1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Tatar: "Yayıncılık zarar görecek"
Tatar: "Yayıncılık zarar görecek"

Tatar: "Yayıncılık zarar görecek"

Kanal T Genel Müdürü Sibel Tatar Detay Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, Özel Televizyonculuk ile ilgili endişelerini dile getirdi ve KKTC kanallarının uydu yayınlarına son vermesi ile vatandaşların artık yayınlara ulaşmasının zorlaşacağını kaydetti.

A+A-

Oshan Sabırlı

Detay Gazetesi’nin hafta başında açtığı “Özel Televizyon Dosyası”nın 4. Gününde Kanal T Genel Müdürü Sibel Tatar Detay Genel Yayın Yönetmeni Oshan Sabırlı’ya son dönemde ülkenin özel televizyonlarında yaşanan endişeleri dile getirdi ve devletten beklentilerine vurgu yaptı.

KKTC televizyonlarının yurtdışındaki Kıbrıslı Türkler ile bağının uydu yayınları olduğuna dikkat çeken Tatar, televizyonların reklam ve sponsorluk dışında bir geliri olmadığını, devletin katkı paylarını kesmesinin kanalların uydudan yayın yapamaması anlamına geleceğini, zaten küçük olan reklam pastası ve durgun olana reklam piyasası da eklendiğinde kanalların yeni yapılacak düzenleme ile daha az seyredileceğini ve bunun yayıncılığa çok büyük darbe vuracağını kaydetti.

"UYDU YAYININDA BULUNMAMIZ ÇOK ÖNEMLİ"

Devletin özel televizyonlara her ay yaptığı katkıyı tanımlarken bu paranın televizyon kanallarımızın uydu platformunda hayatta kalabilmesi için yapılan bir destek olduğunu kaydetti. Tatar, “karasal yayın yaparken bu kadar maddi külfetimiz yoktu. Teknolojinin gelişmesiyle insanlar Turksat’dan bile vazgeçip Digiturk ve D Smart’ı tercih ediyorlar. Dolayısıyla Kıbrıs kanallarının görünür olması için uydu platformunda yer almamız çok önemli” yorumunu yaptı. Televizyonların yurt dışında olduğu gibi, yurt içinden de izlenebilmemiz için uyduda olması gerektiğini belirten Tatar, insanların artık karasal anten kullanmadıklarını, herkesin uydu aracılığıyla tüm kanalları tek antenden tek kumandadan izlediğini vurguladı. Hem ülke içinde, hem dünyada KKTC televizyon kanallarının izlenebilmemiz açısından uydunun büyük önem taşıdığını kaydeden Sibel Tatar şunları söyledi;

"KANALLARIMIZIN BÜYÜK BİR MİSYONU VAR"

“Biliyorsunuz ki Kıbrıslı Türk nüfusunun büyük bir çoğunluğu yurt dışında yaşıyor. 600Bin Kıbrıslı Türk yaşıyor yurt dışında. Bu da demektir ki Kıbrıs Türk kanallarının yurt dışında da sesini duyurması, o insanlarla bağını koparmaması ve hatta bağı güçlendirmesi için Kıbrıs Türk kanallarına büyük bir misyon yüklenmiştir. Bizim programlarımıza telefonla bağlanan, internet üzerinden mesaj gönderen, sms yollayan yani programlarımıza ilgi gösteren özellikle İngiltere’den birçok Kıbrıslı Türk’ün yanı sıra Türkiye’den de birçok Türkiyeli izleyicilerimiz vardır. Bu da bize uydudaki varlığımızın önemi gösteriyor. Yani TV kanallarımız yurtdışındaki Kıbrıslı Türklerin KKTC ile bir bağıdır”.

"İZLEYİCİ SAYISI DÜŞECEK"

Televizyonların tek gelirinin reklamlar olduğunu belirten Sibel Tatar, DVB-T sistemi ile izleyici sayısının ciddi bir düşüş gösterebileceğini ve bunun ülke yayıncılığına da önemli zararlar verebileceğini belirtti. Tatar “Kanallarımızın reklam ve sponsorluk dışında bir geliri yoktur. Ülkemizdeki tüm TV kanalları için bu geçerlidir. Ülkemizdeki reklam pastası yeteri kadar büyük değil, reklam piyasası da durgun. Bu yüzden gelir elde etme açısından sınırlı bir imkana sahibiz” yorumunda bulundu.

"HAKSIZ REKABETE UĞRUYORUZ"

Türkiye ve dünya ile kıyasladığı zaman reklam değerlerinin çok düşük olduğunu da belirten Tatar dünya ve Türkiye televizyonlarının reklam yayınlarından da örnekler verdi ve bu kanalların saniye başına verdiği fiyata KKTC televizyonlarının aylık reklam yayını yaptığının altını çizdi. Türkiye kanalları ile KKTC kanalları arasındaki haksız rekabete de değinen Tatar, Türkiye’den yayın yapan kanallarda, ülkemizde satılan tüm ürünlerin reklamlarının bulunduğunu, ülkedeki ithalatçı firmaların “nasıl olsa Türkiye kanallarında benim reklamım yer alıyor” diyerek reklam vermeye gerek duymadığını ve bunun televizyonları haksız rekabete uğratan etkenlerden olduğunu söyledi.

"BRT’DE 700-800 BİZDE 15 PERSONEL"

Sibel Tatar Devlet Televizyonu BRT’nin de haksız rekabete alet olduğunu dile getirdi ve çok daha küçük bütçeler ile özel televizyonların çok başarılı işlere imza attığını, ancak BRT’nin devletten çok büyük katkılar almasına karşın, reklam pazarında da özel televizyonların karşısına çıktığını açıkladı. Tatar “Tabi ki birde ülke içerisinde BRT ile aramızda haksız rekabet var. BRT’nin 700-800 personelle verdiği hizmete karşı bizler maksimum 15 personelle hizmet vermeye çalışıyoruz. Ama dürüst konuşmak gerekirse onların o kadar sayıdaki personelle verdiği hizmetle, bizim az sayıda personelimizle vermeye çalıştığımız özverili hizmet arasında gözle görülür bir kalite farkı yok. Bizim bu kadar az kadroyla yaptığımız iş büyük bir başarıdır. BRT reklam alanında da bizim önümüze taş koyuyor. Devletin bu kadar yardımda bulunduğu, bu kadar çalışanın maaşını ödediği ve hiçbir masraftan kaçınmadığı Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bizim ile reklam alanında adeta rekabet yapıyor. İşletmelere önerdiğimiz cüzi reklam ücretlerinin bile yarı fiyatını teklif ederek bizim önümüzü kesiyorlar. Çünkü bir gelir kaygıları yok. Devletin televizyonu bizi ekarte ederek televizyonculuğu tekelleştirmeye çalışıyor. Demokratik bir ortamda bunların yaşanması demokrasiye de vurulan bir hançerdir“.

"SERMAYENİN GÜDÜMÜ ALTINA GİRMEMELİYİZ"

Kanal T Genel Müdürü Tatar, dövizin önlenemez yükselişine karşı KKTC özel televizyonlarının gelirleri ve giderlerinin ortada olduğunu da söyledi ve Turksat’a uydu kirası olarak 15.900 Dolar olan aylik ücretin 15.500 Dolar’a düştüğünü, her ay 47.000 TL’ye denk gelen bu rakamı ödeyip şu anki şartlarda hiçbir sermayenin güdümü altına girmeden, hem personel giderlerini karşılayıp hem bina giderleri hem de teknik giderleri karşılayacak bir gelir elde edilmesinin imkansız olduğuna vurgu yaptı. Tatar “Varlığımızı sürdürebilmemiz, bu haksız rekabete karşı direnmemiz, demokratik bir şekilde yayınlarımızı sürdürebilmemiz ve yurt dışına sesimizi duyurabilmemiz için bizim devletin verdiği katkıya ihtiyacımız vardır. Verilen bu yardımda zaten hem geç veriliyordu hem de Turksat’a ödediğimiz rakamın tamamı değil 30.000 TL veriliyordu. Bu rakamın üzerine 17.000 TL’de biz ekleyip uydu kiramızı ödüyorduk. Bu haksız rekabetler ortadan kalkmadan devletin verdiği katkı payının kaldırılmasını doğru bulmuyorum. Yani bizim ayakta durabilmemiz için bu katkı payını almamız şart” ifadelerini kullandı.

"YABANCI SERMAYE MEDYA SEKTÖRÜNE EL ATTI"

Ülkemize dışarıdan gelen yatırımcıların medyaya el atmasına müsaade edilmemesi gerektiğinin de altını çizen Sibel Tatar, “Maddi olarak yüksek bir kazanç elde edemeyeceğiniz bu sektörde yurtdışından gelen bir yatırımcının yatırım yapma sebebini anlamak zor değil. Biz burada ağlarken ve yardım isterken, hiçbir yatırımcı ben Kıbrıs’ta medya sektörüne el atayım da para kazanayım düşüncesinde olamaz. Medya iyi bir ticari alan değildir. Eğer yurtdışından bir yatırımcı gelip medyaya el atıyorsa bunun sebebi hükümetler üzerinde baskı kurabilme, istediğini yaptırabilme, tehditle, baskıyla medyanın gücünü kullanarak taleplerinin yerine gelmesini sağlamak amacıyladır. Devlet yetkililerinin bunu bilmesine rağmen hala daha bu yatırımcılara karşı yumuşak davranması ve işlerini zorlaştırmaması onların ayıbıdır. Bu kadar senedir özveriyle ayakta durmaya çalışan yerli kurumlarını korumak yerine yabancı yatırımcıların önünü açıyorlar” yorumunu yaptı.

"YAYINCILIĞIMIZA SERMAYE DARBESİ"

Tatar, dev sermaye grupları tarafından yayıncılığa darbe vurulduğunu, üstelik yaratılan haksız rekabet ortamında, bu dev kuruluşların yarattığı olumsuz ortamın, ülkenin öz sermayesini de yıprattığını sözlerine ekledi. “Sırtını sermayeye dayayarak bir gazeteyi her gün verdiği tonbalığı, diş macunu, kahve ya da saç fırçası gibi promosyonlarla satmaya çalışanlar var. Aynı kişiler aylık televizyon reklamını fiyat kırıp hiç almamaktan daha iyidir diyerek 500 TL’ye alıyorlar. Bu kişiler piyasaya zarar veriyorlar. Tabi ki devletin yaptığı katkı payının kesilmesini dert etmezler. Müşteri o da televizyon siz de televizyon diyerek, bu kanalın izlenip izlenmediğini araştırmadan sırf fiyatı ucuz diye reklam veriyor. Fiyat kırmakta bir haksız rekabettir.

"DEVLET DESTEĞİ ŞART"

Sadece medya sektörü değil birçok özel sektörün ayakta kalması için devletin desteğine ihtiyaç vardır. Devletin yapması gereken de projeler üreterek bu sektörlerin kendi başına ayakta durmasını sağlamaktır. Yardımla bir yere kadar gidebilirsiniz. Yardım etmekten kurtulmak için bu sektörlerin ayakta durmasını sağlayacak projeler geliştirmelisiniz. Ülkemizde maalesef böyle projeler yok. Bundan dolayı da herkes eylem yapıyor yardımı alıyor günü kurtarıyorlar. Haksız rekabetin önüne geçmek için mesela BRT’nin reklam fiyatlarına el atsınlar. BRT reklam almasın demiyorum fakat reklam alacaksa da piyasanın üzerinde yüksek bir rakamla reklam alsın. Devlete sırtını dayamış, 700 kusur çalışanı olan, uydu kirası ödemeyen, HD stüdyo yapmış ve TRT’den milyonlarca yardım alan bir kurumun özel televizyonları baltalaması etik değildir. Türkiye’nin birçok büyük firması ülkemizde ürünlerini satarak iyi bir kazanç elde ediyor. Fakat iş bir kuruşluk reklam vermeye gelince buna yanaşmıyorlar. Devlet bunlara müdahale etse, bizde yardım istemekten kurtulsak ne kadar güzel olur. Devlete avuç açmak bizim çok mu hoşumuza gidiyor sanki”.

"TELEVİZYONCULAR BİRLİĞİ’NDE BİRLİK YOK"

Kanal T Genel Müdürü Sibel Tatar Detay Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, Televizyoncular Birliği’nde de işbirliği olmadığını dile getirdi ve bu birlik çatısı altında herkesin farklı çıkarlar peşinde olduğunu, bu nedenle tek ses çıkamadığını da sözlerine ekledi. Tatar “her kafadan bir ses çıkıyor ve herkes kendi işine geldiği gibi farklı bir tarafa çekiyor. Birlik olamayınca güçlüde olamıyoruz” ifadesini kullandı ve birlik olunmasının önemine dikkat çekti.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.