1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Toplumsal röntgen filmi
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Toplumsal röntgen filmi

A+A-

Birkaç ay önce, Türkiye kökenli bir arkadaşım, Ankara’da bir yetkiliden, bizim hakkımızda duyduklarını aktarmıştı :

“Bu Kıbrıslılar’ın Rum’u da Türk’ü de; sadece bağırır! Hiçbir konuda, somut bir plân ortaya koymazlar! Yalnız şikâyet ederler! Onun için tarih boyunca, yönetilmişlerdir! Bu kafayla daha da çok yönetileceklerdir!”

Normalde, huylanırdım! Bu defa huylanmadım… Denilenlerin, gerçeklik payını anlamaya çalıştım sadece… Haklı mı? Neden haklı, eğer haklıysa?

Dün, güneydeki seçim sonuçlarını anlamaya çalışırken, bir başka arkadaşım aradı, yayınlanmayan bir anketten bahsetti! Geniş bir toplum kesitine, üç adet pozitif bilimsel soru sormuşlar! Atla deve değil! Ama insan, dünya ve evren ilişkisini mantıksal tutarlılık içinde açıklayan üç soru! “Güneş nerden doğar”dan, biraz daha zor! Doğru cevap oranlarını yazmıyacağım, içim kanadı! Arkasından, sosyal hayatla ilgili sorular sorulmuş, onaltı adet! Herkesin tümüne yanıtı var! Ve herkes de kendi doğrusundan çok eminmiş! Evrensel doğrudan bihaber ama sosyal doğrunun tekeli elinde sanıyor! Daha da acı sonuçlar da var ama şimdi onları konu yapmak istemiyorum! Arkadaşlar o anketi açıklarlarsa kamuoyuna, onları da o zaman konuşuruz…

Dostum, yorumumu sordu…

“ Bilgi değil, inanç temelinden bir kültürün sahibi olduğumuzun kanıtı” dedim… Ve elbette ki böyle bir kültürün, “evrensel doğru” ile bağlantısı, çok sınırlı! Yıllardır, “Burada herşey, pretending! Ölüm hariç…” derken, ampirik olarak bunun farkında olduğumu anladım! Arkadaşım da ekledi: “ Bu bir nevi ‘benim fikrim, senin fikrini döver’ sarmalıdır!” Onun için de bizde tartışmak bir şey üretmeye değil, ne çok şey bilindiğini kanıtlamaya yönelik olduğundan, komşuya tansiyon ilacı tavsiye etmek için, Hidrostatik basınç ile Onkotik basınç farkını bilmek, gerekmiyor! Ne olduğu hakkında bir bilgi kırıntısına da gerek yok! Konuşmak için, “Ben” diye bir varlığı hissetmek, yeter…

Böyle olunca, duygu ve inançlarla değil de evrensel doğrunun diliyle konuşan herhangi biri ile karşılaştığınızda, kültürel olarak, toplumsal olarak, politik olarak onun sizi yönetmesine şaşmaya da hayret etmek gerek!

Bu durum, yalnız Kıbrıslı Türkler ile ilgili değildir! Bütün Kıbrıslılar’ın “hal-i pür melâli” budur… ENOSİS diye bağırırken, TAKSİM diye çığrışırken; başkalarının belirlediği bir anayasa ile bağımsızlık ilân edip, ertesi günden itibaren onu yıkmak üzere hazırlanmanın, izahı nerdedir? Elli milyar dolar parayı, “batıyorum” diye çığlıklar atan Yunanistan’a götürüp, kendi de batan adamın aklını, başka türlü nasıl izah edeceksiniz? Gaz bulsan ne olacak? Bu akılla, kendin yönetemezsin ki!

Kıbrıs dışında yaşayanlarımız, dünya standardında bir seviye tutturmakta zorlanmıyorlar! Çünkü oralarda, kendi duyguları ile gerçek, daha uçaktan inerken, kırılıyor! Ya gerçeği kabullenecek, ya yaşayamayacak… Burada bir afsun var ama… Bir şey var, sonradan geleni de kendine benzetiyor…

Akıl ve gerçek, izne gönderiliyor…

Yalnız duygular ve inançlarla yaşanıyor…

Ve sonra, kendi rezilliğimizin suçu, “emperyalistler”e yükleniyor! “Senin hiç mi aklın yok da her on senede bir provakasyona geliyorsun?” diye sorarsan da söverek, yürek soğutuluyor…

Dün, güneyde başkanlık seçimi yapıldı… Hayırlı uğurlu olsun! Bu akılla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.