1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Tarihe kayıt düşüyoruz: Bu bir ayaklanmadır!
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihe kayıt düşüyoruz: Bu bir ayaklanmadır!

A+A-

2004 ya da 2005’ti... Net hatırlamıyorum ama Mağusa’da Namık Kemal Meydanı'nda Ferdi Sabit Soyer mikrofon elinde Cümbez ağacına yemin ederek bağırıyordu; ‘Barra, barra’ diyerek. O meşhur ‘barralamalarını’ bilmeyen yoktur... O yüzden konuyu uzatmaya gerek yok, fakat CTP’nin üslubunun ve liderinin 2 Mart mitinginde KKTC ve TC bayraklarını istemesi Cümbez’e mi ihanettir yoksa ona inananlara mı Ferdi Bey’in halet-i ruhiyesine bırakıyorum.

Fakat bu noktada kendisini Cümbez Efendi’nin aksakallarına bırakarak, ‘Biz ayaklanıyoruz’ deyip oturduğu yerden kalkarak uzaklaşıyoruz. Elbette tarih haklı olanı er ya da geç ortaya koyacaktır, umarım o zaman ‘yeşil gözlerinde bakmaya bir memleket bulacaklardır’ ve fazlasıyla arabesk-melodram kokan ‘Bu Memleket Bizim’ safsatalarına uydurma bir hikâye de bulacaklardır.
   
Ama ayıp ettin be efendi! Bütün sıkıntın, bütün acıların ve kendine ‘neden diye koyduğun sonuçlarının’ hepsi birkaç rant, birkaç kredi, birkaç ihale ve fazlasıyla koltuğu sevmekmiş. Ama bu halk sizleri sevdiğinde, kendine benzettiği ve onlara gerçekten özgür bir Kıbrıs’ı vereceğin için inanmıştı, yürümüştü. Sonunda bizi ‘Besleme’ ‘Rumcu’ (Efendi, ben usandım onların hakaretlerini buraya yazmaktan sen boşlukları doldur, yalan diye içine istiflediğin bütün boşlukları doldur, çünkü boşlukların siyaset etmiyor artık, diş gıcırdaması bir fikrin hizası değildir ki) yapanlarla ne farkın kaldı? AKP iktidarına bu kadar yılışmanın, kıyısından köşesinden UBP iktidarı devrilsin de aman ben oturayım düşüncen mi, bu halkın umudu, bu halkın kavgası, bu halkın partisidir?

Ayıp ettin efendi. Sen şimdi bin yıllar boyunca parti ambleminde taşıyacağın o ayıpla otur, aman ayağa kalkma, bayrak ve daha fazla bayrak iste, çünkü bu halkı ‘bayraklar’ kurtaracak! Hem belki de Beşparmaklar'daki bayrak da sana yetmiyordur Efendi, sen otur, işbirlikçi ve korkak sendikalarınla, inanmaktan çok korkuyu ve bir türlü başaramayız dediğiniz o sendikacı ödleklerinizle oturun, oturun baylar; biz kalkıyoruz, bu bir ayaklanmadır!

Belki de ta en başından beri, hep uydurduğumuz bir şeydin ve kim bilir belki de o kadar ‘umut’ ve ‘kavga’ etmiyordun sen, bayraklarını aç ve bekle, bayraklarınla hergün daha bir yaklaşacaksın bu halkın gözlerinin içine.

O değil de efendi gözlerimizin içine bakarak yalan söyledin bize. Bu sefer bir parti edersin diye bekliyordum, anamıza sövdüler Ferdi Efendi, kendi kendimizi kurtarmak istiyoruz dediğimiz için ‘orospu çocukluğu’ bastılar bize, her türlü küfre iman eder gibi saldırdılar, hiç mi sızlamadı için? İktidarınız boyunca kimin peşinden koştuysanız, kimin ellerinin arasında kendinizi ovuşturduysanız, şimdi onların ağzından konuşuyorsunuz!

Geçenlerde İrsen Küçük, TC Başbakanı ile görüştüğünde, TC Başbakanı 2 Mart Mitingi için Ankara aleyhtarı pankartların meydana alınmamasını, hatta zor kullanılmasını buyurmuş. Belli ki, Ankara’da "Torba Yasayı" protesto eden işçilere buyrulan ‘emir’ bize de uygulanacak. İstanbul’da öğrenciler Dolmabahçe’ye yürümek isterken buyrulan ne ise, Mersin’de öğrenciler cumhurbaşkanını protesto etmek isterken ‘köpek yavrusu’ gibi dövülüp itilerek nasıl tartaklandılarsa öyle olacak. Çünkü daha evvel çok satır dedik ki bunların demokrasi diye vitesledikleri şey onlara ne kadar itaat etmemizle ilgili bir şeydir. Oradaki o çocuklarla, oradaki o emekçilerle, işçilerle, AKP diktasına karşı neyin kavgası veriliyorsa, burada da aynısı verilecektir.

Efendi, sen şimdi bunların tarafında mısın? Daha az bayrak salladı ya da bayrağı doğru sallamadı ya da TC Başbakanını o esnada görmediği için ‘sallamamış’ gibi göründüğünden ‘cezalandırılan’ o insanların mı yanındasın, yoksa sokaklarda it yavrularını dövüyor gibi, hiç acımadan, hem de kız çocuklarımıza tekme tokat dalan bu insan müsveddelerinin mi yanındasın? Helal olsun be Abi, hem Cümbez hem de bizatihi ben, ki dünyada en büyük yalanları her zaman kadınların uydurduğu bir şey sanıyorken, sandığım salaklığımla, ne güzel inandırdın gözlerimi o zaman. Ne güzel yalan söyledin, ne büyük kandırmak için. Değdi mi peki, arkasından hançerlemek halkını? Bayraksız, camisiz, duasız, külliyesiz, Allahsız ve kitapsız ve Türk dölüyle sınanmadığı için her sabah akşama kadar az Türklükle az Müslümanlıkla suçlanan bu halkın hanesine ‘bir de küfür’ sen eklediğin için rahat mısın efendi?

O korkak ve adalet duygusuyla ‘başarabileceği’ şeyler için kavga etmesi gerektiğini unutan, üç kuruşa tamah, biraz mevkiye inançlarından dönen sendikalarınla el ele yürüyün 2 Martta. Bizler, bütün o terbiyesiz sıfatlarına rağmen, ne derseniz deyin, eli kalem tutan herkesin cahil olduğu bu yerde bu kitap zaten doğru dürüst yazılmayacaktır, yazın, onurlu bir halkın insanları olarak başkaldıracağız. Ve korkmadan ‘Ankara Elini Yakamızdan Çek’ pankartının arkasında yürüyeceğiz. Bayrak değil insan taşıyacağız yanımızda, aynı acıları paylaştığımız insanlarımızla. Sizler, korkaklaşmış ellerinizle hem Cümbez'e hem de Ankara’ya vurarak yalanlarınızla baş başa yürüyün.

Efendi, bir parti yalnızca kongrelerinde tutulan zabıtlarla ve kayda geçen hükümlerle parti olmaz, bir parti kavganın içinde bir parti eder, Ferdi Efendi! Sizin parti, kaç kişi, kaç insan, bırakın parti kongrelerinde uydurduğunuz bürokratik virgülleri, yerde dövülürken üstüne bir de tekmelenen ve aşağılan insanı gördüğünüzde o Allahın cezası ve hiçbir boka yaramayan parti kongrelerinizde uydurduğunuz noktalı virgüllerden başka, ne edersiniz? Çünkü Ferdi Efendi, bırakacaksın lagalugayı senin halkın orada dövüşüyor, meydanda, ellerinde umutlu bir yarını kendi elleriyle yazmak isteyen çocuklara baktığında, doğru söyle, fazla bayraksız, fazla milliyetsiz, fazla duasız gördüğün için sen de tiksiniyor musun onlardan?

Bu halkın en onurlu çocukları Barakacılar'dır. Ne güzel, yüz tane çocuk, belki var belki yok, senin parti kongrelerinde kurtardığın satırbaşlarına uydurduğun ve zabta geçirdiğin yalanlarınla onlar kavga ediyorlar. Ah be abim, halkının çocukları dövüşürken, yarın birgün demeyecekler mi, sen bayrak diye nasıl da ‘yalakalık’ yaptın, ‘yaladın durdun’ izmarit küllüklerini. Demeyecekler mi, nasıl bakacaksın bu halkın aynasına?

Siz korkmaya devam edin. Daha doğrusu işbirlikçiliğe devam edin. Ama sizlere bunu söylüyorum diye bana da ‘şunun bilmemnecisi’ ‘şöyle böyle’ demekten vazgeçmeyin. Çünkü bir kere yalan söylemeye başlarsanız artık doğru söylemeyi unutursunuz. Yazık ki, o mevsim, o meydanlarda, yumruk diye inandık ağzından çıkanlara.  Ve fakat senin ne farkın var, yani Ankara’nın partisinden, kendine benzemediği için, onu hemen ‘suçlu’ ve ‘kötü’ ilan eden, o Ankara’nın partisinden ne farkın var? Siz sanmaya devam edin Ankara rüyalarınızda, bütün kabahatin UBP hükümetinde olduğuna ve Ankara onun yerine sizi koyarsa, bu ülkenin düzeleceğine. Ne yazık efendi, ne yazık, Ankara’nın gönlünü alayım, TC Başbakanının kalbini kırmayım, Haziran'dan sonra, belki bu taraflara el attığında koltuğu ben alırım sayıklaman. Oldu mu, oluyor mu, olacak mı, ey Ferdi Efendi?

Ayıp ettin be Abi. Bu halkın yüzüne bakabaka ayıp ettin. Çok mu gerekliydi, çok mu lüzumluydu, böyle bir miting arifesinde, hem de adının ‘Toplumsal Varoluş’ olduğu mitingde, bir halka sömürgesine ayıp etmemesini hatırlatman? Kimin için dedin ki, kimin gözünde şimdi parlatın da söyledin bu lafı? Ankara seni ayıracak, siz hiç dayak yemeyeceksiniz, siz tutuklanmayacaksınız, sizleri hapse atmayacaklar, sizleri coplarıyla, biber gazlarıyla, sularıyla püskürtmeyecekler, siz hak kazandınız, değdi mi be abim, değdi mi?

CTP hâlâ sol bir parti midir kongre zabıtlarınızda? Peki ya, yarın o meydanda sizin gibi düşünmeme suçundan dolayı döveceğiniz o çocuk partinizin kapısını çalarsa, ey efendi, çilingiri içeriden mi kilitleyeceksiniz?

Yeni Kıbrıs Partisi, Kıbrıs Sosyalist Partisi, Barikatçılar ne diyorsa altına yumruğumu basıyorum. Ve ne güzel kaç yazı onca anlatmaya çalıştık, onlar yüksek sesle söylediler, aynen aktarıyorum: “Bizlerin Türkiye’deki Türk, Kürt, Rum, Ermeni, Laz halklarla hiç bir sorunumuz olmadığını bir kez daha vurgularız. Ankara ile her türlü “maddi, siyasi ve askeri ilişkilerin” Kıbrıs’ta kendi kendini yönetme mücadelesi veren emekçilerin istediği şekilde olması ve Kıbrıslı Türk işçilerin, emekçilerin, memurların ve ezilen kesimlerin onurunu zedeleyen uygulamaların son bulması tüm halkımızın ortak talebidir. Bu çerçevede tüm halkımızı 2 Mart’ta ortak kortejimize katılmaya çağırırız.”

Senin bayrak dediğin yerde ‘İnsan’ diye ‘SOL’ diye yola çıkan ve ‘onurluca kavgaya’ girenlerin talebi de sözü de bu kadardır. Bu sebeple, bunun altına ‘faşist zihniyetler’ dışında ‘insanca kalem oynatmayacak’ kimsenin olmadığını düşünüyorum. O yüzden ki, ayıp ettin, yazık ettin, değdi mi Abi? CTP’nin yeşilini faşizmin ‘karasına’ boyamaya, değdi mi? Doğru söyleyin, o yeşil hep "renk körlüğünün solu muydu?" Çok mu kandırdınız bizi, çok bizden yana görünüp hep onların eteğinin altına sığınarak, doğruyu söyleyin…

Yürümek, senin anladığın manada, yani yol bundan mesut olsun hatta yolun da gönlü olsun diye yapılmaz, o zaman ‘yollar yürümekle aşınmaz’ psikozuna inanmamız gerekir ki, o zaman derimizi de değiştirmemiz gerekir, asla olmaz. Yürümek, ‘halkım meydanlarda görsün’ diye de yapılmaz. İnsan dururken, otururken, uyurken, yayılırken ve kısmen sevişirken (ve uzatılabilir bu her türlü statik durumlar için) ‘fikirsiz’ olabilir Efendi ve fakat insan ayağa kalkıp da yürümeye başladığında, yani hareket ettiğinde, yani eylemin içinde olduğunda ‘fikirsiz’ olabilir mi? Siz SOL’u kasaptan mı aldınız Efendi!

Ama biz bu SOLU da bu kavgayı da bu direnişi de bu ayaklanmayı da BU HALKIN GÖĞSÜNDEN aldık. Kimseye de barra diyecek halimiz yok, öyle Cümbez kandıracak yürek de yok bizde! Biz, bizim olanı, bizim elimizden alandan alacağız, hepsi bu! Telaşa gerek yok Efendi, Ankara’ya duyur! (Ha bir zahmet oralardaysa, pilaki üstüne kuru kâğıda faşizm basılı gazeteci Yılmaz Özdil’e de durumumuzdan bahset. Zira ‘bayrak eksikliğinden’ o da muzdarip olacaktır, kafa kafaya tokuşturun, anlaşacaksınız.)

2 Martta ‘onurlu bir halkın insanları’ ile bu halka ‘ihanet edenlerin’ yürümesini göreceğiz. Ve göreceğiz ki, ey Ferdi Efendi, her yürümek yürümekten sayılmaz ve halkından ayrı saflarda yürüyenler bu ayıpla yürümeye tarihler boyu mahkûm olacaklardır.


24 Şubat 2011
   

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum