1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Tavla oynarken...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tavla oynarken...

A+A-

Çocukluğumuzda, okulun bahçesinde, Aşık Oyunu oynardık. " Şimdikiler bilmez"! Aşık Oyunu, koyunun aşık kemiği ile oynanır. Kemiğin dört yüzü vardır. Her yüze bir anlam yüklenir. Dikdörtgen prizma şeklindeki kemiğin bir yüzü, çukurdur. Ona, Tekne denir. Tekne'nin tam arka tarafı, tümseklidir. Bu yüzün adı da, Dayak'tır. Bunlar dikdörtgen prizmanın geniş yüzleridir. Yanlarda kalan dar yüzlerden, daha çukurca olanın adı, Hakim'dir. Öteki tarafın adı ise Deynek...

Aşık kemiği, yuvarlanır. Tekne, pastır... Hakim gelen, oyunun patronudur. Kararları, o verir. Deynek atan, oyunun infazcısıdır. Kendisine Dayak gelene, hakimin uygun gördüğü sayıda, deynek vurur.

Aşık kemiğinin zar gibi atılmasıyla oynanan bir oyundur bu... Konu ile ilgisi bakımından, "zar gibi" lafına dikkatinizi çekelim...

Kıbrıslı Türkler'in Tarihi'nin ikinci cildini yazmak için malzeme toplarken, Aşık Oyunu'nun Göktürkler'de de oynandığını saptamış ve bundan acaip biçimde, keyiflenmiştim. Böylece, hem oyunun bize nereden geldiğini meydana çıkarmış hem de benim de çocukluğumda oynadığım bir oyunun, en azından on dört yüzyıllık geçmişi olduğunu öğrenmekle, kültürü oluşturan öğelerden birinin, kültürün akışkanlığının bir örneğini tespit etmiş olmakla, mutlu olmuştum.

Göktürkler, MS 600'lerde yaşamışlardır.

O oyunun Göktürkler'e nereden gittiğini araştırmak, o dönemde hiç aklıma gelmediydi. Sonradan, başka başka kaynaklarda okuduğum, başka bilgiler de aklıma takıldıkça, " kazın ayağının" biraz değişik olduğunu görmeyeyim mi?

Eski Yunan'ın Artemis heykellerinde, Tanrıça'nın etekliği, bizim bugün tavla kutularının zeminindeki kullandığımız, desenle bezelidir. Bu desen, Artemis'e Hititler'in İyi Talih ve Şans Tanrısı Runda'dan geçmiş. Eski Efes'te, bu desen belirli bir zemine çizilir ve rahipler bunun üzerinde, erkek geyik aşık kemikleri yuvarlayarak, bir tür kutsal fal bakarmış.

Böylece bizim tavla oyunu ile aşık kemiğinin kökeni, gidip, MÖ 1500'lere takılıyor...

Aşık Kemiği'ne kutsiyet atfeden bu inanç, Eski Yunan'dan kervanlarla Mezopotamya'ya oradan da Orta Asya'ya geçmemiş mi?

Peki, bu inanç, Hititler'e nerden gelmiş?

Prof. Ekrem Akurgal'ın çalışmalarından, Hititler'in Anadolu'ya sonradan göçle gelen bir topluluk olduklarını, onlardan önce Küçük Asya'da Hattiler diye bir başka uygarlık bulunduğunu ve Hititlerin Anadolu'ya egemen olduktan sonra, kendilerinden daha uygar olan Hattiler ile özdeşleştiklerini öğreniriz. Hitit dininin de, büyük ölçüde Hatti dininin bir kopyası olduğu bilinmektedir. İyi Talih ve Şans Tanrısı'nın da Hititlere Hattiler'den geçmiş.

Maden Çağı'ndan bahsediyoruz... Yani MÖ 5000'ler...

Meğerse bizim oyunun tarihi bin dört yüz değil; yedi bin küsur yıllıkmış...

Seba -i dü atıp, karşı tarafı altı kapıya alırken, bunları da bilmekte, yarar var. O zaman, kültürün ne kadar sürekli, nasıl etkileşimli ve ortak bir veri olduğu ortaya çıkıyor. Hiçbir normal insan topluluğu, tarihi tek başına yaşamamıştır ki, sırf kendine özgü bir tek kültürün sahibi olsun!

Bakın, bir koyunun aşık kemiğinin, bizi getirdiği yere!

Bu konu da mı nerden çıktı? Bu sıcakta Şans Tanrısı’na sığınmaktan başka çare yok galiba…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.