1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Tek seçim bölgesi iyidir ama...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tek seçim bölgesi iyidir ama...

A+A-

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, dünya iki kutuplu bir durum aldığı ve eski sömürge imparatorlukları İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi ülkeler, aslında savaştan Amerikan desteği ile çıktıkları için, sömürge sistemi çökmekte idi… Çünkü Amerikan zihniyetinin en derininde yatan içgüdü, kendileri de eski bir sömürge oldukları için, sömürgeciliğe karşıydı! Öteki kutup ise “emperyalizm”i parçalayacağı var sayımı ile zaten sömürge karşıtıydı. Bu durumda, savaştan sonra galiplerin kurduğu yeni dünya plâtformu BM de eskiden uluslara tanınmış olan “kaderini belirleme hakkı”nı, bu defa “halklar”a indirgiyor ve BM Genel Kurulu, sömürgecilikten yeni kurtulmuş yeni devletlerin temsilcileri ile doluyordu.

Ana amacı Yunanistan ile birleşip, tek devlet haline gelmek olan Başpiskopos Makarios, bu durumu değerlendirmekte hiç duraksamaz! Hemen Yunanistan’a Kıbrıs Sorunu’nu BM gündemine taşıması için, baskı yapmaya girişir. Tabii orada “ENOSİS” denmeyecek, “kendi kaderini belirleme hakkı”ndan bahsedilecektir. Bu hak sayesinde, sömürgecilikten yeni kurtulmuş olan BM’nin yeni Genel Kurul üyelerinin, buna sempati duyacakları, aşikârdır! Adada bir miktar da Türk yaşıyor ve onlar “mızıkçılık” mı ediyorlar? Bırakın yeni üye olan eski sömürgeleri, dünyada içinde bir “azınlık” yaşamayan ve bundan mutazarrır olmayan bir devlet var mı? Bir devletler örgütü, doğal olarak çoğunluğun istediğinin olmasını destekleyecektir! Öteki “halk” da “ayrılıkçı bir azınlık” olarak değerlendirilecektir! Yalnız asla ve de kat’a, onların da ayrı bir halk olduğu kabul edilmemeli, dillendirilmemeli ve söyletilmemelidir… Eğer Türkiye, Kıbrıslı Türkler adına çıkar da bunu söylerse, onun da daha dün denecek geçmişte emperyal bir güç olduğu, kulislerde kulaklara fısıldanır, mesele hallolurdu…

Bu strateji çok kısa bir zaman öncesine kadar, başarı ile uygulandı, teslim edelim… Bugün canımızı yakan 4 mart 1964 tarihli GK kararının altında, 1954’ten beri BM çevrelerinde oynanan bu oyunun, önemli payı vardır…

1954’ten başlayarak Makarios bu oyunun çatısını çakarken, bizde en önemli iç siyaset konusu neydi? Biliyor musunuz?

Müftü’yü tertiplemek…

Çanak başımıza kırıldıktan sonra bile uyanmadık… On yıl sonra, ortağı olduğumuz devletten tekme tokat kovulup, “asi” sayılmaktan da sanki gurur duyduk! “ Ferman padişahınsa, dağlar da bizim” di! Öyle zannediyorduk… Küçücük dünyamıza biz egemen olmuştuk! Ne mutluluk?

Kıbrıs Türk siyaseti ne hata yaptıysa, bunların hepsinde de kendi için bir merkez olamama, taşralı kalma, yerelliğin küçük bataklığında çok mutlu olmaktan yaptı… Kıbrıs Türk Halkı’nın kendisi de… Mangal yanıyorsa, mesele yoktur! Hele bir de “Kapalı” açabiliyorsan, “hayat bayram”dır… Zannetmektendir, ne geldiyse başımıza…

Bir yandan Avrupalı’yız, Dünyalı’yız diye attıkça mangalda kül bırakmazken, öte yandan bu taşralı küçük düşüncenin, yaşamımızın her alanına tevarüs etmesine izin verdiğimiz sürece, bu memleketin ölüm dışındaki hiçbir şeyi, gerçek olmayacaktır…

İlk savunanlardan biriyim… Memleketin bütününün bir tek seçim bölgesi olmasını! Şimdi aradan bunca zaman geçti, bakıyorum da pek çok insan da ayni şeyi söylüyor! Hem de her partiden! UBP’den, CTP’den, DP’den… Cumhurbaşkanlığı’ndan… Ama herkes, karnından konuşuyor çünkü “müftü” geliyor akıllarına…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.