1. YAZARLAR

  2. Erçin Şahmaran

  3. "Telefonumun dinlenmekten anası ağladı"
Erçin Şahmaran

Erçin Şahmaran

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

"Telefonumun dinlenmekten anası ağladı"

A+A-

Türkiye de tartışılan bir olay Kıbrıs’ın kuzeyinde de gündeme geldi.

Birine ait bir telefonun dinlenmesi.

Yani özele, özel hayata müdahale.

Peki, emniyet güçlerinin veya devletin böyle bir girişime yetkisi var mı?

Açıkçası tam olarak bilmiyorum.

Kişisel düşüncemden hareketle doğruda bulmuyorum.

Ama oluyor.

Hem de dünyanın her yerinde.

Böyle bir olay ülkemizde de var mı?

Bu yönde bir iddiayı KTÖS Genel Sekreteri Sayın Şener Elcil ortaya attı.

Sözler aynen şöyle “Gerçekleri konuşuyoruz.

Ayaklarımız yere basar politika yapıyoruz.

Bakan da bundan rahatsız oluyor.

Hükümet de.

Telefonumun dinlenmekten anası ağladı.

Dinleniyoruz.

Türkiye de Generallerin, Generalleri dinlediği bir yerde.

Türkiye’nin kontrolündeki bir yerde telefonların dinlenmemesi mümkün mü?

Böyle bir ortamda nüfusu saymaya gerek var mı?”.

Sayın Elcil bu ciddi iddiayı Genç TV’de sevgili Gökhan Altıner’in programında seslendirdi.

En başta söylediğim gibi, böyle bir olayı doğru bulmamakla birlikte bu ülkede mümkün olabileceğini düşünüyorum. 

Bir kez daha altını çizmek ve vurgulamak isterim ki bu çok ciddi bir iddiadır.

Ve ileriki dönemlerde mutlaka bir sonuca vardırılmalıdır.

Sayın Elcil böylesi bir durum varsa, mutlaka ilgili mercilere gereken müracaatları yapmalı ve olayın gerçekle bağı gün ışığına çıkartılmalıdır.

Direk adres olmasa da bir “Zan altında” kalma durumu da ortadan kalkmalı.

Gün ve gün Türkiye yönetimine benzemeye çalışan bir yönetim anlayışımız var.

Mevcut yönetime karşıt duruş sergileyen herkes potansiyel suçlu.

Adı demokrasi.

Bir İlahiyat, maneviyat merakıdır gidiyor.

Sığınılan gerekçe “Halkın talebi”.

Yani kendim için bir şey istiyorsam namerdim.

Haspolat Meslek Lisesin de on sekiz kişi için mi ilahiyat bölümü kuruldu?

Her görüşe saygı duyan birisi olarak böyle bir icraata karşı değilim.

Ama yer yerinden oynamışken hangi halkın talebi.

Benim itiraz noktam bu gibi denge unsuru konuların siyasi amaçlar için kullanılmasıdır.

Bunlar hassas noktalar, bu toplumun sinir sistemi daha fazlasını kaldırmaz.

Yapılan anketlerde tablo ortada.

Ne hükümet ne muhalefet.

Siyaset sistemine olan güven tamamen erozyona uğramış.

Yani görünen köy çok yakında.

Mesajı alması gerekenlerse hala derin bir uykuda.

İnsanlar çareyi göç etmekte, kaçmakta arıyor.

Canına kıyan insanlarımız var.

Borç yüzünden, ekonomik çıkmaz dalga dalga yayılıyor.

Toplum olarak sosyal bir patlamaya doğru gidiyoruz.

Bu bir temenni değildir.

Yanlış anlaşılmasın.

Bu sadece bir gözlemdir.

Peki, ben ne isterdim, yani ne beklerdim?

Mesela biraz gerçekçi olunmasını.

KKTC devletinin mevcut ekonomik imkânları ortada iken, maliyenin kasası boş olarak lanse edilirken yapılan ve söz verilen istihdamlar, bir şekilde vazgeçilmeyen devlet harcamaları hani ekonomik sıkıntı vardı?

Sorusunu sorduruyor ister istemez.

İtalyan Bakanın ağladığı gibi acıklı bir tablo ile bir yetkilin karşımıza geçmesini istemiyorum ama hiç olmazsa siyasilerden de bazı fedakârlılar görmek istiyoruz.

İtalyanlardan örnek vermişken yine onlarla devam edeyim, büyük bir ekonomik kriz yaşıyorlar.

Yeni bir hükümet var.

Teknoktar hükümet.

Bir de yeni “Tasarruf” paketleri var.

Tıpkı Yunanistan da, güney Kıbrıs’ta olduğu gibi.

Tabi ki detaylara girmeye gerek yok ama bir noktayı seslendirmeden geçmek istemiyorum.

İtalyan Başbakan Mario Monti 17 bin Euro’luk maaşından vaz geçti.

Yani gerçekçi oldu, samimi oldu, inandırıcı oldu.

Bu hareketiyle sadece kendi ülkesinin geleceğini düşündüğünü gösterdi.

Bizde kendi ülkesinin geleceğini düşünenleri sadece lafta görürsünüz.

Amaç sadece gelecek seçimler ve bu süreçte Ankara hükümetine şirin görünmektir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.