1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. TMT'ye bir de böyle bakın ve hastalıklara açık KKTC gerçeği
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

TMT'ye bir de böyle bakın ve hastalıklara açık KKTC gerçeği

A+A-

Biliniyor ama yine de hatırlatalım.    Tarihi sadece  “doğru”  olan gerçekleri ile değil,  yaşandıkları dönemlerin koşulları ile de değerlendirmek gerekir.  Mesela bugün aklınıza sığmayan olaylar,  dünün koşullarında belki de   olması gerekenlerdi,  bu nedenle oldulardı… 

 Olumlu yahut olumsuz!  Fark etmez.  Her hatanın ödenen bir faturası olduğu gibi,  her doğrunun da bir kazanımı vardır.  

TMT Kıbrıs Türk halkının o  “tarihi kazanımlarından”  birisidir.  1958’lerde  “kurulması”  gerekirdi,  kuruldu.  Gizli olması gerekirdi yıllarca o gizliliğini korudu.  Bir hedefi olmalıydı,  oldu.  Oluşumu  Kıbrıs Türk halkının kesinlikle can mal güvenliğini Rum’a karşı  korumak amacında hayat bulduydu,  hep bu amaca uygun davrandı…

Tabi şimdi bazı çevreler tarafından  “yargılanmaya”  çalışılıyor.  Ve EOKA ile ayni kefeye konarak  “faşist örgüttü”  deniyor…

Çok şaşmıyoruz!  Çünkü içeriğinde ırkçılık olduğu varsayılarak,   “milliyetçiliğe”  de faşizm diyorlar!   Bu iddia her gündeme geldiğinde  şaşırırım!   Ve düşünürüm: 

Atatürk Anadolu’da yurdu işgal eden güçlere karşı  “İstiklâl Savaşını”  başlattığında,  Türkler’le Kürtler ayni saflarda  savaştılardı…  Amaçları Anadolu’yu işgal kuvvetlerinden kurtarmaktı,  sonuca da vardılardı.  

Pekala şimdi neden birlikte kurtardıkları ve  “vatan”  dedikleri  Anadolu topraklarında birbirleriyle savaşıyorlar?    Ayni yurdun insanları nasıl olur da beş yüz yıllık  Osmanlı tarihi sürecinde ayni topraklarda yan yana,  iç içe yaşam hakkı bulurlarken;  şimdilerde bu toprakların paylaşım kavgası nedeniyle  kanlı bıçaklı oluyorlar?  

GELELİM BİZE.  Tabi ki kendimizi Türkiye gerçeklerinde değerlendirilmesi gereken Türk’le Kürt ilişkilerinin  benzeşmesi içine sokmuyoruz.  Ancak burada  oradakinin tam aksine     şöyle dediklerine takılıyoruz:    “Bu adada  asırlarca Türkler’le Rumlar birlikte yaşadılar.  Şimdi yeniden birleşik bir Kıbrıs’ta birlikte yaşamanın çözümünü sağlamalıdırlar…”

(Tabi ortaya şöyle bir farklılık çıkıyor: Orada Kürtler’in  “ayrılık” için sürdürülen ve terörle beslenen mücadelesine karşılık,     burada iki ayrı halkı  “birliktelik”  içine sokma gayretleri görülmektedir!  Çok da üzerine gitmeden sadece araya bir anekdot olarak sıkıştırıyoruz,  düşünip kesin yargıya varılması size kalsın.)

Biz sadece şunu diyoruz:  Kıbrıs’ta iki halkın asırlarca birlikte yaşadığı iddiası yalandır, çünkü   yaşamadılar, zorla yaşatıldılar!  Önce Osmanlı döneminde Osmanlı idaresi ile  ardından İngiliz sömürgesinde, İngiliz idaresi ile… 

Beş yüz yıllık tarihlerinde iki halka bu adada ilk kez   1960 da Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte yaşama ve Devlet olma hakkı verildiydi,   Makarios’lu  Rum   bir buçuk yılda yıktığı için,   yıkılıp gitti! 

NEDEN?  İstediğiniz kadar   “millet ile milliyetçilik”  mefhumunu  “ırkçılığı”  çağrıştırdığı için  “faşizmle”  eşleştirin.  Ayni ırkın dili,  dini,  tarihi,  geleneği göreneği ile homojenleşmiş   “milletle milliyetçiliği”   ortadan kaldıramazsınız.  Dünyadaki Federasyonlar,  İmparatorluklar,  Sovyetler Birliği falan bu nedenle yıkıldılar,  o yıkıntıların içinden bu nedenle  onlarca yeni devlet çıktı…

ŞİMDİ HATIRLATALIM.  TMT Rum halkının  tüm adayı egemenliğine geçirme ideasında oluşturduğu  EOKA’ya karşı kurulduydu…  Böyle bir  “teşkilata” gerek vardı aksi halde  Rum Milliyetçiliği Eoka’nın mücadelesi  ile galip duruma geçtiğinde,  Türk halkı esir olacaktı!                                                                Bugün de durum farklı değildir.  Bir kez Rum anlaşmalarla Türk’ü  azınlık statüsüne  düşürüp  çoğunluğuna dayalı  “Birleşik Kıbrıs Federasyonunu”  oluşturursa,  bu adada  dikiş tutturamayız,  haberiniz ola!  

Dolayısıyle TMT’yi suçlayacağınıza gidin hâlâ  EOKA kafası ile hareket eden Rum liderliği ile kilisesini sorgulayın.  Ve eğer akılla mantığa,  barışla fonksiyonel çözüme sığacak bir önerileri varsa,  gelin bize de anlatın ki ne kadar yanlış düşündüğümüzü anlayalım! 

*****

DÜNYA UMURUNUZDA DEĞİL

Kanserden kırılıyor,  kalpten zamansız gidiyor,  stresten intihar ediyor, sürekli şeker hastalığına yakalanıyoruz falan…

Nüfusumuzla,  iklimimizle,  yaşam koşullarımızla hiç de bağdaşmayan bu muzır hastalıklarla sarmalanırken sormaz mısınız?  Pekala ama neden?”  Nedir bu memlekette insanları türlü çeşitli hastalıklara tutsak eden  etkenler?  Neden nüfusumuza göre kanser vakaları çoktur?  Niçin nüfusun yarısı neredeyse diyabetiktir?  Neden kalp rahatsızlıkları sürekli artmaktadır…

TÜRKİYE’YE BAKIN:  Siz  “Kıbrıslılığı”  “Türkiyesizlik” üzerinde yüceltmeye  çalışır,  en ucuzundan olduğu için  Ankara’ya sırt dayayarak politika yapma yollarında ikballer gözler yahut sürekli  şerh koyarak  devleti çalıştırmamayı muhalefet yapmak zannederken;   beğenmediğiniz o Türkiye,  cevabını veremediğiniz  bu hastalıkların  üzerine de gitti,  nedenleri için de çoktan tedbirlerini  aldı…

SİZ UYUYORSUNUZ!   Türkiye gıda denetimlerinden su denetimlerine,  obeziteden her türlü  sağlıklı yaşamları tehdit eden olayların üzerine gider,   üstelik    “suçluları resmen ifşa ederken,”    bizde tırnağı kadar   ne denetim oluyor ne  tedbir görülüyor!

Ekmekler, bizzat yapımcıları söylüyor, kalitesiz undan yapılıyorlar!  İmal edilenler ya tuzdan ya şekerden yenmiyorlar.  Yenseler ya tansiyonu azdırıyorlar ya şekeri! 

Adım başında su satıcıları var.  Denetleniyorlar mı?   Sebillere giydirdiğimiz damacanalar ne kadar sağlıklı, var mı bir açıklayan?  

Başıboş köpekler sorunu  yanı sıra,   aylarca kulübelerinde kapalı kalırlarken keneden sineklere kadar her türlü haşaratı üreten ortamlarındaki o feci durumlara    bugüne kadar ne tedbir getirildi  ki? 

Çevre pislikleri  mikrobik ortamlar haline gelirlerken alındı mı bir tedbir?  

NE YANİ?  Bunlar küçük ve önlemsiz  işler de   sizin  “sen-ben davanız” mı  büyükleri! İnsanlarını rast gele yaşamlara terk etmiş böylesi devlette  Peygamber olsanız,  arkanızda tek canlı  yürümez!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.