1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Tarihin borusunu öttürmek...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihin borusunu öttürmek...

A+A-

Geçen gün şu Hürrem yazısını düzeltmek için bakarken, birden aklıma geldi:

Yazıda “Süleman”ın babası Yavuz Sultan Selim’den bahsediyoruz ya? Dizide Hürrem’in ikide bir kafa tuttuğu Hatice Sultan’ın da babası olurdu, tabii… Lâf aramızda Hatice Sultan da Makbul İbrahim Paşa ile evli değildi ha! Onu da belirtip geçeyim…

Bu Yavuz, Mısır’ı aldığında, sadrazamı Yunus Paşa; tutturdu ile Mısır’ın Valisi kendisi olacak! Padişah bunu dinlemedi, Mısırlı bir beyi vali tayin etti. Geri dönülüyor… Sina Çölü’ne vardıkları noktada, sultan yanındaki sadrazamına, “Böylece” dedi, “Mısır’ı da geride bırakmış bulunuyoruz!” Mısır gibi bir ganimeti elde edemememin hırsıyla, Yunus Paşa da padişah’a dedi ki: “Buraya geldiğimizde de bir Çerkez yönetiyordu burayı, buradan ayrılırken de! Ne fark etti?”

Cevaben, Yavuz Selim, bunun boynuna bir kılıç vurdu! Gövdesi atın üstünden düşmeden, kafası çöl toprağında tıngır mıngır yuvarlanmaya başladı! Kimin? Başbakanın! Neden? Padişahı eleştirmeye cüret ettiği için… Hazretin hırsı kelleyi uçurmakla geçmedi! Bir heybeye koydurup, üç gün atının terkesinde gezdirdi! Gövdeye ne olduğu meçhul ama kelleyi, hırsı geçince Şam’da gömdürdü…

Tam sayısını bulmak için şimdi kaynak bakmam lâzım ama birkaç tane sadrazamı da cellata verdiği, Divan Toplantısı’nda ki Bakanlar Kurulu demektir, canını sıkan bir veziri de kendi eli ile bıçakladığı, bilinir! Bunun elinden ölmeden kurtulan tek sadrazam, oğluna miras bıraktığı Piri Paşa’dır ki Lefke’de camii var adına… Onu da bir gün eline almış, evire çevire dövüyor! Paşa, canından bezmiş; alttan padişaha yalvarıyor:

“Hünkârım, elbette bir gün emr-i hak, sizin mübarek ellerinizden vaki olacak! Bir saat önce lütfetseniz de bu aciz kulunuz da kurtulsa!” Öldür beni da kurtulayım, diyor…

Bu esnada üstüne oturmuş onu yumruklamakta olan Yavuz’u, alıyor bir gülme… Dayağı kesiyor!

“ İsteğini yerine getirmek ne kadar kolay ey Türk” diyor… Piri Paşa dönme değil, bir Türkmen Beyi’dir… Galiba da son Türk asıllı sadrazamdır… “Lâkin ne çare ki işe yarar adam yok!”

Fatih’in de Sadrazam Mahmut Paşa’ya sopa ile attığı bir dayak var! Paşa kırk gün kan işemiş… Yataktan çıkamamacasına… Kızılcık değneği ile dövmüş, hünkâr…

Ha! Demem o ki: Sadrazam bile gidip de öyle padişahın karşısına çıkıp, kem küm edemezdi! Yasal olarak zaten edemezdi de fiziksel olarak hiç edemezdi!

Osmanlı “tu kaka” değildi! Amenna… Ama el insaf yahu! Demokrasi de değil, mutlakiyetçi bir hükümdarlıktı… Haremde entrika evet, elbette ki vardı ama yok da böyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.