Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tabi ki gidecekler

A+A-

“Minareyi çalan kılıfını hazırlar” mıydı o söz yoksa “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” ?

Ya biriydi ya diğeri...

İkisi de farklı anlamlar taşır…

Buna rağmen ikisinde de dini motifler gizli…

Cami ve ezan…

Tarih boyu bu böyle sürdü gitti.

Beyinler yıkandı…

Üç yaşında çocuğa devamlı konuşulan yabancı dil beynine yerleşir.

Anadili gibi olur…

Dinlerdeki impulslar da böyle bir şeydir.

Doğumdan ölüme kadar günde beş vakit duyulan çağrılar da böyledir…

Su gibi devamlı damlarlar…

Ve su gibi kendine yer ederler…

En azından bir evlektir o…

Bir nehir de olabilir.

Din en nihayetinde tabu olur.

Kimse eleştiremez…

Hakkında yorum yapamaz…

Tartışılmazdır dinler…

Günahtır aleyhine konuşmak.

Yorum bile yapılamazdırlar…

Onlar beyne yerleştirildiği şekilde bilinecek…

İtaat edilecek…

Haberin bile olmadan ona ait “borç” lar hep ödenecek.

Bu borç öyle bir borç ki nefes alınan her anında insan hayatında olacaktır.

Bitmeyecek de.

Ne taksiti olur bu borcun ne de toptan ödemesi yapılabilir…

Hep ödenecek, ölene kadar da bitemeyecek…

Kimse de sormayacak bu borcu…

Kimse öğrenemeyecek nedenini.

Çünkü üç yaşındaki bebeğe okunmuş dil gibidir din…

Yerleşir, orada kalır.           

Ya yasaktır,  ya günah…

Hakkında kitap yazmayı düşünenleri etkisizleştirdiler…

Konumuz zaten din değil…

İrsen diğer yetkisiz ve kendi çevreleri kadar etkililer gibi attığı imzayı inkâr etmeye çalışıyor.

Çalıştıkça da batıyor…

Konumuz İrsen de değil zaten…

Diğer “liderler” de…

Konumuz…

Konumuz ne gerçekten?

Bir boşlukta düşünün kendinizi…

Ayağınız yere değmiyor ama başınız da dayanaksız…

Havada ipsiz asılı kaldınız…

Veya denizin derinlerinde oksijen tüpsüzsünüz.

Ne ölüp gidersiniz, ne de havaya kavuşup toprağa basarsınız.

Hep didişme, hep başarısızlık.

Yerleşikler ve kaçak çalışanlar…

“Gidiyorlar” , gidenin yerini Uzakdoğulular dolduracak diyorlar…

Çok arayacaksınız demeye getiriyorlar bir bakıma…

Bir bakıma üzüleceğiz imasını yaratıyorlar…

Dinlerdeki impulslar gibi.

Ki ayağıma balkıyorum boşlukta…

Başım desteksiz…

Gövdem deseniz yok…

Bu durumda çıkış yolum kapatılmışken ayakları yere basanlara mı üzülmeliyim?

Yoksa ayaklarımın sağlam basmasına engel olanların hala orada durmalarına mı?

Gitsinler elbet…

Gidecekler de…

Hatta.

Geriye kalan kaç kişi varsa hepsi de gitmelidirler…

Ki…

Benim önüm açılsın…

Başımda imzasını inkâra kalkışıp gözünü kuzeydeki komşu ülkenin liderlerine çevirmeyen benim liderlerim gelsin…

İtibarları olsun…

Yalana başvurmasınlar.

Korkmasınlar…

Ve ben kimin ne olduğunu bileyim…

Ve “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” mıydı o yoksa “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” sözleri ile artık uğraşmayayım.

Kısaca gitsinler ki benim önüm açılsın…

Önümü göreyim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.