1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Tarihsel zorunluluk
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihsel zorunluluk

A+A-

“Kamuoyunun kimi kesimleri ve özellikle Kıbrıslı Türk sağı,barış ve çözüm konusunda solun ısrarının bazı soyut kavramlardan kaynaklandığını sanmakta ve anlayamamaktadır. Sanılıyor ki bu ısrarın altında yatan neden sol romantizmin etkisi ile soyut bir insan hakları savunuculuğu, nostalji ve düpedüz ihanettir. Oysa gerçek, hiç de öyle değildir. Barış ve birlikte yaşamak gayretlerinin altında yatan nedenler, tarihsel zorluluktan kaynaklanmaktadır. 

Nedir tarihsel zorunluluk?

Kıbrıs'taki eşitsiz gelişmenin kendisinin, Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik düzeninden kaynaklanan, tarihsel bir zorunluluk olduğunu biliyoruz. Dünyayı ve bölgeyi yarım asırdır meşgul eden Kıbrıs sorunu,  o zorunluluğun meydana getirdiği bir kaçınılmazlıktır. Öznel etmenlerin, olayın biçimlenmesine yaptıkları katkı, hiç de azımsanacak boyutta olmamasına karşın nesnel etmenlerin ülkedeki gelişimi, sözünü ettiğimiz tarihsel zorunluluğun temelini oluşturmuşlardır.

Ülkede iki ayrı egemen sınıfın ortaya çıkması, iki ayrı ekonomik ünitenin varlığı, üst sınıflar arasındaki egemenliğe sahip çıkma kavgası… Bunlar nesnel şeylerdir .Sorunun ortaya çıkmasının nesnelliği kadar, değişen dünya,bölge ve ülke koşullarında; çözümü de bir nesnellik, kaçınılmazlıktır.

Kıbrıslı halklar, tarihsel olarak küçük bir adada yaşamak zorundadırlar. Ülkede egemen sağ yarışmacı iki ideolojinin başarılı olma şansı, nesnel olarak yoktur. Ne Enosis ve ne de Taksim tezlerinin, uygulanmasına nesnel olarak olanak bulunmamaktadır

Kıbrıslı Elenlerin bügün ulaştığı ekonomik boyutlar, toplumun sınıfsal mevzileniş biçimi ve dünya koşulları,adanın tümünü veya bir kısmını, Yunanistan’a bağlamalarına şans tanımadığı gibi (zira artık Kıbrıslı Elen egemen sınıfı modern bir burjuvazi olup pazarını Yunan burjuvazisine kaptırmaz) öznel olarak da toplum artık Enosis ideolojisini hazmetme noktasını çoktan aşmıştır.

Taksim tezine gelince… Dünyanın bunu hiçbir zaman kabul etmeyeceği bir yana, pratik olarak buna olanak da yoktur. Eldeki toprağı Türkiye’ye bağlamak ilk ağızda akla gelen bir seçenek olsa da, o zaman da Kıbrıslı Türkler dünyaya kapalı bir gettoda ve tamamıyla tüketici bir toplum olarak yaşamak zorunda kalacaklardır ki bu ne Ankara ve ne de Lefkoşa için akılcı bir yöntem olarak ele alınamaz. Bugünkü biçimin bir geçiş dönemi olduğu meydanda olduğuna göre, görülüyor ki
Kıbrıslı halkların kendilerine uygun bir çözüm bulmaktan başka şansları yoktur. Tarihsel zorunluluktan anlaşılan işte bu gerçektir.

Her iki egemen yarışmacı ideolojiden birinin ülkeyi ele geçirebilmesi için ötekini tümden ortadan kaldırmaktan başka seçeneği yoktur. Bu ise iki halktan birinin ötekini Kıbrıs adasından sürüp çıkarması gerçekleşmedikçe mümkün değildir. Geçmişteki deneyler de göstermiştir ki yarışmacı ideolojilerden biri yenildikçe yenebileceği başka bir savaşa hazırlanmaya girişmektedir.

Bu yarış her on yılda bir ülke gençlerinin kanlarıyla toprağı sulamaktan başka bir işe yaramamıştır. Başarı şansları hiç yoktur. Zira iki halktan biri ötekini yok edemez.

O zaman barış tarihsel bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor. Solun barış politikasının temelini işte bu TARİHSEL ZORUNLULUK KURAMI oluşturmalıdır.

Başka bir deyişle Kıbrıslı halklar Kıbrıs adasında yaşamaktan başka bir seçeneğe sahip olmadıklarına göre, yarışmacı ideolojilerin etkinliğinde sonsuza kadar savaşmak zorundadırlar. Bunun ne tarihe ne mantığa ve ne de akla sığar bir yanı yoktur. Birlikte yaşamaktan başka bir şansları bulunmadığı görülen Kıbrıslı halkların bu olanağı ele geçirebilmeleri için öncelikle bu tarihsel zorunluluğun kavranması gerekir. Temelde farklılığın bir zenginlik olarak algılama biçimi düşüncelere hakim olmalıdır. O zaman farklılık korkulacak bir şey olmaktan çıkar, mutlulukla kabul edilebilecek bir veri olarak ele alınır…

Kıbrıs solunun önemli bir kesiminin de bu zorunluluk kuramını kavrayamaması, farklılığı gizleme gayretinin başlıca nedeni olsa gerekir ki bu aslında solun da egemen yarışmacı ideolojilerin
tutsağı olageldiğinin kanıtıdır. “

Yukarıdaki satırlar, 1991’de yazılmış, Kıbrıs’ta Ulusal Sorun isimli kitabımdan! Tarihin donduğu bir ülkede yaşıyoruz… Aradan yirmi bir sene geçti…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.