1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Tanrıça'dan Fahişe'ye...
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tanrıça'dan Fahişe'ye...

A+A-

Dünya kadınlar günü 100. Yılını kutluyor.
        
Bir asra varmış bir eşitlik ve hak mücadelesinin hala bütün dünyada sürdüğünü söylemek ne kadar pozitif bir yaklaşımdır, emin olamamakla birlikte, bu küçük adanın onca sorunu yanında kadın sorununu da birlikte okuyalım, bugün.

Sosyal Riskleri Önleme Vakfı, KKTCELL’in desteği ile bir Kadın Konukevi projesini hayata geçirmek üzere çalışıyor. Bu çalışma kapsamında son derece anlamlı bir destek de siyasilerden geliyor.

Yılbaşı özel yayınında ilk kez KANAL SİM ekranlarında bir araya gelen siyasiler, son derece sıcak ve ilgi uyandıran bir dayanışma mesajı vermişti. Şimdi bu mesajın ilk kez somut bir projede hayata geçmesi için yer alacak bir çalışmaya fikir vermek büyük bir mutluluk.

Serdar Denktaş, Teberrüken Uluçay, Nazım Beratlı ve Sunat Atun’u tekrar sahnede görmek son derece büyük bir mutluluk olacak.

Hele de böyle bir projede.

Sevgili Cenk Mutluyakalı da klarnetiyle bu orkestraya KANAL SİM ekranlarında olduğu gibi destek verecek.

Yıllarca bu ülkede Kadın sığınma ya da konuk evine gerçekten ihtiyaç var mı fikrinden hareket edilerek, son derece uzak davranıldı. Oysa Sosyal Riskleri Önleme Vakfı Başkanı Barış Başel’in ortaya koyduğu rakamlar, bu ihtiyacın ne kadar acil olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Başel, şu ana kadar kendilerine başvuran ve sığınma talep eden 61 kadın olduğunu söylüyor.

Sadece son 6 ayda 34 başvuru alınmış!

Bunların 21’i göçmen, 13’ü ise Kıbrıslı Türk!

Bu başvuruların temelinde ise cinsel ve fiziksel şiddet dahil, sığınma talebini ortaya çıkaracak psikolojik şiddet de var.

Üstelik düşünülenin aksine, şiddet Kıbrıslı Türkler arasında da son derece yaygın!

Bu rakamlar şüphesiz ki, sadece Sosyal Riskleri Önleme Vakfı’na ulaşan ya da ulaşabilen kadınlar. Ya ulaşamayanlar?

Kısa bir süre önce de KAYAD’ın yaptığı bir araştırma, eğitim ve kültür seviyesi son derece yüksek olduğu düşünülen Kuzey Kıbrıs’ta kadınlar arasındaki bilincin yeterince yüksek olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Daha önce de bu köşeden aynı rakamları paylaştık;

21. Yüzyılda, ülkedeki üniversite ve yüksek lisans eğitimi bu kadar gelişmişken ve bu ülkede çoğu ailede, hem kadın hem de erkek çalışıyor durumdayken, kadınların %88’i, kadının her şeyden önce, iyi bir ev kadını ve anne olması gerektiğini söylüyor.

Kadınların %86’sına göre, “erkekler evimizin direği, kadınlar başımızın tacı”.

Siyasette kadının bireysel olarak fark yaratabileceğine inanların sayısı, sadece %38’de kalıyor.

Kadınların %35’i kalabalık önünde konuşmaktan, %59’u hata yapmaktan korkuyor.

DPÖ’nün toplumdaki kadının rolüne ilişkin ortaya koyduğu son araştırma sonuçları da bundan farklı değil.

Kuzey Kıbrıs’ta kadınlar nüfusun %45.3’ünü oluşturmasına rağmen, örneğin 1960’dan bugüne, yani yarım asırda, sadece 13 kadın milletvekili olmuş mecliste!

Kadınların istihdamdaki payları %32.8!

Kadınların %5.7’si ise okuma yazma bilmiyor.

Tabii DPÖ’nün bu araştırmaları sürekli olarak daha geniş kapsamlarda yapması ve devletin bu sorunlara bütünlüklü olarak eğilmesi bekleniyor.

DPÖ verilerine göre, kadınlar en fazla öğretmenlikte yer alıyor,%66.7 oranıyla.    

Yani aslında geleneksel kadın rolünü en fazla oynayabilecekleri bir iş alanında!

Barış Başel, şiddete maruz kalan kadınların önemli bir bölümü, bunu hak ettiğini düşünüyor. Sonunda tedavi gerektirecek cinsel şiddet olaylarında bile kadın, cinselliği kocasına karşı görevi olarak görüyor.

Bugün devletin vergi topladığı gece kulüplerinde “fahişe” deyip sırtımızı döndüğümüz, onlarca kadının temel insan hakları ihlal ediliyor. Ülkeye girişlerinde pasaportlarına el konulan kadınlar, birer mal olarak sahiplenilirken, devlet bu köleliği yasallaştırıyor.

Ama, her 8 Mart’ta çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Süslü laflar ve ilginçtir, sıraya girmiş siyasi eşlerinin mesaj bombardımanıyla gündem belirleniyor.

Sanırım tarihten bugüne tanrıça olarak başlayan kadın hikayesi, ahlakçılıkta şeytanlığa, cadılığa ve fahişeliğe doğru evrilirken, hala son noktadan öteye fazla ilerleyebilmiş değiliz.

Hala kadını terbiye etmek, kız çocuklarını iyi yetiştirmek ana görevken, kadının yeri ancak erkeğinin yanı ve erkek dünyasının bekçiliği oluyor.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.