1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Tilkiden yola çıkarak
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Tilkiden yola çıkarak

A+A-

Övünürüz ya, aklımız var evrenin en akılısıyız diye…
Aslında sıfırdan hiçbir buluşumuz yoktur…
Uçak mesela yapacak mıydık kuşları görmesek?
Veya tırtılı görmesek yeri kazmayı balığı bilmesek denize dalmayı…
Hayvanlardır esas yol göstericiler…
Ve tilkiler…
Soru sordu bir köylü, ”Ağzında odun, yavaşça geri geri ağzında odun bir tilki göle girdi…
Burnu ve odun dışarıda kalacak şekilde suya gömüldü.
Beş bilemedin 10 dakika o durumda hareketsiz durdu…
Ve pat diye odunu uzağa fırlatarak kıyıya doğru yüzdü…
Nedir bu?
Meğer tilki pirelerden kurtulma yoluydu bu.
Diğer tilki…
Karpaz’da…
Arkadaşım gördü…
Kumsalda etrafta tıs yok…
Denize yakın bir yerde bir tilki öylece hareketsiz durup sabit bir noktaya bakıyor…
Merak edip uzaktan gözlemeye başlamış.
On, bilemedin on beş dakika geçti geçmedi hareketsiz duran tilki birden kuma doğru hamle yaptı…
Ağzında bir şey sallanıyor…
Meğer…
O dönemde yengeçler kumsala yuva yapıyorlar…
Ve o yuvalardan denize doğru hareket ettiklerinde tilki onları mideye indiriyor…
Birinci tilkiden çıkartılacak ders… Tilkiler de insanlar gibi pirelenirler.
Onların pire ilaçları yok.
DDT kullanamazlar…
Çevrelerini kirletmezler bu yüzden…
Haliyle çevreciler...
Ha, bir de akıllıdırlar….
İkinci tilkiden çıkartılacak ders…
Tilkiler de insanlar gibi gavro yerler, hem de tertemiz sahillerden topladıkları gavroları…
Avlanmayı bilirler…
Unutmadan bir de şunu yapıyorlar…
Filizlenen gavrocukları da esas yaşayacakları yere yani denize ulaşmadan avlayıp yollarından alıkoyarlar…
Bencildirler yani ve hırslı…
Bir de palazcıklar var…
Bunu insanlar hallederler…
Bilhassa Kıbrıslılar, yani bizler evlerimizde güvercin besleriz…
Yumurtlamaları için onlara yuva yaparız…
Yavrularının çıkıp büyümelerine kadar izin veririz ama uçmadan az önce tutup onları magarına bullide bulli yerine kullanırız.
Ne de güzel oluyor…
Tilki hikâyelerini konuştuğum arkadaşım bu hikâyeler üzerine anlattı…
Bir üretim işine girmiş birileri ile…
Firmaları KKTC denen yerde…
Amaçları tek kapı olan Türkiye’den yani Mersin’den dış ülkelere ihracat…
Bütün mesele firmalarının ayakta durabilmesi.
Son birkaç aydır işleri tam oturdu oturacak gibi oldu ki sıra Türkiye piyasasına girmeye kaldı…
O da ne?
Mersin gümrüğü duvar…
“O kadar çok engel var ki Dolgun’um” dedi geçen karşılaştığımızda…
“İnsan firmayı KKTC’den kapatıp Türkiye’de açmayı bile düşünür” diye devam etti.   
Bir de, “Mersindeki memurlar kendi kafaları ile yapmazlar ya” dedi, “bu zorluğu…
İlle ki merkezlerinden emir gelmiştir KKTC’liler hep besleme kalsınlar ki itaat etsinler”…
İki tilki, bir palaz, bir de insan anlattım…
Ne mi anlattım?
Düşünün…
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.