1. YAZARLAR

  2. Fatih Akın

  3. Tepkiler Erdoğan’a mı yoksa Çözümsüzlüğe mi?
Fatih Akın

Fatih Akın

Empatik Bakış
Yazarın Tüm Yazıları >

Tepkiler Erdoğan’a mı yoksa Çözümsüzlüğe mi?

A+A-

Kıbrıs Türkü meydanlara indi inmesine ama tepkiler kime veya neye karşıydı?
Yaşananlar sadece demokratik bir tepkiden mi ibaretti?
Mitingi kim nasıl anladı kim nasıl yorumladı?
İşte bu sorular, sorulması gereken sorulardır.

Çünkü yüz binlerin katıldığı bu mitingi AB’de yakından takip etti Rum tarafı da.
İşte burda sorulması gereken çok önemli bir soru var ki o da, “Tarihi kalabalığın tepkisi Erdoğan’a mı yoksa çözümsüzlüğe miydi?”

Kimi Erdoğan’a tepkisini göstermek için pankart açtı, kimileri de Ada’daki çözümsüzlüğe karşı tepkisini ortaya koymak için meydanlardaydı.

“Besleme” olarak anılmak istenmeyen de ordaydı, tanınmayan bir ülkenin vatandaşı olarak içinin yanmışlığını göstermek isteyenlerde kendilerince bu tarihi fırsatı kaçırmadı.

Bundan dolayı kalabalık arttıkça arttı.
Peki bu kalabalığı kim nasıl algıladı?

Herkes kendince bir pay çıkardı. Altın tepsiyle önüne konulan nimeti geri çevirmek istemeyen Avrupa Parlementosu Türkiye’yi Ada’daki askerlerini geri çekmesi konusunda uyardı.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Grigoris Delavekuras da, KKTC'deki gösterileri, "devasa baskının göstergesi" olarak yorumlayarak kendilerine göre işgalci Türkiye’yi çözüm konusunda daha fazla yardımcı olmaya çağırdı.

AB ve Rum tarafı “ne referandumdan KKTC’nin barış için sandıktan çıkardığı EVET’i hatırladı, ne de çözümsüzlük konusunda olayı çıkmaza sokan tarafın kendileri olduğunu kabul etti”.

Meydanlara inen halkın tepkisi Erdoğan’aysa halk bunu başarıyla gerçekleştirdi, fakat tepki Erdoğan’dan çok Ada’da yaşanan çözümsüzlüğe karşıysa Kıbrıs Türkü bu mitingle sınıfta kaldı.

Çünkü bu olayın gerçek muhatabı Erdoğan değil bil fiil AB ve Rum tarafıydı.

Erdoğan Destek mi Yoksa Engel mi?


Ada’da çözümsüzlük önündeki engelin Erdoğan hükümeti olduğunu söylemek tarihi inkar etmektir.
Benim de çok büyük tepkiler verdiğim, gerek Kıbrıs’taki çalışmalarımda gerekse Türkiye’de katıldığım tüm platformlarda Başbakan Erdoğan’a çok sert eleştirilerde bulunduğum, 2003-2004 Genel Seçim ve Referandum sürecini anımsayarak bunları söylüyorum.

Hem, “Rumla anında çözüm” isteğiyle iktidara yürüyen CTP Birleşik Güçlere en büyük desteği veren, hem de referandum sürecinden “Evet” çıkması için çabalayan Başbakan Erdoğan olmuştur. Bu inkar edilemez tarihi bir gerçektir.
Başbakan Erdoğan bu siyasetinden ötürü gerek Kıbrıs’ta gerekse Türkiye kamuoyunda vatan hainliği ile de suçlanabilmiştir.

Bütün bu yaşananları yok sayarak çözümsüzlüğün nedenini Erdoğan’da arayanlar, mitingin AB ve Rum tarafından farklı amaçlarla yorumlanmasına ve kullanılmasına neden olmuşlardır.
Kıbrıs Türkü kendi eliyle kendi paradokslarını yaratmaktadır.
Düşünmeden ortaya konulan tepkiler, müzakere masasında KKTC’nin haklarını koruyabilmenin önündeki enbüyük engellere dönüşmektedir.

Unutulmamalıdır ki Ada’da çözüm ne CTP Birleşik Güçlerin iktidarda olduğu hükümetle sağlanabilmiştir ne de İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat zamanında.

Çünkü çözümsüzlüğün önündeki engel, ne KKTC’dedir ne de Türkiye Cumhuriyeti Devleti.

Barajın Kapaklarını Açanlar Var

Yaşananlarla suyla dolu bir barajın kapakları ansızın açılıyor sanki.
Bir anda gelen bir sel misali önüne ne gelirse sürükleyip götürüyor.
Fakat dikkat edilmesi gereken şey, birileri bu selden haberdar.
Hatta ve hatta suyun akacağı yatağın inşa sürecini de çoktan tamamlamışlar bile.
İşte bu mitinglerdeki tehlike de burada.

Dikkat etmek gerekiyor çünkü, durumu provoke etmek isteyenlerin de avuçlarını ovuşturarak beklediği fırsatlar işte bu kitlesel gösteriler. Kıbrıs Türkü’nün mağduriyet psikolojisini kullanmak isteyen kimliği açık güçlerin, gizli ellerle yönlendirmek için bekledikleri fırsatlar bu fırsatlardır.
Meydanda kim var, kim neyi protesto ediyor işte bunları görerek meydanlara inmek, aniden gelecek bu sel baskınlarına karşı direnebilmenin gerçek ve tek yoludur sanırım.

Türkiye Rahatsız Etmeye Devam Ediyor


Türkiye Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun proaktif siyaset anlayışı gerek Ortadoğu’da fazlasıyla yankı bulmakta gerekse de AB’ye ve ABD’ye fazlasıyla rahatsızlık vermektedir.
Bu politikanın bir gereği olarak da Ortadoğudaki en yakın müttefiki İsrail’e dur diyen Başbakan Erdoğan, aynı zamanda AB’nin çözüm önündeki çözümsüzlük politikasını fazlasıyla sert dille eleştirmektedir.

Referandumda sandıktan çıkan EVET sonucunu AB’ye her platformda ifade eden Erdoğan, yeni dünya düzenini belirleyen devletler arasında Türkiye’nin de olacağının altını çizerek Avrupa’ya restini çekmektedir.

Bu politikaların getirisinin veya götürüsünün tarihin silinmeyen o defterine kayıt düşüleceği tabii ki en büyük gerçektir.
İşte bundan dolayı kalkan her bir bayrağı, açılan her bir pankartı tarihe doğru işlemek gerekiyor.
Bütün bu durum değerlendirmelerimizden sonra yeniden soralım, cevap aramak için yeniden düşünelim “ Tarihi kalabalığın yer aldığı bu mitingteki tepkiler Erdoğan’a mıydı yoksa çözümsüzlüğe miydi?”
Daha da önemlisi Türkiye’siz bir çözüm olmayacağına göre, hatta ve hatta Türkiye’nin çözüm için bir çok konuda belki de gereğinden de fazla ödün verdiğini göz önüne alırsak, bu miting kime veya neye hizmet ediyor?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum