Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Takiye

A+A-

Kıbrıs’ın bir yarısı AB Dönem Başkanlığı’nı kutluyor.

Bir süredir bizde de tepkisel bir hal…

 AB’nin ne kadar büyük bir haksızlık yaptığından şikayet ediyoruz. Dahası küresel ekonomik kriz üzerinden kendimize pay çıkarıp, “işte AB’nin hali” diyoruz.

Güney Kıbrıs’ın mali destek programına başvurmasını büyük bir paradoks olarak yorumluyoruz.

Hele hiçbir dış politika konusunda uzun zamandır tek kelime etmeyen Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün bu minvaldeki açıklamaları biraz komik duruyor.

Öncelikle daha Kıbrıs AB üyesi olmadan, yani yıllar öncesinden, dönem başkanlığını şimdi alacağı biliniyordu. O yüzden bu feveran biraz abes kaçıyor.

Üstelik, Kıbrıs’ın Kıbrıslı Türkleri göz ardı ederek tek başına AB üyeliği, taa Tansu Çiler dönemine, Türkiye’nin Gümrük Birliği sürecine uzanıyor.

Dahası, “Kıbrıs sorunu çözülmeden de Kıbrıs’ın tek başına AB’ye üye olabileceğini onaylayan Türkiye kararına rağmen, Kopenhag sürecinde Kıbrıs sorunu çözülseydi, bugün Kıbrıslı Türkler bu halde olmayacaktı.

Belli ki bunları çabuk unuttuk.

O kadar ki, tam da bugünkü fotoğrafı çizen öngörüleriyle toplumu aydınlatmayı hedefleyenler bile bugün AB’ye tepki ve Rum tarafına suçlama üzerinden söylem üretiyor.

Ama nedense bugün bu adada yaşadıklarımızın temel nedeninin Kıbrıs sorununda kaçırılan süreçler olduğu es geçiliyor.

Şüphesiz ki, çözüm arayışları iki tarafça yapılır. Ve bu süreçlerde başta AKEL olmak üzere, hem Kıbrıs Rum siyasetinin hem de liderliklerinin sorumluluğu büyüktür.

AB’nin de kurumsal olarak bu süreçte harikalar yarattığını söyleyemeyiz. Ancak aslında harikalar yaratabilecek yapıya sahip bir kurumsallaşması olmadığını da gayet iyi biliyoruz.

Siyaset sorumluluk alarak, yön belirleyerek yapılır. Biz yıllarca hep birilerini suçlayarak siyaset yaptık. İç politikada hükümetleri, dış politikada Denktaşı suçladık.

Sanırım bugün biraz da bunun ötesine geçebilecek bir siyasete ihtiyaç olduğu ortada.

Bugün bölünmüş Kıbrıs’ın temel sebebi çözümsüzlüktür.

 Milli politikaların dışına çıkamamış siyasetlerin, vizyon ortaya koyamayan siyasetçilerin, toplumların kaderini nasıl etkilediğinin tam da kendisini yaşıyoruz.

Nasıl bazı kararlar ya da hatalar, aksi yaratılmadıkça bir ömür boyu etkisini gösterir, Kıbrıs’ta da çözüm yönünde irade koyup sonuç elde edememenin ve süreçlerde verilen kararların neticesini yaşıyoruz.

AB Dönem Başkanlığı bu sonuçlardan sadece biri.

Yaklaşık 10 yıldır zaman zaman yılda birkaç kez çeşitli vesilelerle Brüksel’de AB kurumlarında bulunuyorum. Rahatlıkla söyleyebilirim ki, 2000’li yılların başında Kıbrıs ile bugünkü Kıbrıs arasında önemli farklar var.

Öncelikle Güney Kıbrıs artık Kıbrıs sorunundan ibaret bir yer olarak görülmüyor. AB’nin üyesi bir ülke olarak bakılıyor. Dönem Başkanlığı süreci de Kıbrıs sorunundan fazla, Avrupalılık meseleleri içindeki tavır ve hareketleriyle anılacak.

Ekonomi ajandasında oynayacağı rol, Yunanistan kriziyle başa çıkma yöntemleri, Kıbrıs sorunundan daha fazla ilgilendiriyor AB kurumlarını.

Çünkü niteliği tartışılsa da Kıbrıs’ın bir tarafı kurumsal olarak Avrupalı. On yıl boyunca uyum çalışmalarını yerine getirip üye olduktan sonra, son iki yıldır da dönem başkanlığına hazırlanıyor.

Toplumsal bilgilendirme ve bilgiye ulaşma noktalarında siyasetleri gereği Kıbrıslı Türkler de var. Bütün bilgilendirme çalışmalarında Türkçe de kullanılıyor

Biz ekonomik kriz içinde oldukları üzerinden kendimizi avutmaya çalışsak da en azından kurumsal olarak dahil oldukları birlik içinde ortak çaba kapsamında bir kurtarma programları olduğu gerçekliğini de göz ardı etmemek gerekiyor.

Bugün bu adanın Kuzey’inde yaşanan ya da yaşanacak her türlü krizin yegane adresi Türkiye’dir. Ve Güney Kıbrıs Yunanistan krizinden etkilenen ekonomisini kurtarmak için AB’ye başvururken, biz Türkiye’nin olası bir krizinde başvuracak hiçbir adrese sahip değiliz.

Bırakın küresel ekonomik krizi, bir belediye sorununu çözmekten aciziz.

Daha ne kadar takiye yapabiliriz ki?


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.