1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Tolun: "İşportacılık yapar duruma geldik"
Tolun: "İşportacılık yapar duruma geldik"

Tolun: "İşportacılık yapar duruma geldik"

KITSAB Başkanı Tolun, hiçbir hükümet programında yazılanların gerçekleşmediğini belirterek, marka hedefiyle yola çıkılan Turizmin geldiği noktayı çarpıcı sözlerle özetledi:

A+A-

Deniz Abidin

KITSAB Başkanı Orhan Tolun, toplumun kaliteli ve ucuz hizmet almasının önemli olduğunu belirterek, KKTC'nin rakibinin Türkiye, Yunanistan ve Güney Kıbrıs  olduğunu söyledi. Tolun, bu ülkelerdeki hizmetlerin KKTC'den daha ucuz olduğunu söyleyerek, ülkedeki paketlerin daha pahalı olmasından dolayı rekabetin ortadan kalktığını anlattı.  Tolun, KKTC'nin kendi içinde rekabet eden bir ülke olmadığına vurgu yaparak, ülkenin geleceğinin turizm olduğunu kaydetti. Tolun, ülkenin ekonomisinin sürükleyici sektörünün turizm olduğunu ifade ederek, 1,5  milyar dolar ithalatı , 120 milyon dolar ihracatı olan ülkede  turizm gelirlerinin 750 milyon dolar , elde edilen gelirin ise  1,5 milyar dolar olduğunu kaydetti. Tolun, KKTC'nin Türkiye'ye göre daha güvenli bir ülke olduğunu belirterek, turizmde güvenin şart olduğunu söyledi. Tolun, turizmde güven kadar kalitenin de şart olduğunu söyleyerek, kalitenin ucuzllukla sağlanmayacağını kaydetti.

"Tekelleşme kalitenin düşmesine neden oluyor"

Tolun, "İnsan kaynaklarının yüksek fiyata alınması durumunda, elektriği, suyu ve limanları da yüksek fiyata alacak olursak ne ile rekabet edeceğiz?"diye sordu. KITSAB olarak özelleşmeye karşı olmadıklarını ifade eden Tolun, tekelleşmeye karşı olduklarını belirtti. Tolun şunları söyledi, "Tekelleşme kalitenin düşmesine, istenilen kaliteyi kendisinin uygulamasına ve pahalanmasına neden olur. Tekelleşme kalite getirmez. Rekabet kalite getirir. Ercan Hava Alanını tekelleştirdik. Geçitkaleyi öldürdük. İki hava alanı kalmış olsaydı birisine kiralansaydı kalite artardı, rekabet de yükselirdi. Yıllardır hava alanı bir türlü inşa edilmiyor. Geçmişte duty free'lerde satılan malzemeler ucuzdu. Şimdi dışarıda daha ucuz. Nasıl olur ki gümrüksüz  fiyatı, gümrüklü fiyatından daha yüksek. İşte bu tekelleşmenin bize verdiği zarardır. Hava alanında acentelerin aldığı hizmete bakacak olursak, geçmişte otobüslere 150 lira öderdik ve bir ay kullanırdık. Şimdi bir masa yer için 15 bin euro talep ediliyor"

"Suyun pahalı olması otel ve tur  fiyatlarını etkiler"

Türkiye'den suyun gelmesinden mutlu olduğunu ifade eden Tolun, kurak bir ülkede yaşıyor olmamızdan dolayı bunun gerekli olduğunu belirtti. Tolun,  ancak bu suyun mevcut sudan daha pahalı olması durumunda ve otellerin girdisine de bu oranın  yansıması durumunda otel fiyatlarının da artış göstereceğini söyledi. Tolun, böyle bir durumda tur paket fiyatlarının yükseleceğine vurgu yaparak, bunun da turizmi olumsuz etkileyeceğini kaydetti. Tolun, "Diğer taraftan bakıldığında  bazı oteller su sıkıntısı çekiyor. Tankerlerle otele su  taşıyorlar. Ya da uzak bir yerden su kuyusu temin edip oradan taşıma yapıyorlar.  Bu da pahalıya mal oluyor" diye konuştu.

"Rekabete açık olmalı"

Tolun, aynı durumun limanlar için de geçerli olduğunu belirterek, şöyle devam etti, "Girne ve Mağusa Limanı özelleşecek. Bundan yıllar önce hava taşımacılığı yüzde 55 iken , deniz taşımacılığı yüzde 45'di. Mağusa limanı yolcu taşımacılığının yüzde 80'ini oluştururken, Girne Limanı yüzde 20'sini oluştururdu. Deniz taşımacılığı bugün ülkeye gelen yolcu sayısının yüzde 10'unu bulmaz. Bugün  Mağusa limanı yolcu taşımacılığının yüzde 10, Girne yüzde 90 oldu. Ancak Girne Limanının taşıdığı oran yılar önce taşıdığının çok altındadır. Bu nedenle özelleştirme yapılırken rekabete açık ve kaliteyi getirecek bir hizmete ulaştırılması lazım. Yani Girne Limanı özelleşecekse ülkenin  bütün deniz yolu limanlarını bir şirkete vermemek lazım. Girne Limanı özelleşecekse, Marina başkasına, Girne limanı başkasına, Mağusa Limanı başkasına verilmelidir. Serbest olmalıdır ki aralarında bir kalite ve bir  rekabet olsun"

"7 yılda 8 turizm bakanı..."

KITSAB Başkanı Tolun, turizme olumsuz yansıyan sorunlardan birinin de sürekli bakan değişimi olduğunu ifade ederek, bunun turizmde bilgi birikimini yok eden bir husus olduğunu kaydetti. Tolun, kurumsallaşmanın  bilgi birikmi ile mümkün olduğunu söyleyerek, turizmde bunun olmadığını dile getirdi. Tolun, 7 yılda 8 turizm bakanı olduğunu ifade ederek, turizm bakanlarının ömrünün ortalama 10 ay olduğunu belirtti. Tolun, sürekli bir müşavir ordusu yaratıldığına dikkat çekerek, bilgi birikimi olan bu kişilerin daha sonra atıl duruma getirildiğini anlattı. Her bakanın  hükümete geldiğinde turizm için söylediği sözlerin ve hükümet programında yazılanların aynı olduğunu belirten Tolun, şöyle devam etti, "Turizm örgütü gerçekleşecek. Fiziki master plan altyapısı hazırlanacak. Ülkede özel ilgi öne çıkarılacak. Turizm sürükleyici lokomotiv sektör olacak. Bunların hepsi kalıplaşmış sözcüklerdir. Ancak hiçbir hükümet programında bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Biz turizmde marka olma yerine işportacılık yapar duruma geldik. Marka satamıyoruz, işporta ürün satıyoruz. Kaliteli bir paket pahalı olacağı ve rekabet edemeyeceği için ucuzlar. Devlet buna teşvik verir. Kaliteyi sağlayacak yerde markayı ortadan kaldıran bir duruma düşeriz. Çünkü insan kaynaklarımız zayıf, hizmetimiz kötü. Çevrenin de kötü olması bunda etkili oluyor. Günün koşullarına uygun hale getirmiyoruz"

"Turizm örgütü oluşturulması şart"

Tolun, turizmde yapılması gereken ilk işin turizm örgütü oluşturulması olduğunu ifade ederek, bunun kurumsallaşamamanın getirdiği negatif etkileri ortadan kaldıracağını söyledi. Tolun, turizm örgütü ile sektörün de içinde olacağı, politikacıların bozamayacağı bir yapı yaratılacağını anlattı. Tolun, "Turizm örgütünde bakanlık da olacak, sivil toplum örgütleri de olacak. Bu yeni oluşum içinde hem hükümetin istekleri olacak, hem de sektörün istekleri olacak. Ve bir bilgi birikimi olacak. Bir plan bir program olacak" diye konuştu. Tolun, tüm bunların bir bütçe ile oluşması gerektiğini dile getirerek, bir işte başarılı olmanın yolunun plan ve programdan geçtiğini anlattı. Tolun, yeni hükümette Serdar Denktaş, Kemal Dürüst,   Faiz Sucuoğlu ve  Ersan Saner'in geçmişte turizm bakanlığı yapmış olmalarının avantaj olduğunu söyleyerek, "geçmişe göre daha çok umudum var. Artık bu dönem de turizm örgütü gerçekleşmezse başka hiçbir zaman gerçekleşmez demektir" dedi.

"Gün geçtikçe imaj bozuluyor"

Turizm fonunun gelirlerinin cari bütçeye aktarılarak turizm fonunda ayrılmaması nedeniyle istenilen ülkenin tanıtımının  yapılamaması nedeniyle imajın bozulduğunu anlataran Tolun, "gün geçtikçe imaj bozuluyor, ucuz bir ülke görünümüne giriyoruz. Turizm ülkesi olmaktan çok günü birlik gelinip görülen, sadece gazinolar için gelinebilecek bir ülke görünümüne girdik"diye konuştu. Tolun, ülke tanıtımına gerekli önemin verilerek ana pazarda tanıtım yapılması gerektiğinin altını çizdi. İngiltere ve Türkiye'ye Faiz Sucuoğlu zamanında 600 bin euro civarında  reklam yapıldığını belirten Tolun, Türkiye'de etkisinin istenilen düzeyde olmadığını, İngiltere'de ise eleştiriye neden olduğunu vurguladı. Tolun, bunun nedeninin reklamların sivil toplum örgütlerine danışılmadan yapılmış olması olduğunu söyledi.

"Yabancı turist sayısı düştü"

Tolun şunları söyledi, "Yabancı turist sayısında önemli düşmeler var. Acentelerin getirdiği müşterilerde düşüş vardır. Ülkeye gelen yolcu sayısı arttı  demek, kendi kendimizi yanıltmaktan başka birşey değildir. Yolcu sayısı artabilir, çünkü Türkiye'den gelen insan sayısı artmaktadır. Burada gazinoların büyük rolü vardır. Yeni açılan otellerin büyük rolü vardır. Öğrenci sayısının artmması söz konusudur. Ancak bakıldığında yabancı sayısında düşüş vardır. Otellerde konaklayan turist sayısında önemli bir düşüş vardır. Kısacası tablo kötüdür. Ülkeyi kalkındıracak olan, markalaşma yönünde katkı sağlayacak olan yabancı turisttir. Özel ilgiyi gerçekleştiremezsek, ülkeye yabancı turist getiremezsek, markalaşmamız, imajımızı düzeltmemiz mümkün değildir"

"Barış, turizme katkı sağlayacaktır"

Tolun, Cumhurbaşkanı Akıncı'nın bir yıl önce "Maraş'ı sahiplerine vereceğiz" derken hava alanının da gündemde olduğunu ve  direkt uçuşlardan bahsettiğini hatırlatarak, gerek Kıbrıs konsunda gerekse referandumda olumlu yönde yaklaşanın Kıbrıs Türk tarafı olduğunu söyledi. Tolun şöyle devam etti, "Kıbrıs halkı adada bir barış istiyor. Ancak barıştan anladığımız farklıdır. Biz 2004 yılında  BM'nin koyduğu plana evet dedik. Rumlar ise bizde barış isteriz ama... sözcüğünü kullanarak, arzu ettikleri barış daha çok toprağa dayalıdır. Garantörlerin kalakacağı bir barış anlayışıdır. Biz ise Kıbrıslı Türkler olarak uzun vadeli bir barıştan bahsediyoruz. Toprağın bütününü güvence altına alacak bir barıştan söz ediyoruz. Maraş konusunda anlaşılamamasının altında yatan yine Rum tarafında yaşanan zorluklar ve sıkıntılardır. Ben Maraş konusundaki anlaşmazlığın  Akıncı'dan daha çok Anastasiadis'ten  kaynaklı olduğunu düşünüyoruz.  İki toplumlu, iki bölgeli federal bir yapı bu çatı altında bir barışın sağlanması turizme de büyük bir katkı sağlayacaktır"

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.