1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. TMT’ci Sanver’den ikinci anı kitabı…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

TMT’ci Sanver’den ikinci anı kitabı…

A+A-

Yazınımızın yeni kazandığı birikimli yazar Ahmet Sanver, dört ayın içinde ikinci kitabıyla okuyucusuna ulaştı. Geçen ağustosta basılan “TMT ve ÖHD Anılarım” adlı ilk kitabı kısa sürede ikinci baskı yapmış ve en çok satılan 5 kitap arasına girmeyi başarmıştı. Sanver, şimdi anılarının ikinci cildinde sadece TMT’deki mücadele günlerini değil, 1963–1968 döneminin Kıbrıslı yaşam biçimini, başkent Lefkoşa’nın eski hallerini ve o günlerden çeşitli insan manzaralarını ve dayanışmasını da önümüze getirerek kapsamlı bir dönem kitabını belleğimize kazandırdı. “AKRİTAS’a Karşı TMT” adını verdiği ikinci kitabına bu kez önsözü İsmail Bozkurt yazdı. Sanver’in şahsında Kıbrıs Türk halkının bir yazar daha kazandığının altını çizen ve ona “aramıza hoş geldin” diye seslenen deneyimli yazar Bozkurt, son dönemlerde TMT’yi haksızca, hatta maksatlı olarak eleştirip kötüleyenlerin varlığına işaret ederek şunları yazdı:
   “Her örgüt için söz konusu olan ‘insan’ unsurunun TMT için de geçerli olduğu göz önünde bulundurulursa, yapılan hataların örgütün kurumsal yapısından çok, insan unsurlarından kaynaklandığı anlaşılabilir. İnsan için ‘çiğ süt emdi’ demiş atalarımız. Gerçeğin ta kendini anlatıyor bu söz! Çiğ süt emen insan, yapısında insancıllık kadar şer de barındırır. İyi ile kötü birlikte yaşar insan yapısında!”
   TMT’ye mal edilmek istenen kimi olumsuzluklara bu net vurgulamasıyla önsözde açıklık getiren ve kendisi de ünlü bir TMT’ci olan İsmail Bozkurt gibi ben de, toplumsal belleğimizi cömertçe ve içtenlikle besleyen bu yeni çalışmasından dolayı Ahmet Sanver dostumu gönülden kutlarım. TMT çatısı altındaki çiğ süt emenlere de anılarını naklederken göndermelerde bulunmaktan çekinmeyen Sanver, yurtseverlik, toplum severlik ve ulusal ilkelere bağlılık yolunda genç yaşta canlarını feda edenleri, ya da gençliğinin en güzel yıllarını ve tüm varlığını göz kırpmadan bu idealler uğruna harcayanları, belleğimize unutulmayacak biçimde nakşetmiş olmaktadır.
   Hiç kuşkusuz bu yaptığı, yıllar boyunca TMT çatısı altında verilen özverili hizmetinin ikinci aşaması, hatta borcudur. Mücadele kahramanlarının ve yaşananların unutulmamasını sağlamak da TMT’cilerin kutsal bildikleri tarihi hizmetin gereğidir. Çünkü tarihin akışını değiştiren figürler ve yaşananlar unutulursa, geçmişin acılarının tarihin tekerrürü misali yeniden gündeme geleceğine en fazla inananlar TMT’cilerdir.
    *       *       *
   Kaldı ki, Kıbrıs tarihinin önemli bir dönemine damgasını vuran TMT’nin tüm yönleriyle yeni nesillere en gerçekçi biçimde anlatılması ve tanıtılması gerekir. Ahmet Sanver’in anılarından da görüleceği gibi, TMT hücre sistemiyle çalışan bir yer altı örgütü olarak devreye girmişti. Her hücrede olup biteni, ancak her hücrenin bireyleri bilir. Bütünlüklü bir TMT tarihinin ve tanımının ortaya çıkabilmesi için her TMT’cinin anılarını yazılı olarak bırakması beklentimizdir. Ne yazık ki onların büyük çoğunluğu suskunluklarını koruyarak aramızdan ayrılmaktadır. O nedenle TMT’nin hâlâ daha karanlıkta kalan nice bilinmeyeni, ya da yanlış bilineni var.
   Ahmet Sanver, anılarını yazarken yanlış bilinenlere ışık tutmaktan da çekinmedi. Örneğin Londra ve Zürih Antlaşmaları uyarınca adada bulunan Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nın Aralık 1963’te Türklere başlatılan Rum saldırılarına hiçbir müdahalede bulunmadığını kitabında ilk açıklayan Sanver oldu. Oysa o günlerde halkımız, bu Alayı koruyucusu olarak görmekteydi. Gelin görün ki, Adnan Menderes hükümetinin ihtilalle devrilmesinden sonra, o zamanki Ankara hükümetinin izlediği Kıbrıs siyaseti, ortaklık cumhuriyetinin yaşatılması adına TMT’yi dışlamıştı. İhtilal Hükümetinin Lefkoşa’ya atadığı Kıbrıs kökenli büyükelçi Emin Dırvana da, bu siyasete uygun davranmakta ve sürekli olarak Rum saldırı hazırlıklarını hatırlatan Türk liderliğiyle çatışmaktaydı. Sanver anılarında bu bağlamın Alay boyutunu şöyle yazdı:
   “O günlerdeki düşüncemiz Türk ordusunun yardımımıza geleceği ve Kıbrıs savunmasını bizlerden devralacağı şeklindeydi. Aradan 36 saat geçmesine rağmen hiçbir müdahale olmamıştı. Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Lefkoşa yakınlarındaki kışlasına kapanmış, dışarıya bile çıkmamıştı. Alay komutanı TMT mücahitlerine yardım etme hakkını bir türlü kullanamadı. Lefkoşa’ya yerleşen kendi subaylarının ailelerini bile koruyamadı. Oysa Yunan Alayı, Kıbrıs Türklerinin yok edilmesi planında Rumların yanında olmak için ilk günden hareketlenmişti.”  
    *      *       *
   Ankara Zir kampında eğitim gören bir TMT’ci olarak Aralık 1963–Aralık 1968 arasındaki müthiş Kıbrıs döneminde yaşadıklarını akıcı ve anlaşılır bir dille anlatan Sanver, o günlere dair fotoğraflara ve TMT belgelerine de kitabında geniş yer verdi. TMT’nin yürüttüğü var oluş savaşına toplumun tüm katmanlarının gönüllü olarak katıldığının altını çizen Sanver, bu bağlamdaki ilginç yaşanmışlıklarını da kitabına taşıdı. Örneğin Arabahmet bölgesinde büyük sıkıntılar içinde görev yapan mücahitlere bir zengin konağının kapılarının nasıl açıldığını anlatıyor kitabının bir yerinde... Bu konak, Beliğ Paşa’nın torunlarından Arif Beliğ’in eviydi. Arif Beliğ eşi Yegâne hanımla birlikte her gün evinin salonunda 30–40 mücahide, kilerindeki erzakı tüketmek pahasına ziyafet veriyordu. Dahası ailenin 5 yaşındaki küçük kızı Behiye de bu ziyafetler sırasında piyanosunun başına geçer ve Kâmran Aziz’in şarkılarını seslendirirdi mücahit ağabeylerine moral vermek için... Şunu da ekliyor Sanver: “Bizim mevziimizin 15–20 kişilik personelinin yemeklerini arka komşumuz olan Emine Hasan Tunga Hanım gönüllü olarak ve büyük bir zevkle pişirirdi.”   
   Ahmet Sanver, 294 sayfalık kitabında, hamasete hiç kaçmadan, son derece insancıl bir dille “Türk Mukavemet Teşkilatı Rumların Akritas soykırım planını nasıl yok etti?” sorusunun yanıtlarını birbirinden ilginç yaşanmışlıklarıyla verirken, bir avuç TMT gönüllüsünün inanılmaz savaşının toplumsal bir direnişe dönüşmesinin öyküsünü de yazmış oldu. Kıbrıs’ın yakın tarihine ilgi duyan herkesin mutlaka okuması gereken, üstelik çok kolay ve istekle tüketilen bir kitap çıkardı ortaya yazar... Böylece bizi, anılarının üçüncü cildinin beklentisine sokmuş oldu. Ki o kitap da yoldadır, geliyor... Belleğine ve kalemine sağlık Ahmet Sanver dostum…    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.