1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Tekrar etmek zorunda kalındığı için tekrar ediliyor
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tekrar etmek zorunda kalındığı için tekrar ediliyor

A+A-

Rahmetlik Denktaş’a, “hep ayni şeyleri tekrarlıyor, ayni şeyleri anlatıyorsun, bıktık usandık” dediklerinde, “evet tekrarlayacağım, anlatmaya devam edeceğim” cevabını veriyordu…

Tabi ki Denktaş’ın anlatıp tekrarladıkları Kıbrıs siyasal sorunu ile siyasi geçmişindeki olaylardı. Rum’u anlatıyordu, İngiliz’i, BM’leri, Kıbrıs’a bulaşan, kepçe olan politikacıları…

Denktaş’ı anlıyorduk çünkü benzer “tekrarlarla anlatımların” kısır döngülerinden biz de kurtulamıyorduk..

MESELA SORALIM: 1974’lerden bu yanadır “bürokrasiden” sürekli yakınmıyor muyuz? - Hantal ve merkeziyetçi sistemini “yerel yönetimler” oluşumunda yetki ve sorumluluklarıyla paylaştırmaya karşın hâlâ “hantallıkla merkeziyetçilik” devam etmiyor mu? - Bürokrasinin politize olduğu için devletin kalkınma ve ilerlemesi için değil, mensubu olduğu siyasi parti çıkarları için çalıştığı yadsınamaz gerçek değil midir? - Bürokrasinin kapsamında gelişip oluşan sendikalar hak arayışını bahane ederek, iktidarları istediğince yönetip yönlendirmek efkârında memleketi grev ve eylemlerle kilitlemiyorlar mı? - Siyasallaşmanın getirdiği ahkâmlardaki bürokrasi Kıbrıs siyasi sorununu ideolojik yaklaşımlarına alet etmiyor mu? -Devlet dairelerinde rüşvet, yolsuzluk artık günlük vakıalar haline gelmediler mi? - Baştan savmacılık, hizmette kusurlar nedeniyle devlet sürekli “inkıtaa” uğramıyor mu? -Dahası üçlü kararnamelerle bürokrasinin beterince dingilini koparmadılar mı? Falan…

Şimdi gelin 38 yıldır devletin kader yolunu açacağına, ilerlemesini “androş politikası” ile tıkayan, kendi içinde çürümüş bu “bürokrasiyi” bıktırdık usandırdık yargısında tekrar edip anlatmayın, yazmayın!”

Mümkün mü? Hem de eğer devlet olacaksak bunu ancak Kamu Görevlilerinin çalışma ve katkıları ile başaracağımız gerçeğini bildiğimize karşın…

Nasıl ki Kıbrıs siyasi sorunu görüşmeci olması nedeniyle sadece Eroğlu’nun aidiyetinde değilse, halkın dirlik ve düzeni ile ilerlemesinden sorumlu olan “bürokrasi” de ne tek karar merciidir ne de devletin tekil iradesi ile tek otoritesidir!

YİNE TEKRAR EDİYORUZ: KKTC bürokrasisinin siyasi partiler hiyarerşisinde bağımsız ve bağlantısız bir yapısal statüye ihtiyacı vardır.

Kısaca “sendikalı olmak” hakkı hakların önde geleni de olsa, bunu siyasi partilere angaje olmak yanlışına düşülmeden kullanmayı yeğlemenin yanı sıra, özlük haklara yönelik mücadeleleri “İdeolojik yaklaşımlara” harcattırmamak da en azından “iç barışı” tesiste bir ilk adım olmalıdır. Sonrası “yeniden yapılanmalar” da artık kural ve kuram haline gelecek olan bu “bürokrasi” geleneği üzerinde gelişir diyelim ve ekleyelim:

Bugün memleket tumba gidiyorsa, bunda “bürokrasinin” büyük payı vardır! **********

“TECRÜBELİLERİN” AKLINA DA İHTİYAÇ VARDIR

Önce sormak gerekir: Afet Gürcafer, Ersan Saner, Sunat Atun neden Başbakanları olan İrsen Küçük’ün yanında değil de Ahmet Kaşif’in yanında yer aldılardı?

- Hepsi de Mağusa’lı oldukları için sempati ve empati nedeniyle bir araya gelip kenetlendikten sonra, güç birliği yapmak için mi?

- Ahmet Kaşif’in kesinlikle Parti Başkanlığını kazanacağı hesabını yapıp doğru ata oynadıklarını sandıkları için mi?

- Eroğlu’nun direktifleri doğrultusunda hareket etmeyi uygun gördükleri için mi?...

HER NE HAL İSE: “Politika yapmanın” her halde mektebi yoktur. Öyle olsaydı İmam Hatipli Erdoğan Başbakan oluşu da aşan müthiş bir “lider” olmazdı.

Politika arenasında at koşturmak kadro işidir. Yetenek işidir. Tecrübe işidir. Sunat Atun, Ersan Saner kadro hareketinin içinde değil, Eroğlu’nun kendine özgü “siyasi iradesi ve yönetim anlayışı” içinde yer buldulardı. Yetenekleri de tecrübeleri de “güçlü başbakan Eroğlu” ile kaim olacaktı.

Eroğlu gitti Küçük geldi. Bakanlar Kurulunu elinin altında buldu. Fakat “Eroğlu” olamadığı için “elinin altında bulduğu Bakanların başbakanı olamadı!” Yani kadro hareketi nanaydı!

Kendine ait bir kadro hareketini Kurultay bahanesine sığdırmak istedi, tutmadı! Eroğlu’na baş kaldıramayacak Kaşif, Küçük’e rest çekti başkanlığa aday oldu! Atun ve Saner gibi genç Bakanlar da yanında yerlerini aldılar…

Fakat ne Ankara faktörünü düşündüler ne de önemince yüklendikleri “ekonomik tedbirler paketi” içindeki işlev ve sorumluluklarını dikkate aldılar! Olup bitenleri bir partinin olağan Kurultayı olarak algıladılar… Kısaca kurtlar sofrasında büyüklerin dişleri arasında kaldılar! Tecrübesizlik! Ve tabi belli oldu: Politika arenasında “tecrübenin aklı” çalışmazsa politikacı taifesinin ayağı her zaman kayar! Hani ikide birde “devlet kademelerindeki kadroları gençleştirelim” falan diyoruz ya… Mutlaka yanlarına üç beş deneyimli duayen politikacıyı koymalılar ki hem kendilerine hem de devlete zarar verecek aksi büksü kararlar vermesinler!   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.