1. YAZARLAR

  2. Atınç Keskin

  3. Temmuz 2012’de AB eş başkanı Güney Kıbrıs olursa..
Atınç Keskin

Atınç Keskin

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Temmuz 2012’de AB eş başkanı Güney Kıbrıs olursa..

A+A-

 

 

Güney komşumuz 2012 Temmuzunda üstleneceği AB eş başkanlığı için; “Kıbrıs Dönem Başkanlığı AB 2012” adlı internet sayfası diye bir sayfa yayınlamış. Sayfada: Yunanca, Türkçe, İngilizce ve Fransızca dillerinde tanıtım ve propagandalarını yapıyorlar. Sadece bununla yetinseler ne ala! Geçen yıl AB; GKRY’ne dönem başkanlığı süresince, burada kullanılacak fiziki yapıların yapımı ve düzenlemesi için, 24 milyon euroluk mali kaynak aktarmıştı. Sizin anlayacağınız AB eş başkanlığı ayağına, zulalarını da dolduruyorlar. Hal böyleyken Temmuz 2012 AB eş başkanlığının GKRY’ne geçmesi durumunda, Türkiye ve KKTC nasıl etkilenebilir diye bir düşündüm ve bunu sizinle paylaşmak istedim.

 

 

Türkiye, GKRY’ni resmen tanımasa da, AB eş başkanlığı sıfatından dolayı bir araya gelebilirler. Türkiye Güneyi AB adına muhatap almak zorunda kalabilir. AB-Türkiye görüşmelerinde yeni başlıkların açılabilmesi ihtimalini göz önünde bulundurursak, Türkiye istemese de Güneyle ayni masaya oturabilir. AB ve Türkiye arasındaki görüşmelerde gelinen son noktaya bakılırsa; Türkiye birçok başlıkta ilerleme kaydedememiştir. Ancak AB’ye üyelik, Türkiye de kabul edile gelmiş bir devlet politikasıdır, bundan da bir anda vazgeçilemez. Güney’in AB eş başkanlığı süresince, Türkiye’ye karşı “Yeni bir kriz yaratmasına”,  AB üyesi Almanya ve Fransa gibi büyük aktörler müsaade edemez. Çünkü bu devletlerin, Türkiye ile her alanda çıkar ilişkileri vardır. Şimdilik Türkiye’yi üye devlet olarak kabul etmeseler bile, AB’nin Güney Doğusu ve Ortadoğu da stratejik bir denge olarak gördüklerini iddia edebilirim. Bir başka önemli konuysa; AB-Türkiye arasındaki toplam 80 milyar euro’luk ikili ticari ilişkilerdir. 700 bin nüfusluk Güney Kıbrıs’ın küçük ihtiraslarının, bunu engellemesi pek akılcı gelmiyor bana.

 

AB eş başkanlığı münasebetiyle; GKRY kendi propogandasını yapma fırsatını bulmuşken, makamın sağladığı her türlü imkânı, Kıbrıslı Türklere karşı bir koz olarak mutlaka kullanacaktır. Bu durumda AB- KKTC ilişkilerinin daha da güçlendirilmesi doğal gerekliliktir. Güney’in Kıbrıs sorununu çözmekten çok, çözmemek konusunda sürekli zamana oynadığını biliyoruz. Temmuz 2012 ye kadar, Kıbrıs sorununda nihai bir çözüme gidebilme ihtimali yok denecek kadar azdır.  Keza, Temmuz 2012’de AB eş başkanlığını aldıktan sonra da, Kıbrıs Sorunu’nu çözmeye yönelik çaba sarf etmeyeceklerdir. Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC’ye yönelik yeni politik hamleler deneseler bile, pek başarılı olamayacaklardır. “Sinek ufaktır, mide bulandırır.” Ne olur? Ne olmaz? Biz yine tedbiri elden bırakmayalım derim.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.