1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. TOMA’YA KADAR YAPILACAK ÇOK İŞ VAR…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

TOMA’YA KADAR YAPILACAK ÇOK İŞ VAR…

A+A-

Son gelişimde yanımda arkadaşlarım vardı.

Daha önce de gelmişlerdi…

Kıbrıs’ın güneyini hiç görmemişler o yüzden sadece kuzeyi ile ilgili fikirleri vardı.

Onlara dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım.

Güney tarafı AB müktesebatına uygun…

Yolları, eğitimi, demokrasisi…

İnsanların yaklaşımları, dükkânları, hatta ürünlerin üzerindeki etiketleri...

Her şeyi değişik…

Bizlerin gerek özlemle, gerek başka nedenlerle güneye geçişimizde Avrupa’ya gittiğimizi hissettiğimizi söyledim.

Görmeden bilemez insan.

Örneğin telefonda konuşuyorsunuz.

Konuştuğunuzun yüzünü göremiyorsunuz.

Duygularını bilemezsiniz.

Siz karşınızdakini sizin gibi sanıp sohbete başlıyorsunuz.

Belki de o anda karşıdaki konuşmak istemeyecek kadar öfkeli.

Ne bileyim trafiktedir başka bir araba sahibi ile atışmaktadır.

Sinirleri tam tavan yapmış siz bulunduğunuz deniz kenarındaki balıkçıları anlatmaya kalktınız.

Bunun gibi bir şey bu.

Güneyi bilmeden ben Kıbrıs’ın her yerini gezdim demeleri de öyle.

Oysa…

 İstanbul’da hava sıcaktı.

Timbu’ya indiğimizde hava yine sıcaktı.

Eskiden belki kış ortalarındaydı veya yaz girişleri.

İstanbul dondururken uçağın kapısı açıldığında fırına girmiş gibi oluyorduk.

O gün hava aynıydı belki ondandır, pek farklı gelmedi.

Arkadaşlarım da başka bir yere geldikleri ayırtına varmadılar.

Gümrük binasına yürüdük.

Yanımda geliyorlardı, “siz o tarafa” dedim yüzüme baktılar.

Gönderdiğim yerde TC’liler yazıyordu.

Ben girdim KKTC sırasına, pasaportumu verdim, mührü Trabzonlu bastı.

Onların gittikleri yerdeki memur da o bölgelerdendi.

Fark görmediler.

Ha İstanbul ha Timbu…

Çıktık.

Bekleyen taksiye bindik.

Yürüdük.

Lağım kokusu.

-Aynı dediler.

İstanbul’un bazı yerlerinde de vardı o lağım kokusu…

İzah ettim, arıtma dedim geçtik.

Fazla teferruata girmeyeceğim.

Yol kenarlarındaki pislikler, dağlardaki oyulmalar, sağda solda katledilen ağaçlar…

Arabaların geçerken saygısızlıkları, yoldaki çukurlar, olur olmaz yere dikilen apartmanlar.

Çarşıda, pazarda, kahvelerde, lokantalarda konuşulan dil.

Hatta mimikler…

Sonra ve en önemlisi her girdiğimiz köy ve kasabada, var olanların yanına bir tane daha, üstelik çifte minareli yeni yapılmış gereksiz camiler…

Seyahatimizin bitimine yakın dönüp aynen şunu dediler…

-Ne farkınız var?

Bugünlerde iktidardakilerden muhalefetine kadar…

Yoldaki vatandaştan, basındaki yazara kadar tek derdimiz var…

TOMA.

Oysa TOMA da farklı değil.

İstanbul’da ne varsa bizde de olmalı, değil mi?

Yorgancıoğlu, “Sokmayacağız” dedi.

Tamam da demezler mi, “TOMA’ya kadar yapılacak o kadar işiniz var ki…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.