1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Tarım'da B planı oluşturuluyor
Tarım'da B planı oluşturuluyor

Tarım'da B planı oluşturuluyor

Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Şahali, çiftçi ve hayvancının bu yıl kuraklıktan doğacak mağduriyetini gidermek için çalıştıklarını vurguladı

A+A-

Deniz Abidin

Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Erkut Şahali, Yeni Bakış'a yaptığı açıklamada, kuraklığın ülkenin sorunlarından biri olduğunu vurgulayarak, kuraklıkla ilgili net bir tespit yapmanın şu an için mümkün olmadığını, ancak göstergelerin olumsuz yönde olduğunu belirtti. Şahali, Genel Tarım Sigortası Fonu ve Tarım Dairesi ve ilgili diğer birimlerin kuraklığın ne düzeyde olduğunu tespit etmek, bölgesel farklılıkları ortaya çıkarmak ve alınması gereken tedbirlerin ne olduğuna yönelik çok ciddi bir çalışma içinde olduklarını kaydetti. Şahali, kuraklığın ne zaman geleceğini bilmemekle birlikte sürekli yaşanan bir sorun olduğunu belirtti. Şahali, geçen yılın yağış miktarı ve verimliliğiyle bu yıl karşılaşılmayacağının aşikar olduğunu söyledi.

"Çiftçi ve hayvancının mağduriyetini gidermek için çalışıyoruz"

Şahali, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çiftçilerin mağduriyetini önlemek için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Hayvancıların mağdur olmamasıyla ilgili yem temini için çok ciddi bir gayret içindeyiz. Sahip olduğumuz imkanlar kısıtlıdır. O nedenle imkanlarımızı en iyi şekilde değerlendirmek için zorunluluğumuz vardır. Kaynak verimliliğine uygun hareket etmek bir prensiptir. Kaynaklarınız kısıtlı olduğunda bu çaba çok daha büyük bir önem arz eder. TÜK ülkede ihtiyaç duyulacak yem planlamasıyla ilgilenirken, Genel Tarım Sigortası Fonu  ekili arazilerin beyanlarını kabul etme ve zarar gören arazi tespit etme çalışmaları sürecek ve kuraklıkla ilgili tespit çalışmaları gündeme gelecek. Genel Tarım Sigortası Fonu fotoğraflardan yararlanılarak arazilerdeki genel durumu tespit eder. Mutsuzuz ama mutsuz etmemek için uğraşıyoruz"

"AB temsilcileri ve AB Koordinasyon Merkezi ile işbirliği içindeyiz"

Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Şahali, AB ile bir reform gayreti içinde olduklarını da ifade ederek, Bakanlığın her türlü kapasitesini AB ile uyumlu hale getirmek için kullandığını söyledi. Şahali, AB temsilcileri ve AB Koordinasyon Merkezi ile çok sıkı bir işbirliği içinde hareket ettiklerini belirtti. Şahali, bakanlık olarak attılan her türlü adımın AB 'ye uyumlu adım olması için çaba sarfettiklerini kaydetti. Ülkenin AB hukuk birimi içinde yer almadığına dikkat çeken Şahali, AB'nin uyum sürecindeki ülkelere sağladığı yardımların çeşitlilik ve miktarına sahip olmadığımızı belirtti. Şahali, "Buna rağmen işin zorunu seçiyoruz. AB uyum sürecine uygun çözümler yaratma içindeyiz. AB uyum süreci bütünlüklü ve entegre bir süreçtir. Yapısal fon kaynaklarından yararlanma imkanı sunar. Biz sadece AB komisyonunun Kıbrıslı Türklere sağladığı yardımlardan yararlanabiliyoruz. Elde edeceğimiz sınırlı kaynakla en yüksek verimi elde etmeye çalışıyoruz. Umarız ki çözüm süreci olumlu devam eder ve Kıbrıslı Türkler ile Rumların yararına bir sonuçla tamamlanır. Bizim hazır halde bulunmamız toplumsal varoluş açısından önemlidir" diye konuştu.

"Tarımsal şebeke inşaatı henüz yok"

Şahali, Türkiye'den gelen suyun  içinde bulunulan kuraklıkla birlikte bir fırsat ifadesi olarak durduğunu kaydederek, suyun hayatımızda yer alabilmesi için yapılması gereken yığınla iş olduğunu belirtti. Şahali, tartışmalara sebep olan anlaşmaya göre, evlerde kullanılacak su için farklı bir proje ve inşaat faaliyeti, tarımsal alanlarda  kullanılması için de farklı bir proje ve inşaat faaliyeti gerektiğini kaydetti. Şahali, suyun belediyelerin deposuna ulaşması için hazırlıkların tamamlanma aşamasında olduğunu söyleyerek, 3 hafta ile bir ay arasında suyun belediyelerin deposuna geleceğini belirtti. Tarımsal alanlara suyun ulaşmasıyla ilgili yapılması gereken çok iş olduğunu dile getiren Şahali, tarımsal şebeke inşaatının henüz söz konusu olmadığını söyledi. Şahali, projelendirme ve sulanacak alanların tespiti ile ilgili çalışmaların devam ettiğine vurgu yaparak, başta Güzelyurt akiferi olmak üzere suyun öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Şahali, farklı çözümlerin de gündeme gelmesi gerektiğini anlatarak, yer altı su kaynaklarının disiplinli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Şahali,  Türkiye'den gelen suyun tarımsal alanlarda ulaşmayan bölgelere mevcut suyun planlı bir şekilde aktarılması gibi bir durumun söz konusu olacağını açıkladı.

tarimda-b-plani-olusturuluyor.jpg

"Tarım Master Planı hazırlıkları sürüyor"

Şahali, ülkede tarım politikası yoktur diyenlerin bir politika önerdiğine şahit olunmadığını, bunun havada olan bir söylem olduğunu belirtti. Ülkede bütünlüklü olarak bir tarım politikası eksikliği olduğunu ifade eden Şahali, eksikliğin giderilmesi için bu konuda herkesin samimi bir şekilde  öneri yapması gerektiğini kaydetti. Şahali, hükümet programında öngörülenler doğrultusunda hareket ettiklerini belirterek, tarım master planının hazırlanmasıyla ilgili sürecin devam etmekte olduğunu söyledi. Şahali, siyasetin her yanından görüşlere açık bir pozisyon içinde çalıştıklarını belirterek, sadece sektörde kalmayı sağlamak değil, sektörün istihdam yaratan bir yapıya ulaşması için çalıştıklarını kaydetti. Şahali, tarımsal istihdam kapasitesinin  artırılmasının önemli olduğunu vurguladı.  Şahali, "Umarım ki disiplinli çalışma anlayışımızın sonuçlarını en erken zamanda alırız"dedi.

"70 milyon geriye dönük borcumuz var"

Şahali, hiçbir bütçenin yeterli olmadığını, her zaman daha fazlasının istendiğini ifade ederek, tarım bütçesinin ihtiyaçları karşılayacak düzeyde olmadığını söyledi. Şahali, bütçe imkanlarının el vermesi durumunda çok daha fazlasının tarım kesimine ayrılacağını belirterek, önemli olanın doğru öngörülerle ve mevcut bütçeyle hareket etmek olduğunu kaydetti. Şahali, tarımsal destek bütçesinin bu yıl 145 milyon olduğuna vurgu yaparak, bakanlığın doğrudan gelir desteklerini ödeme konusunda ise 70 milyonluk bir geriye dönük borcu olduğunu belirtti.

Şahali şunları kaydetti: "Borcumuzu 2016 bütçemizden ödemek istemiyoruz. Kamu maliyeti içinde yaratacağımız bir bütçeyle ödeme gayreti içindeyiz. Yeni borçların oluşmaması hem de mevcut borçların verimliliği artıracak şekilde kullanılmasıuyla ilgili bir çabamız söz konusudur.Doğrudan Gelir Desteği, ülkenin ihtiyaç duyduğu gerek diğer üretici ülkeler ile hem ithalat hem de ihracat anlamında dezavantajlı olduğu bir destektir. Biz süt üretimine yüksek süratle ihtiyaç duyuyoruz. Bizim ülkemizde sütün maliyeti süt ürünlerinin hem ülkede hem de yurt dışında satın alınabilir bir bedelle üretilmesine engel oluşturuyor. Ülkemize girdileri temin etmek izolasyon altında oluşumuzdan dolayı daha zordur. Bu pahalılıktan dolayı bir dezavantaj oluşturuyor. Doğrudan gelir desteği bunun için vardır"

"Patates üretimi ve seracılığın desteklenmesi için teşviki artırdık"

Narenciyenin üretim açısından rekabet üstü olan bir üretim olduğunu söyleyen Şahali, dönüm başına 200 ve 250 liralık destek öngördüklerini, ancak enginar üretimi için bir desteğin olmadığını belirtti. Şahali, enginar üretiminin ülkenin ikliminden dolayı ihraç pazarlarında avantajlı durumda olduğunu, herhangi bir satış durumuyla ilgili olumsuzluk olmadığını  dile getirdi. Şahali, patatesin ise geçmişte ihracatında sorun olmadığını için kısmen desteklenen bir ürün olduğuna dikkat çekerek, üretim miktarının satışını artırmak adına geçtiğimiz yıla göre yüzde 333 oranında teşviki artırdığını kaydetti. Şahali,  sebze ve meyve ithalatının önüne geçmek adına ise seracılığın desteklenmesi için  geçtiğimiz yıla göre, yüzde 400, 500 ve bin olmak üzere artış getirildiğini belirtti.  

Tarımsal destek programıyla ilgili  açıklamalarda bulunan Bakan Şahali, bugüne kadar üretici birliklerinin, hiçbir konuda  uyuşmadıkları yönünde açıklamaları olduğunu belirterek, taslakla, açıklanan destek programı arasında fark olduğunu kaydetti. Şahali, birçok maddenin programdan çıkarıldığına dikkat çekerek, "uyuşulmayan kısımlar üzerinde konuştuk, hiçbir diyalog içinde olmadan karar alındığının öne sürülmesi doğru değildir" diye konuştu.

"AB, hellimin ne olduğunu bizden öğrendi"

Şahali, hellimin tescil süreci ile ilgili değerlendirmelerinde ise, tescil sürecinin henüz sonuçlanmadığını, hellimin sadece Türkiye'deki tescilinin gerçekleştiğini, hellim adıyla Türkiye'de hellim üretilmesinin mümkün olmadığını hatırlattı. Şahali, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar olarak hellimin Kıbrıs'ın bir yerel ürünü olarak  coğrafi tescilinin alınması gerektiğini kaydetti. "AB, hellimin ne olduğunu bizden öğrendi" diyen Şahali, yüzde 51 küçük baş süt oranının 10 yıl içinde oluşması gerektiğini belirterek, "bunu oldurmak zorundayız"dedi. Şahali, küçük baş süt miktarının  bugün yüzde 3 ile 5 arasında olduğunu ifade ederek, Güney'de bu oranın daha yüksek olduğunu söyledi. Şahali, "Süt imalatçıları ve Sanayi Odası ile sürekli bir temas içindeyiz. Özellikle çözüm sonrasında bütünün içinde yer almamız durumunda iç pazarda ve dış pazarda Kıbrıslı Türkler olarak hellim satamama gibi bir durumumuz olamaz" dedi.

"Halk sağlığını riske sokacak herhangi bir duruma izin vermeyiz"

Hayvan hastalıklarının her ülke için en önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Şahali, geçen yıl LSD hastalığının görüldüğünü, aşı uygulamasının ikinci dozunun uygulanmasının devam etmekte olduğunu söyledi. Şahali, "Müzdarip olduğumuz pek çok hayvan hastalığı vardır"dedi. Şahali,  hayvan hastalıklarıyla ilgili yapılan çalışmaların sonuçlanmamasının bu hastalıkların görülmeye devam etmesinin en önemli nedeni olduğunu dile getirerek, hayvan hastalıklarıyla mücadele konusunun bakanlığın en öncelikli görevlerinden biri olduğunu anlattı. Şahali, "hayvan hastalıklarıyla mücadelede de yeterli bütçeye sahip değiliz"diyerek, bu konuda AB ve Türkiye Cumhuriyeti'nden ciddi yardımlar olduğunu söyledi. Şahali, hastalıklı hayvanların tespiti ile ilgili çalışmalar yapılacağını, bu hayvanların sürülerden ayrılması sürecine geçileceğini  ya da kontrollü kesim yapılacağını anlattı.

Şahali şöyle dedi: "Hastalıklı hayvanlar çiftliklerden mutlaka arındırılacaktır. Bunu ancak, klinik bulgular ortaya çıktıktan sonra yapacağız. Halk sağlığını riske sokacak herhangi bir duruma izin vermeyeceğiz. Bugün için öyle bir durum yok. Türkiye'nin dünya hayvan sağlığı örgütüne 17 Aralık'ta yaptığı bildirimle bir şap salgını söz konusu oldu. Biz işlem görmemiş tüm ürünlerle birlikte yem ithalatını yasakladık. Şap hastalığının girişini önleme konusunda ciddi bir çabamız vardır. Şap hastalığı bizde görülmedi, görülmemesi de gerekiyor"

Şahali, hayvan hastalığının önüne geçilmesi için başlandığı noktadan bitene kadar devam edilmesi gerektiğini, bittikten sonra da koruyucu önlemlerin mutlaka alınması gerektiğine vurgu yaptı.

"Özel ve kamu arasında veteriner hizmetlerinde fiyat farkı olmayacak"

Şahali, bu aydan itibaren geçerli olan Veteriner Dairesi'nin klinik hizmetlerinin durmasıyla ilgili olarak da Daire'nin en önemli temel görevinin hayvan ve halk sağlığını koruyucu tedbirler almak olduğunu belirtti. Şahali, özel ve kamu arasında veteriner hizmetlerinde fiyat farkı olmadığını söyledi. Şahali, "Veteriner Dairesi'nin idari kapasitesini artırmaya yönelik alınan bir karardır. Bütçe eksikliğiyle ilgisi yoktur. AB ülkelerinde veteriner devlet servisleri  önleyici bir misyonla hareket ederler. Hayvan refahını artırmaya yönelik eğitici faliyetleri sürdürürler. Biz mevcut mesai içinde bu görevleri yapmakta az zaman buluyorduk. O nedenle böyle bir karar aldık. Karpaz Bölgesi'nde veteriner hekim sayımız sınırlıdır. Karpaz Bölgesi için bir istihna durum söz konusu olabilir. Talep yoğunluğuna bakacağız" şeklinde konuştu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.