeye başladıktan sonra şimdi de kırbaç merakı sarmış diyorlar. Bu konuda büyük bir koleksiyon yapmaya karar vermişsiniz. Pes doğrusu başka koleksiyon yapacak bir şey kalmadı mı?

Sayın Kemal Deniz DANA, yıllardır hayalini kurduğunuz kaymakamlık makamı sonunda gerçek oluyor. Her türlü engellemeye rağmen sonuçta karar alındı ve yakında o makama eğriti değil asaleten atanacaksınız. Şimdiden tebrik ederiz.

Sayın Mefkun ORKUN, başkanı olduğunuz Gençlerbirliği’nin devletten 6 bin lira alacağı olduğu söyleniyor. Hadi bakalım kullanın nüfusunuzu ve çekin altına imzayı attırın. Kulübün bu paraya çok ihtiyacı var.

Sayın Erhan ARIKLI, biz de sanırdık ki kesin dönüşü DP için yaptınız. Meğerse partililere tavla dersi vermeye gelmişsiniz. Artık tavlayı kapatıp da araziye inme zamanı gelmedi mi?

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Haspolat’tan vatandaşlar aradı dün. Konutlar bölgesine kanalizasyon şebekesi yapmışken köyün içine kadar girilmesini istiyorlar. Çok şey mi istiyorlar acaba?

Sayın Gencay EROĞLU, yeni saç modeliniz özellikle bayanlar tarafından epey beğenildi. Ancak artık gözlükleri de bir kenara zamanının geldiğini söyleyenlerin sayısı oldukça fazla. Zira gözlükler sizi fazla ciddi ve soğuk gösteriyor.

Sayın Kemal DEVECİ, İngiltere’deki yeğeninizi kaybettiğinizi üzüntü ile öğrendik. Merhuma Tanrı’dan rahmet size ve aileye sabır ve başsağlığı dileriz. Allah geride kalanlara sağlıklı uzun ömürler versin.

Sayın Yusuf KAÇMAZ, küçük esnafı bu sıralar fazla sıkıştırıyorsunuz gibi geliyor bana. Zaten resen vergilerden dolayı geceleri gözlerine uyku girmiyor biraz ipleri gevşetmekte yarar var. Yoksa bir bir kepenk indirmeye hazırlanıyorlar.

Sayın Osman GÜVENİR, Üç Pencere adlı kitabınızı bu kez sadece KKTC’de değil Türkiye ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde de satışa sunacağınızı öğrendik. Küreselleşmeye sonunda siz de uydunuz desenize. Hayırlı ve uğurlu olsun.

Sayın Mustafa MİS, Girneli partilileriniz artık size bölgenin yeni vekili olarak bakmaya başlamışlar. Yoğurt üretimini artırmakta yarar var. Hele de seçim yaz aylarına rast gelirse sıcak havalarda buz gibi ayranı iyi bir seçim propagandası olarak kullanabilirsiniz.

Sayın Erman ÇİTİM, sen bizim basına bakma. Bir çoğunun asıl sıkıntısı niçin Türkiye basınına bu kadar çok reklam verirken bizim basını bu konuda öksüz bırakmanız. Birkaç reklam verin göreceksiniz ki rota değiştirip sizi ayakta alkışlayacaklar.

Sayın Faiz SUCUOĞLU, bundan sonraki istihdamların merkezi sınav sistemi ile yapılmasını önermişsiniz. En doğrusu bu da, acaba sizin vekiller bunu kabul ederler mi? Bize göre asla etmezler. Ama yine de bir deneyin şansınızı bakalım.

Sayın Alihan PEHLİVAN, bakıyorum da siz de imaj değişikliğine gitmişsiniz. Sayfanızdaki o resim de neydi öyle? Göbek iki adım önde, eller cepte. Bir ağzınızda puro eksikti yani. Allah akıl fikir versin olur mu?

Sayın Harun DENİZKAN, bu sıralar Esentepe’de şiddetli lodos var aman dikkat. Hele de camekanlı bölümde otururken birden kendinizi sahilde bulmayınız. Birkaç metre sağlam zincire bağlanmakta yarar görüyoruz. Yakında şampanyaları alıp geliyoruz bilesiniz.

Sayın Akay CEMAL, yıllardan sonra ilk kez bir rüya gördüm onda da siz vardınız. Takmışsınız önlüğü çiğ köfte yoğuruyordunuz. Benim bahçede baklalar epey büyüdü artık bulaşma zamanı yakındır değil mi?

Sayın Özden TUNÇKOL, muhterem ağabeyinizi kaybettiğinizi üzülerek öğrendik. Merhuma Tanrı’dan rahmet size ve aileye sabır ve başsağlığı dileriz. Allah geride kalanlara sağılıklı uzun ömürler versin.

Sayın Abdullah AZİZOĞLU, bakıyoruz da artık sayfanızda Güzin Abla’ya özenmişsiniz ve insanların özel hayatlarına yardımcı olmaya başlamışsınız. Benim de bir sorunum var ama buradan yazamam. Bir akşam Boğaz’da buluşsak diyorum.

 

Günün Fıkrası : Yetim

Adam Paris'te bir lokantaya girmiş, bir köşedeki masaya oturmuş.

Gelen garsona siparişini vermiş : 

- Kızarmış tavuk yanında patates kızartması istiyorum. Ama mutlaka "Poulet de Brest" olsun, yoksa yemem. Onun için önce çiğ tavuğu getirin bir göreyim !.. (Poulet de Brest Fransa'da kaliteli bir label'dir.)

Garson şaşırmış ama ses etmemiş; bir müddet sonra tavuğu getirmiş. Adam küçük parmağını tavuğun kıçına sokup çıkarmış, koklamış.

- Siz beni aptal yerine mi koyuyorsunuz, demiş. Bu Brest tavuğu değil. Bu Nanterre'den gelmiş...

Garson lahavle deyip mutfağa gitmiş; Biraz sonra yeni bir tavukla gelmiş. Adam yine küçük parmağını tavuğun kıçına sokup çıkarmış, koklamış.

- Bu da Brest tavuğu değil ki. Bu Bordeaux yöresinde yetiştirilmiş...

deyince, yan masalardan birinde oturan bir adam kalkıp yanına gelmiş, pantolonunu ve donunu sıyırıp kıçını adama dönmüş :

- Size zahmet olacak ama, ben yetimhanede büyüdüm. Anamı babamı hiç tanımadım. Bana nereli olduğumu söyleyebilir misiniz?..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.