1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Tepedeki krizin düşün dürdükleri...
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tepedeki krizin düşün dürdükleri...

A+A-

Yayınlarıyla kamuoyumuzun oluşturulmasında öncü rol oynayan KIBRIS Medya Grubu, gündemin önündeki örtüyü kaldırarak gizliden gizliye yaşanmakta olan tepedeki krizi gözler önüne serdi. Genel Yayın Yönetmenimiz Reşat Akar’ın Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile yaptığı söyleşi bu sancılı ülkedeki gidişattan Cumhurbaşkanının da memnun olmadığını net biçimde ortaya koydu. Cumhurbaşkanı’nın KIBRIS televizyon kanalı ekranındaki ağır eleştirilerine Başbakan İrsen Küçük yanıt vermekte gecikmedi. Küçük, hükümetini bu eleştiriler karşısında savunurken, Eroğlu’nun 14 aylık başbakanlık dönemine de göndermelerde bulunma ihtiyacını duydu.
  
Lütfen havanda su dövmeyelim.
  
Cumhurbaşkanlığı ile Hükümet arasındaki gerginlik bir süreden beri kendini çeşitli şekillerde duyumsatıyordu ama, Genel Yayın Yönetmenimiz Reşat Akar’ın Eroğlu ile yaptığı söyleşi bu gerginliğin ayrıntılarıyla birlikte kamuoyunun bilgisine gelmesini sağladı. Gidişattan duyduğu rahatsızlık, Cumhurbaşkanı’nı erken seçim seçeneğini ciddiyetle anımsatacak duruma getirmiş meğer!..
  
Hükümet icraatlarıyla ilgili uyarıları zamanında yapmak Cumhurbaşkanı’nın anayasal görevidir. Dahası, Cumhurbaşkanı’nın gerektiğinde bakanlar kurulu toplantılarına girerek bu anayasal denetim görevini yerine getirme yetkisi de var.”Cumhur” halk demektir ve Cumhurbaşkanı da tüm halkın temsilcisidir.
  
Eski cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, kendini sadece müzakerelere kilitleyerek CTP hükümeti üzerindeki denetimini yerine getirmediği için o hükümetin mensupları hata üstüne hata yapmışlar ve neticede kendilerinin istemek zorunda kaldıkları erken seçimle iktidara veda etmişlerdi. Talat şimdi CTP hükümetinin icraatlarında yanlışlıklar olduğunu söylemektedir ama, artık neye yarar? O bağlamda, iş işten geçmiştir. Artık ne kendisi cumhurbaşkanıdır, ne de CTP iktidardır. Bugünün CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu da geçmiş hatalardan ders alma erdemini seslendiriyor şimdi.
  
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun uyarılarının zamanlamasında isabet vardır. Çünkü ülke çok ciddi sorunların sarmalında bunalmaktadır ve hükümet bunun sorumluluğundan kendini soyutlayamaz.
  
Son günlerin önemli konusu haline gelen istihdamlarda bile toplumsal vicdanı yaralayan bir partizanlık izlenmektedir. İstihdamlar “o senin adamın, bu benim adamım” mantığının popülist ilkelliği içinde yapılmaktadır. Bunun yığınla örneği vardır. Bunlar öyle örnekler ki, bırakınız toplumun genelini, UBP camiasını bile tedirgin etmektedir.
  
Halktan özveri bekleyen hükümetin kendisi özveri konusunda örnek olamıyor. Hükümet mensupları ellerini taşın altına koymadan halktan özveri istenirse sosyal patlamalar tetiklenmiş olur. Halk kemerlerini sıkma zorunluluğuyla karşı karşıya bırakılırken, hükümet kendi kemerini bollaştırmakta berdevamdır. Oysa ülkesel ve küresel ekonomik krizin gereği bu değildir. Burnumuzun dibindeki gelişmelerden bile ders çıkaramıyoruz.

Kısa adı “Fitch” olan Uluslararası Kredi Değerlendirme Kurumu Güney Kıbrıs ekonomisinin ve bankalarının kredi notunu düşürünce Rum Yönetimi çok ciddi tasarruf önlemlerine başvurdu.
  
Rum Maliye bakanlığının aldığı tasarruf önlemlerinden biri de, siyasilerin seyahatlerine kısıtlama getirmek… Artık Güney Kıbrıs’ta siyasilerin seyahat masrafları, yalnızca Avrupa Birliği’ni ilgilendiren önemli dış gezilerde karşılanabiliyor…
  
Bizim seyahate çok meraklı siyasilerimizin kulaklarını hiç çınlatmadı bu haberler...
  
Bazen öyle çarpıcı durumlarla karşılaşmaktayız ki, bakanlar kurulumuzun yarısı aynı anda dış gezide… Başbakan dahil dört tane bakanın dış gezi hatırası aynı fotoğraf karesine yansıyabiliyor ve bu manzara o sayın yöneticilerimizden başka herkese parmak ısırtıyor.
  
Dahası dış gezilerini yaparken o kareye girememiş siyasilerimiz de vardı. O anda İstanbul ya da Türkiye dışında oldukları için!..     
  
İzolasyonların yöneticilerimizin işine yarayan bir yanı varsa, o da KKTC’nin uluslararası kredi ve finans kurumlarının denetimi dışında kalmasıdır.
  
Yoksa batının “Fitch”, Dünya Bankası ve IMF gibi kurumlarının kredi ve finanslarından yararlanabilseydik, bakalım üzerimizde ne denetimler olacak ve o denetimler sonucunda ne kadar düşük puanlar alacaktık!.. “Dünyalı” olabilmek palavra değildir…
  
Hiç değilse kendi demokrasimizin denetim organlarına önem verelim. Ki o organların en önemlilerinden biri de halkın ve devletin başındaki Cumhurbaşkanlığı’dır…
  
Bizi yönetenler, akılcı icraatları, adalet ve tasarruf önlemlerini önce kendilerinden başlayarak hiç eksiksiz ve halka da örnek olacak şekilde almalıdırlar.  

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.