1. YAZARLAR

  2. Halil Sadrazam

  3. Toprak ve Maraş
Halil Sadrazam

Halil Sadrazam

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Toprak ve Maraş

A+A-

Cumhurbaşkanlığı seçim tarihi yaklaştıkça halka sunacak yeni birşeyi olmayanlar halkı aldatmaya çalışmaktadır. Yıllardır ötekileştirilerek yaratılan ve her gün biraz daha büyütülen düşmanlarla toplumu korkutanlar, hamasi yaklaşımlarla halka zarar verenler yine ortaya çıkmaktadır. “Hiçbir şekilde kabul edemeyiz, bir çakıl taşı vermeyiz, bu konuyu tartıştırmayız, bizim kırmızı çizgilerimiz var” gibi söylemlere sarılanlar bugün de benzer şekilde halkı huzursuz etmektedir.

Özellikle toprak konusunda yalan haberlerle halkın duyarlılığı istismar edilmektedir. Akıncı’nın doğru bir şekilde ifade ettiği gibi “Elbette zamanı geldiğinde toprak konusunda düzenleme olacak, ancak bulunacak çözümde mağduriyetin asgariye indirilmesine dikkat edilecektir.”

Kıbrıs’ta çözüm arayışları devam ederken tarafların karşılıklı hataları nedeniyle bozulan görüşme masasına dönmeye hazır olduğunu vurgulayan Sayın Derviş Eroğlu, davranışlarıyla çözümü uzaklaştırmaktadır. Eroğlu’na yakınlığıyla bilinenler, gerçek dışı olarak ortaya çıkardıkları haritalarla Kıbrıslı Türkler arasında endişe yaratarak halkı kandırmaya çalışmaktadırlar.

Bir yandan “Masada toprak konusu konuşulmadı” denirken diğer yandan Rumlar tarafından ortaya konulmuş, Eroğlu ve ekibi tarafından ret edilmiş gibi gösterilen haritalar elden ele dolaşmaktadır. Bu gerçek dışı haritaların hazırlanması, basılması ve dağıtılması için harcanan paralar da halkın cebinden çalınmaktadır.

Bu harita oyunu halk nazarında kabul görmeyince bu defa da inkâr yoluna gidilmiştir. 1974’ten beri 40 yıl geçtiği ve Kuzey’deki değişimlerin gözardı edilemeyeceği ifade edilmektedir. Rumlar taleplerine devam ederlerse olumsuz yanıt verileceğini ifade eden Sayın Eroğlu, açıkça “Türkiye burayı 40 yıl önce işgal etti ve bize bir oyuncak olarak verdi, biz de oyuncağımızdan vaz geçmeyiz” demektedir.

Cumhurbaşkanlığı adayı Sayın Özersay da gerçek dışı önerilerle ve Rumlar tarafından kabul edilmeyecek şekilde Maraş’ı gündeme getirmektedir. Kıbrıslı’lar olarak çözüm ihtiyacımızın ivediliğini görmezden gelerek Maraş’ın “Türkiye Cumhuriyeti’nin Alt Yönetimi” kontrolünde açılması suretiyle Rumların çözüme zorlanmasından söz etmektedir. Sayın Özersay’ın bu düşüncesi, uzlaşıyı bir tarafa atmakta ve Rumlara bir tehdit yaratmaktadır. Bu tehdit yöntemi çözüme yönelik olacak ve masada kullanılacak bir barış dili değildir.

***

Askeri birliklerin ve askeri çevrelere yakın olanların çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla tel örgülerle çevrilerek kapatılan ve yıllardır kapalı tutulan Maraş neden bu kadar hassas ve önemlidir? Kenan Evren dahil o dönemin bazı askeri yetkililerinin “Maraş’ı taviz olarak vermek için aldık” söylemleri de unutulmamalıdır. KaKaTeCe Cumhurbaşkanının dahi askeri makamlardan izin almadan giremediği, çeşitli engellerle çevrili bir alan ne kadar bizimdir? Bu konuda “Kıbrıs’ın Savaş Tarihi” kitabımın 1810 ve 1811’nci sayfalarında yazdığım bilgilerden bir özeti buraya aktarmak istiyorum.

“16 Ağustos günü 28’nci Tümen Komutanlığınca bir şehrin yarısının ele geçirilmesi emniyet bakımından yeterli görülmediği ve KTBK komutanlığınca verilen hedefin güneyine inilerek Derinya’nın kuzeyi, İngiliz Dikelya üssü hattındaki bugünkü temas hattına kadar ilerlendiği söylenmektedir. Maraş gibi turistik tesislerin bulunduğu, adanın en zengin bölgesinin 28’nci Tümen Komutanı Tümgeneral Osman Fazıl Polat’ın inisiyatifiyle ele geçirildiği iddia edilmektedir.

Maraş bölgesi önce kuşatılarak bir çember içine alındı ve her tarafla irtibatı kesildi. Daha sonra şehir plânına göre küçük par­çalara bölünerek parça parça ve dıştan içe doğru temizlendi. Bu arada Rum bölge­sine gitmek isteyen silâhsız sivillerin gitmesine izin verildi.

Maraş, 28’nci Tümen Komutanı Tümgeneral Osman Fazıl Polat tarafından yasak bölge ilân edilerek kimsenin girmesine izin verilmedi. Özellikle Maraş’ın etrafı çeşitli engeller ve barikatlarla kapatılarak, kapalı bir şehir yaratıldı ve bütün çevresine nöbetçiler dikildi. Bu nöbetçilerin doksanlı yıllara kadar bu göreve devam ettiği bilinmektedir.

“Bu suretle yabancılara ait mülklerin korunduğu ve her türlü yağmacılık ve talanın önüne geçildiği” 28’nci Tümen Komutanı Tümgeneral Osman Fazıl Polat tarafından iddia edilmesine rağmen; Maraş’taki her şeyin, kapı ve pencere kasalarına kadar soyulduğu bir gerçektir. Şehir içinde emniyet için özel bazı oluşumlar yaratıldığı, devlet bütçesinden büyük harcamalar yapıldığı, fakat her şeye rağmen ganimet ve yağmanın plânlı ve kesintisiz bir şekilde devam ettiği bir bilinmektedir.

Maraş’ın kapalı bölge haline getirilmesinin ve elde tutulmak istenmesinin arkasında yatan bir diğer düşüncenin de askeri birliklerin çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak olduğuna inanılmaktadır. Bu düşünceyle askeri birliklerin ihtiyaçları buradan karşılanırken askeri çevrelere yakın olan kişilerin ihtiyaçları da buradan karşılandı. Bu arada Maraş bölgesiyle ilgili özel bazı kaçakçılık ekiplerinin oluştuğu, gece veya gündüz çeşitli malzemelerin Maraş bölgesinden çıkartıldığı bilinmektedir. Yaşanan kaçakçılık olaylarında bazı kişilerin nöbetçiler tarafından açılan ateşlerle vurulduğu ve hatta ölenlerin şehit listelerine yazıldığı, yakalanan bazı kişilerin mahkemelere çıkarıldığı, buna rağmen sivil asker işbirliği içinde kaçakçılığın önlenemediği veya önlenmediği de bir gerçektir.”

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.