1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Talat: “Suda iki senelik ömrümüz var”
Talat: “Suda iki senelik ömrümüz var”

Talat: “Suda iki senelik ömrümüz var”

İkinci Cumhurbaşkanı, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’den KKTC’ye gelen suyun yönetiminde Kıbrıslı Türklerin de katılımının şart olduğunu vurguladı.

A+A-

Birçok bölgede su kalmadığını, bir iki yıl daha ek su kaynağı bulunmazsa ciddi susuzluk yaşanacağını açıklayan Talat, Türkiye’den gelen suya büyük ihtiyaç olduğunu söyledi

Türkiye’nin su yönetimini özel bir şirkete vermek istediğini, Kıbrıs Türk tarafının ise bu konuda özerk bir yönetim talep ettiğini vurgulayan Talat, iki taraf arasında yaşanan görüş ayrılıklarının müzakere yoluyla giderileceğine inandığını söyledi

İkinci Cumhurbaşkanı, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’den KKTC’ye gelen suyun yönetiminde Kıbrıslı Türklerin de katılımının şart olduğunu vurguladı.

Talat, dün CTP Genel Merkezi’nde bazı gazetecilerle Yuvarlak Masa Toplantısı’nda bir araya geldi; gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.

Türkiye’nin su yönetimini özel bir şirkete vermek istediğini, Kıbrıs Türk tarafının ise bu konuda özerk bir yönetim talep ettiğini vurgulayan Talat, iki taraf arasında yaşanan görüş ayrılıklarının müzakere yoluyla giderileceğine inandığını söyledi.

Talat, hükümet programında suyun özerk yönetim olacağı şeklinde yazıldığına işaret ederek, bu çerçeve anlaşmasının dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Ülkede üretimin olduğu tüm yerlerde su kalmadığını söyleyen Talat, “İki yılda su kaynağı bulamazsak çok ciddi su sıkıntısı yaşayacağız. Yani suda iki yıl ömrümüz kaldı” dedi ve KKTC’nin Türkiye’den gelen suya ihtiyacı olduğunu belirtti.

Suyun müzakere masasına da olumlu yansıyacağına dair inancını ifade eden Talat, “Güney’in de bu suya ihtiyacı var. Ancak Rum tarafı Türkiye’yi düşman gördükçe buna sıcak bakmıyor. Çözümden sonra ise iki dost ülke olacak. Bu suyu Rumlar da kullanabilecek” dedi.

Talat, ülkede durumun hiç iyi olmadığını vurgulayarak, “Kapasitemiz zayıf. Avrupa Birliği ile birlikte çalıştığımız konuları yıllardır yasal mevzuata geçiremedik. İstihdamlarda kalifiye eleman yok. Üçlü kararnamelerle sistemi zayıflattık. Yanlış istihdamlarla kapasitemizi zayıflattık” dedi.

“Hemşire istiyoruz, polis istiyoruz ama alamıyoruz. Kamudaki kapasite doldu” diye konuşan Talat, hükümetin istihdamın nasıl yapılacağına dair yasa geçireceğini belirtti.

Talat, “Bu yasadan sonra herhangi biri ben onu alıyorum diyerek istihdam yapamayacak” dedi.

SU KURUMU YASASI TAMAMLANDI

Federal çözümde, Kıbrıslı Türklerin de karar alma mekanizmalarında şart olduğunu, suyun bir kurucu devlette kalarak çatışma nedeni olmamasını hedeflediklerini ifade eden Talat, “Bizim maksadımız,  Türkiye’den gelecek suyun bir çatışma nedeni haline dönüşmemesidir, bir kurucu devlette kalarak. Kaldı ki, bizim öngörümüz, bir anlamda devlete ait olan ama özerk olan, yani siyasetin doğrudan müdahale etmediği bir özerk su yönetimin kurulmasıdır”  dedi.

Su yönetimin için öngördüklerinin,  özerk su yönetimi olduğunu, hükümet programında da özerk su yönetimin öngörüldüğünü, hükümet ortakları ile bu konu da anlaştıklarını kaydeden Talat, teknik ekibin su kurumu yasasını tamamlandığını,  hükümete ve ortaklarına gönderdiklerin söyledi.

Talat, yasanın hazırlanması ile kendisinin de ilgilendiğini, Mühendisler Birliği’nin katkıları ile hazırlandığını ve tamamlandığını belirtti.  Talat, “Türkiye ile hükümetler arası anlaşma taslağı çalıştık, onu da arkadaşlarla paylaştık. Sonuçta bu iş aşağı yukarı tamamlandı sayılır, yasallaşma ve Türkiye ile müzakere süreci olacak” diye konuştu.

Su konusunda Türkiye’nin önerisinin bir özel şirkete ihale edilmesi, kendilerinin isteğinin ise özerk su yönetimi ve BESKİ olduğunu ifade eden Talat, Türkiye ile bunun müzakeresinin yapılacağını kaydetti.

Su projesi için 1.6 milyar TL harcandığını, bunun hibe olup olmadığını, ne kadarını kendilerinin ödeyeceklerini bilmediklerini, bunların, hükümetler arası görüşmelerde belli olacağını dile getiren Talat, 2011’de imzalanan çerçeve anlaşmasından bu güne bir şey yapılmadığını, bundan şikayeti olduğunu söyledi.

Talat, Su Kurumu’nun bütün işinin su olacağını, sadece su ile ilgileneceğini, uzmanlardan oluşan güçlü bir kurum olacağını söyledi. 

TESİSLER TÜRKİYE’NİN MÜLKİYETİNDE

Suyun kesintisiz olarak evlere akmasını sağlayacaklarını, BESKİ’nin mevcut şebekeleri kullanacağını ifade eden Talat, bütün su hatlarının değişmesinin başka mesele olduğunu kaydetti.

Suyun tarım için Güzelyurt ve Mesarya’ya verileceğini belirten Talat, “Türkiye’nin su borularının geçtiği yerlerin mülkiyet hakkını istediği” yönündeki haberlerle ilgili şunları söyledi:

“ Su borularının geçtiği yerler değil, tesisler Güzelyalı’dan baraja kadar, barajdan arıtma tesisine kadar olan hatlar ve tesisler Türkiye’nin mülkiyetinde olacaktır. Geçtiği yer Türkiye’nin mülkiyetinde olacak değil.”

Suyun süvbansiye edilmeyeceğini belirten Talat, suyun Türkiye’de açılışının 15 Ekim’de yapılacağını, 28 Ekim’de Lefkoşa’ya su pompalanmasının öngörüldüğünü kaydetti.

“BİR ŞİRKETE VERMEYİ DOĞRU BULMUYORUZ”

Talat, hükümetler arası anlaşma olmadan suyun vatandaşa ne kadardan satılacağının belli olmadığını belirterek, su yönetimi konusunda Türkiye ile bir kriz beklemediğini söyledi. Talat, “Bizim yaklaşımımız, suyun özel bir şirkete verilmemesidir, falan şirket, filan şirket meselesi değil. Bir şirkete vermeyi biz doğru bulmuyoruz. Bizim de söylediğimiz özerk su yönetimin yapası gerektiği ” dedi.

Talat, bir gazetecinin “Türkiye, su yönetiminin özerk olmasını istiyorsanız, 1.6 milyar TL’yi ödeyin derse ne olacak?” sorusuna, “hesaplayacağız” karşılığını vererek, espriyle karşılık, “Ödeyebilirsek ödeyeceğiz, değilse düşüneceğiz” dedi.

Türkiye’den gelen suya büyük ihtiyaç olduğunu ve bir çok bölgede su kalmadığını dile getiren Talat, “Bir iki yıl daha biz ek su kaynağı bulamazsak, ciddi susuzluk yaşayacağız. O yüzden bu suya ihtiyacımız var. Suda iki senelik ömrümüz var” dedi.

Suyun Kıbrıs müzakere masasını çok olumlu yansıyacağını, Kıbrıs’ın bütününün suya ihtiyacı olduğunu dile getiren Talat, “Rumlar, Türkiye’yi rakip gördüğü sürece, hatta düşman gördüğü sürece, Türkiye’nin siyasi rolünü yükselteceği için, sıcak bakmıyor. Hala sıcak bakmıyor. Ama sorun çözümlendikten sonra bu durum tamamen ortadan kalkacak. Yani bu ülkeler en büyük dost olacak, yani Türkiye ile Kıbrıslı Rumlar, göreceksiniz bu olacak. Çünkü ekonomide Rum tarafınınTürkiye’ye ihtiyacı var” dedi.

“İSTİHDAM POLİTİKASI YANLIŞ”

Ülkede durumun hiç iyi olmadığını, kapasite açısında çok zayıf olduğunu kaydeden Talat, AB ile birlikte hazırlanan mevzuatların hala daha yasal hale getirilemediğini, kapasitenin ve bürokrasinin yeterli olmadığını söyledi.

Talat, şöyle konuştu:

“Bu güne kadar istihdamlar yanlış oldu. UBP’nin kurultayı var diye 300-400 kişi işe alındı, bu insanların kaç tanesi kalifiye idi, hemen hemen hiç. Çünkü kalifiye insanları zaten örgütlerden, şurdan buradan toplaman, kalifiye insanları sınava tabi tutan, ondan sonra alın. O yüzden böyle kalifiye eleman istihdamı ender durumlarda yapıldı ve yapıldığında da başarılı oldu. CTP’de yaptı, yapmadı demiyorum ama diğer partiler kadar değil. Eğer doğru dürüst sistemlerle istihdamlar yaparsanız, kapasiteyi yükseltirsiniz.”

kamuya yetersiz eleman alındığı için, kalifiye elaman alınamadığını kaydeden Talat, Derinya ve Aplıç kapısı için 70 polise ihtiyaç olduğunu, gümrükçüye de ihtiyaç olduğunu belirtti.

“UBP İLE HÜKÜMETİN DEVAM ETMESİ LAZIM”

CTP-UBP hükümetin yanlış istihdam politikasını düzeltmede kararlı olduğunu, bu kararlılıkla kurulduğunu anlatan Talat,  yakındanda, belediyeler de dahil, istihdamın nasıl yapılacağına dair yasa yapılacağını,” ban falanı işe alıyorum” diye istihdam yapılamayacağını, kamu reformu yasasının bir çok soruna çare üreteceğini, Daire Müdürlüklerinin dışa da açılacağını kaydetti.

Bu çalışmaların zaman alacağını, bu nedenle hükümetin sonuna kadar devam etmesini istediğini kaydeden Talat, dövizin yükselmesi ve geçen yıldan kalan  bütçe dışı ödemeler gibi hükümetin talihsizlikler yaşadığını söyledi. Talat, ülkede çok fazla sıkıntı olduğunu vurguladı.

Talat, “Hükümet biterse, ansınız erken seçim olur, bütün proje çökmüştür, onun için bu hükümetin devam etmesi lazım” dedi.

“BU DEFAYAPABİLİRİZ, ÇÜNKÜ…”

Su konusunda Türkiye’nin böylesine büyük bir projeyi yerine getirirken, kendilerin de bu işi yapabileceğini güvenceye almak istediğini ifade eden Talat, “Bunda bir art niyet yoktur. Ama bizim tutumuz ise ‘hayır bu defa yapabiliriz’. Bakın bu defa diyorum. Çünkü; niçin bu defa yapabiliriz, bir büyük koalisyon kurduk, yani iki büyük parti birlikteyiz. Hem taahhüt ettik ki; işleri bundan sonra partizanlıkla yapmayacağız. Mesela su kurumunda hiçbir üye hükmet tarafından atanmayacak. Üyeleri, değişik yerlerden önerilecek isimler arasından Meclis belirleyecek. Böylece bağımsız ve gerçekten özerk kurum oluşturulacak” diye konuştu.

ELEKTRİK FİYATI HER AY DEĞİŞEBİLECEK

Elektrik Kurumu’nun yanlışlarından ve batık durumundan bugünkü hale geldiğini, Türkiye’nin “özelleştirin” demediğini borcunun azaldığını anlatan Talat, özetle şöyle konuştu:

“Şuanda yatırım da yapabiliyor, hatları yenileyebiliyor. Görüldü ki özel kurum AKSA ile bizimkinin üretim maliyetleri farklı değil. Bu yıldan itibaren yüzde 1 yakıta geçiyor. Şuanda zam yok. Hükümetin önünde bir tek şey var; artık bundan hükümet zam da yapmayacak, indirim de yapmayacak. Hükümet bir nizamname yayımlayacak, bu nizamnameye göre diyecek ki; elektriğin maliyeti şöyle hesaplanır. 1- İşletme giderleri vs şu kadar 2-yakıt giderleri şu kadar. Bu otomatik olacak. Her ay Kıb-Tek’in internet sitesinde göreceksiniz; bu ay yakıt bu oldu, fiyat bu. Fiyat artık her ay değişebilecek. 1 kuruş çıkacak 2 kuruş inecek. Döviz düştü inecek, petrol fiyatı düştü inecek, çıktı çıkacak. Ama bu hükümetin kararıyla değil, otomatik olacak.”

Talat, Kıb-Tek’in özerkleşmesi için yasa tasarının hazırlanmakta olduğunu,  tasarı hazırlığı için hizmet alımına gidildiğini kaydetti.

“Hayır dersek kabus olur”

Talat: Varılacak olan anlaşmaya bizim ‘hayır’ dememiz durumunda, bu bizim için bir kabustur, izolasyonlar derinleşecek, çözümsüzlüğün sorumluluğu Kıbrıslı Türklerin omuzlarına yüklenecek

Kıbrıs konusuna değinen Talat,  daha önceki bir açıklamasında, Kıbrıslı Türklerin bir çözüme hayır dememesi gerektiği yönündeki sözlerine açıklık getirerek şöyle devam etti:

“Benim söylediğim şudur, hala aynı kanaatteyim. Biz uluslararası hukukun dışındayız, dünya bizi tanımıyor. Rum tarafı ise uluslararası hukukun içindedir ve dünya onu tanıyor. Varılacak olan anlaşmaya bizim ‘hayır’ dememiz durumunda, bu bizim için bir kabustur, izolasyonlar derinleşecek, çözümsüzlüğün sorumluluğu Kıbrıslı Türklerin omuzlarına yüklenecek. Ama Rum tarafının durumu aynı değil. Onlar ‘hayır’ dediği zaman uluslar arası hukuğun dışına çıkmıyorlar, biz ise dışında kalıyoruz. Söylediğim şuydu; varılacak olan bir anlaşmaya hayır demek. Yani bizim tarafında onaylayacağı bir anlaşma ‘hayır’ demek. Yani ben, Amerika’nın empoze edeceği, BM’nin empoze edeceği bir anlaşmaya demedim. Ama bunu hemen ona yordular. Bu uyarıyı yapmak zorundayım, yapılmadı denmemesi lazım. Çünkü gerçekten, ben düşünemiyorum, başımıza neler gelebileceğini. Anlama metni çıkacak ortaya, liderler imzalayacak ve biz ‘hayır’ diyeceğiz, benim söylediğim bu.”

ÇÖZÜMÜN MALİYETİ KONUSU

Kıbrıs sorununun çözümünün maliyeti konusunda bir şey konuşulmadığını ifade eden Talat, “Çözümün maliyetinde, zannetmeyin Rum’un malını aldık kullandık da Amerika onu ödeyecek.  Olacak olan nedir; yeni yerleşim yerleri kurulacaksa, yeni iş alanları yaratmak gerekiyorsa onlarda bu ülkelerin desteği olacak. Bir de, IMF ve Dünya Bankası’nın gibi çok önemli teknik desteklere ihtiyaç olacak. Malların tazminatlarının karşılanmasını kurucu devletler üstlenecek. Devlet sonuçta o kaynağı yaratmak zorunda” dedi.

Türkiye’nin çözüme katkı yaptığını ve yapmaya devam edeceğini ifade eden Talat, çözümün tazminatı konusunun Türkiye ile konuşulmadığını söyledi.

Bir çözümde Türkiye kökenli vatandaşların Ada’da kalacağını kaydeden Talat, Annan Planı’nda 42 bin 650 Türkiye kökenli KKTC vatandaşı bulduklarını anlattı. Talat, Rumların nüfus oranında dörde bir, yani dört Rum’a bir Türk oranına baktığını söyledi.

MÜZAKERELERDE KRİTİK EŞİK MÜLKİYET

Müzakerelerde kritik eşiğin mülkiyete anlaşma olduğunu belirten Talat, mülkiyette son kullanıcının da söz sahibi olacağını, bundan ümitlendiğini ifade etti.

Müzakerelerde kendisinin bıraktığı yerden biraz ileriye gidildiğini kendilerinin vardığı anlaşmanın teyit edildiğini kaydeden Talat, bazı noktalarda ileri, bazı noktalarda geride olunduğunu anlattı.

Talat, çapraz oy ile dönüşümlü başkanlığın bir ilgisi olmadığını, dönüşümlü başkanlığın siyasal eşitliğin bir gereği olduğunu, çapraz oyun ise kurulacak olan federasyonun yaşabilmesi için, siyasal kamuoyunu yaratmak için olduğunu söyledi.

Bir soru üzerine, mülkiyette global takasın mümkün olmadığını, malın bireylerin olduğunu kaydeden Talat, deregasyonların önemli olduğunu, bazılarının kalıcı da olabileceğini belirtti.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.