1. HABERLER

  2. RUM BASINI

  3. TC kökenlilere 4 temel özgürlük
TC kökenlilere 4 temel özgürlük

TC kökenlilere 4 temel özgürlük

Rum basını, müzakereleri yakından izlemekte ve ilerlemeyle ilgili bilgi sahibi olan kaynaklara dayanarak “müzakerelerin perde gerisini araladı ve müzakerelerdeki durumun dışarıya gösterildiği gibi olmadığına” dair bilgiler yayımladı.

A+A-

Müzakere masasında görüşülenlerle ilgili karartma devam ederken Rum basını, müzakereleri yakından izlemekte ve ilerlemeyle ilgili bilgi sahibi olan kaynaklara dayanarak “müzakerelerin perde gerisini araladı ve müzakerelerdeki durumun dışarıya gösterildiği gibi olmadığına” dair bilgiler yayımladı.

Simerini “Garantileri İşitmek Dahi İstemiyorlar... Kapalı Müzakere Kapıları Arkasından Perde Gerisi... Mustafa Akıncı 10’uncu Protokol’ün Ana Kapısını Açmak İstiyor” başlıklı haberinde müzakerelerde, kamuoyuna verildiği kadar olumlu bir hava olmadığını belirtti.

“Yani bize Kıbrıs Türk tarafının çok daha anlayışlı olduğu, özellikle ‘yakan’ konuları müzakereye niyetli göründüğü söylenerek yaratılan bu ortam, masadaki ilerlemeyle örtüşmüyor” ifadesini kullanan gazete buna, garantiler meselesiyle ilgili perde gerisini karakteristik örnek olarak, şu şekilde verdi:

“GARANTİLERİ İŞİTMEK DAHİ İSTEMİYORLAR”

“Müzakereleri yakından izleyen kaynaklara göre bizim taraf ‘Garantiler ve Güvenlik’ konusunda kendi görüşünü sunmak ve bu şekilde, bir masaya konulmuşlar listesi oluşturmak istedi. Ancak Kıbrıs Türk tarafı, özellikle de Kıbrıslı Türk Müzakereci Özdil Nami, bizim görüşümüzü dahi sunmamızı kabul etmedi. Kıbrıs Türk tarafı bu yakıcı konuda ‘tütsü diyalog’dan kaçıyor ve bu aşamada müzakere edilmesine dönük her ihtimali reddediyor.

Gazetemiz, iki müzakerecinin görüşmesi sırasında, Hristofyas’ın Türk vatandaşlarının Kıbrıs hükümranlık bölgesinde 4 özgürlükten yararlanmasını –Türkiye AB’ye üye olsun veya olmasın Türk vatandaşlarının bazı şartlar altında Avrupa Vatandaşı olmalarını- ilke (in principle) olarak kabul edip Talat’a verdiği ‘hediye’ ile ilgili yoğun tartışma yaşandığını biliyor.

TC KÖKENLİLERE 4 TEMEL ÖZGÜRLÜK

Müzakerelerin çekirdeğine (heyet içinde) katılan kişilere göre bizim tarafın, Türklerle ilgili 4 özgürlüğü şimdiden kabul edeceği ancak aynı zamanda Türkiye’nin de gelecek olan nüfusun 4 Kıbrıslıya karşılık 1 Türk oranını korumayı kabul etmesi gerektiği ifadesinin yer aldığı belge oluşturma noktasına bile vardık. Bizim taraf bu yakınlaşmayı reddetti. Kıbrıs Türk tarafı bugün işgal bölgelerinde Kıbrıslı Türklerin nüfusunun 215 bin olduğunu savunuyor. Ancak Rum tarafı, bunun gerçek rakamlar olduğuna inanmıyor.

Akıncı’nın Brüksel’de yaptığı,  çözümün birincil hukuk olması gerektiği açıklaması Lefkoşa’ya kötü sürpriz oldu. Aslında Türk yaklaşımı; Kıbrıs sorununda varılacak anlaşmanın, müktesebattan uzlaşılacak bütün sapmalar ‘kilitlenerek’ birincil hukuk olmasıdır. Hükümet ise 10’uncu Protokol’ün Katılım Anlaşması’nın ana bileşeni olduğunu ve Kıbrıs’ın tamamının AB’nin parçası olduğu, müktesebatın işgal altındaki bölgelerde uygulanmasının ertelendiğini tayin ettiğini vurguluyor.

10’UNCU PROTOKOLÜN 4’ÜNCÜ MADDESİ “ANA KAPI”

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Katılım Sözleşmesi’nin 10’uncu Protokol’ün 1’inci maddesinde ‘müktesebatın uygulanması, Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin etkin denetim uygulamadığı bölgelerinde ertelenir. Bu ertelemenin kaldırılmasına Konsey, Komisyon’un önerisi tahtında oy birliğiyle karar verir’ vurgusu yapılıyor.

Ancak 10’uncu Protokol’ün 4’üncü maddesi, uluslararası hukuka ve Avrupa müktesebatının kopmaz parçası olan insan haklarına uymasa da her çözümün Avrupa müktesebatı halini almasına ana kapı oluşturuyor görünüyor. 4’üncü maddede ‘Bir hal çaresi bulunması halinde Konsey, Komisyon’un önerisiyle, Kıbrıs’ın AB’ye Katılımının Kıbrıs Türk toplumuyla ilgili şartlarının güncellenmesine oy birliğiyle karar verir’ deniyor.”

“EIDE AKINCI-ANASTASİADİS YÜZ YÜZE GÖRÜŞMELERİNE YATIRIM YAPIYOR”

Öte yandan Fileleftheros “Dönüşümlü Başkanlık Kırmızıçizgi... Türk Tarafı Israr Ediyor... Sadece ‘Teknik Meseleleri’ Tartışıyor” başlıklı haberinde BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in yüz yüze görüşmelerine büyük yatırım yaptığını yazdı.

Gazete buna gerekçe olarak, başka düzeydeki (müzakereciler/heyetler) görüşmelerde saptanan bazı zorlukların, daha çok siyasi olması ve detaylara girilmemesine rağmen- bu yüz yüze görüşmelerde aşılmasını gösterdi.

Edindiği bilgilere dayanarak yoğunlaştırılmış görüşmelerde birçok kısmi konuda ilerleme sağlandığını ve yeni yakınlaşmalar kaydedildiğini belirten gazete zor konularda sorun olduğunu ve bunların üzerine köprü kurulup kurulamayacağının görülmesi için daha çok görüşülmesi gerektiğini yazdı, özetle şunları ekledi:

DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK TÜRK TARAFININ KIRMIZI ÇİZGİSİ

“Gerek Akıncı’nın gerek Nami’nin açıklamalarından, ‘dikenli’ diye tabir edilen konularda Türk tarafının değişmez Türk tezlerinde hareket ettiği ortaya çıkıyor. Öğrendiğimize göre örneğin Yönetim konularında Kıbrıs Türk tarafı dönüşümlü başkanlığı kırmızıçizgi olarak ortaya koyuyor.  Bu düzenlemenin bir anlaşmada yer alması gerektiğinde ısrar ediyor ve sadece süreyi –Rum Başkan’ın görev süresi ne kadar olacak, Kıbrıslı Türk Başkan’ın görev süresi ne kadar olacak v.b.- görüştüğü imasında bulunuyor.

ANNAN PLANI TEMEL OLABİLİR, ANCAK ÜZERİNDE DEĞİŞİKLİKLER YAPILMALI

Toprak konusunda bu aşamada sadece kriterler görüşülüyor, harita sunulmadı, bölgeler de dile getirilmedi, sadece ‘hatların gerisi’ niyeti saptanabilir. Edinilen bilgilere göre ilk bakışta Türk tarafı, ‘olguların değişmesi nedeniyle’ Annan planı müzakerelere temel olabileceğini ancak üzerinde değişiklik yapılması gerektiğini düşünüyor. Değişiklikler derken de ‘inkişaf oldu ve yeni olgular şekillendi’ vurgusu yapılarak Türk tarafının çıkarına değişiklikler kastediliyor. 

Şimdilik bu tezler Türk yaklaşımının referans noktası olarak görülebilir ancak Annan planı haritası etrafında bir döngü/çember olduğu açıktır.

Yerleşikler konusunda Mustafa Akıncı’nın, bu konudaki geçmişteki tezlerini değiştirdiğini itiraf ettiği aleni açıklamaları da var. Dolayısıyla, sahte devlet ‘kimliği’ almış yerleşiklerin Kıbrıs sorunundaki bir anlaşmadan sonra da kalmaları talep edilecek. 

Bilgi sahibi kaynaklar, AB ve Ekonomi gibi bir dizi konuda, henüz derinlemesine görüşülmemiş olmasına rağmen tezler teyit edildi-ilerleme var.

“GYÖ’LERE DİKKAT EDİLMELİ”

Güven Yaratıcı Önlemler’in ileri götürülmesiyle ilgili görüşmeler de ilerliyor. Bu alanda, GYÖ’lerin uygulanması teknikten çok siyasi karardır, yürürlükteki mevzuat çerçevesi mantığında hareket eden yetkili birimlerin bazı uyarıları çok da ciddiye alınmıyor.

GYÖ’ler konusuna çok dikkat edilmesi gerektiği açıktır, bunların uygulanması müzakerelerin gidişatına uygun olmalıdır. Bilgi sahibi kaynakların izah ettiği üzere, (GYÖ) paket uygulanır ve Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunmazsa, geriye, oluşturucu devletçiklerin paralel işleyişi kalacak.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.